Ana içeriğe geç

Bu videolar güldürmüyor! Dijital çağın ucube sirkleri

Geleneksel olarak toplumsal yozlaşmayı eleştiren komedi, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla yön değiştirdi. Son yıllarda milyonlarca kez izlenen videolar ve sahne şovları, mizahın, gücü elinde tutanlardan ziyade sokaktaki dezavantajlı bireylere, yaşlılara ve psikiyatrik vakalara yöneldiğini gösteriyor

Bu videolar güldürmüyor! Dijital çağın ucube sirkleri
Aydınlık
16

Aristofanes’ten günümüze kadar komