DİSK’e bağlı Lastik-İş Sendikası Gebze Şubesinin örgütlü olduğu ve Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) bulunan ABD sermayeli Procter Gamble’da (P&G) grev 35’inci gününde devam ediyor. P&G patronu 28. günde sendika ile irtibat kurdu. Salı günü başka bir görüşmenin gerçekleşmesi bekleniyor.
‘Emeğin yanında olan partilere oy vermeliyiz’
Gazetemize konuşan P&G İşçi Baştemsilcisi Ceyhun Kara, üretim ekibinin yoğun mesai harcayan ve işinde uzmanlaşmış 68 kişiden oluştuğunu, fabrikanın da dünyadaki en verimli deterjan tesislerinden biri olduğuna dikkat çekti. “Grevi biz de beklemiyorduk” diyen Kara, “Toparlandık, çadırımızı kurduk, ziyaretler gelmeye başladı. Emek Partisi yanımızdaydı, sesimizi duyurdu ve burada arkadaşlarımız biraz daha sınıf olmayı öğrendi. Biz daha öncesinde grevlere, direnişlere, 1 Mayıslara giderken fabrikada sayımız düşük olurdu. Şimdi arkadaşlarımız ‘Başkan nerede bir grev, direniş var hep beraber gideceğiz’ diyor. Bu sınıf adına güzel bir gelişme ve bunu arkadaşlarımız yaşayarak öğreniyor, bu bizim için çok iyi bir deneyim oldu. Grev bir okuldur sözü gerçekten burada gerçekleşti” dedi.
Farklı siyasi görüşlere sahip işçiler olsa da onların da yanında kimlerin olduğunu gördüğünü ifade eden Kara, “Düzen partilerinden bu işçinin artık vazgeçmesi lazım. Bu iş ekmek meselesi, parti meselesi değil ama biz işçilerin emeğin yanında olan partilere oy vermesi lazım. Bu işin başka yolu yok. İşçilerin Mecliste, yönetimde olmadığı bir düzen böyle oluyor işte” diye belirtti.
Pastanın ucunu verip, ‘Alın size bu’ diyorlar
Patronun, alım gücünün günden güne eridiği bir ortamda TÜİK enflasyonunu bile vermekten imtina ettiğini söyleyen Kara, “İnsanlar geçinemiyor. Doğru beslenme yok, doğru eğitim yok, sağlığa ulaşım paralı. Ülkede her şey paralı. Burada yıllardır iyi kazanımlar elde ettik. Ama ülkemizdeki yoksulluk sınırı ortada. Biz bunun biraz üstünde ücret alıyoruz ama halk sefaleti yaşıyor. Bir zümre var, onlar çok iyi şartlarda yaşıyor ve pastanın ucundan bize vererek ‘Alın size bu’ diyorlar, bunu dayatıyorlar. Bizim bu zinciri kırmamız lazım” diye konuştu.
‘Örgütsüzsen hiçsin’
Maden işçilerinin günlerdir kazanılmış hakları için direndiğini ifade eden Kara, “Madenci çalışmış, emeğini, alın terini akıtmış ama hakkını alamıyor. Bu ne demek? Artık anayasal haklarımıza mücadeleyle ulaşır olduk. Yasalar hep işverenler tarafına uygulanıyor. Artık bunun A fabrikası, B fabrikası yok. İşçi sınıfı bilmeli, örgütsüzsen hiçsin, örgütlüysen güçlüsün. Bizim yapmamız gereken toplu sözleşmelerimizde net ücrete geçmek. O kadar çok vergi ödüyoruz ki. İşverenlerin vergileri affediliyor, bunu Evrensel yazıyor. Milyon dolarlar siliniyor bir kalemde. Ama bizden o vergiler kuruşuna kadar alınıyor. Kıdem tazminatımıza çökülüyor” diyerek birleşik mücadele çağrısı yaptı.
‘OVP’nin sebebi bizler değiliz’
Grevin kendilerine çok şey kattığını dile getiren P&G İşçi Temsilcisi İlke Aydın da deneyimlerini şöyle anlattı: “Burası artık politikleştirmeye başlayınca sermayenin işçi sınıfına olan kini nasıl olur daha iyi gördük. Bu da bizim daha da kenetlenmemizi sağladı. Şu an 35’inci gündeyiz ama sanki dün çıkmış gibiyiz greve. O kadar büyük bir inanç, o kadar büyük bir kararlılıkla devam ediyoruz.”
Taleplerinin çok büyük talepler olmadığını söyleyen Aydın, “Bu dönem bizim için koruma dönemiydi. Bu kadar iyi niyetli olmamıza rağmen karşımızda, ‘Ben bunu verirsem yanarım, batarım, biterim, kapatırım’ diyen bir anlayış var. Mehmet Şimşek’in orta vadeli programının (OVP) sebebi bizler değiliz; işçiler, memurlar, emekçiler, köylüler, ev hanımları, işsizler, sokaktaki vatandaşlar, okuldaki öğrenciler değil. Bu tamamen düzenin faturasının emekçi yığınlara kesilme çabasıdır. Biz bunu daha önce Kemal Dervişler de yaşadık. Babalarımızla birlikte yaşadık. Kemer sıkma politikalarını çok iyi hatırlıyoruz, unutmadık. Türkiye’de her şey unutulur deniliyor ya, aslında işçi sınıfının hafızası unutmaz hiçbir zaman” diye konuştu.
‘İşçi siyaset yapar mı?’
P&G’nin ekonomik olarak çok güçlü olduğunu vurgulayan Aydın, “Dünya devinde çalışıyoruz. Sen kârından feragat et o zaman. İşçiler sefaleti bir kader gibi görmemeli. Sefalet bizim kaderimiz değil, bize dayatılan bir koşul. Her durumda biz dayatmaya karşı örgütlü davranmalıyız. Sınıf bilincinin ne olduğunu, karşımızdaki işverenlerin de emeğe karşı olan kininin ne olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. İşçi siyaset yapar mı? Yapar. İşçi siyaset yapmazsa işçinin yerine siyaset yapanlar bugün olduğu gibi işçileri sefalete, açlığa mahkum eder. Bu sebepten, bütün işçi sınıfının, bütün işsizlerin, kadınların, gençlerin, yaşlıların kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecekleri alanlarda birleşmesi ve örgütlenmesi, bu organize kötülüğe karşı direnmesi gerekiyor. Bizim direnmekten başka bir çaremiz yok. Bir dönem ‘Ayaklar baş mı olur’ diyorlardı ya, tam tersine bizler ayak değiliz, bizler başız. Bizim üretmediğimiz noktada, hiçbir, ekonomi hiçbir iktidar bunun karşısında duramaz. Birleşmemiz gerekiyor. Grev çadırlarında daha çok olmamız gerekiyor” dedi.
‘Bir P&G işçisi 4-5 kişinin işini yapıyor’
Birlik ve beraberlik içerisinde grevlerini sürdürdüklerini belirten Lastik-İş Gebze Şube Başkanı Özay Bektaş da “İlk gün greve çıktığımızda özel sağlık sigortalarını iptal ettiler. Aileleri, çocukları, hasta olanlar, tedavi görenler var. Bunlar büyük mağdur oldu. İlk 6 ay için yüzde 15.5’e kadar indirdik talebimizi. Diğer dönemler için ise enflasyon ve artı oranlar istedik. Fakat son gelinen noktada işveren birinci altı ay için yüzde 5, ikinci, üçüncü ve dördüncü altı aylar için ise enflasyonun yüzde 40’ını verdi. Bunu kabul etme şansımız yok. Buradaki işçi mühendis seviyesinde. Bir işçinin yaptığı işi değil daha fazla iş yüküyle çalışıyor. 4-5 kişinin yaptığı işi yapıyor. Bu işçiye bunlar reva değil” diye konuştu.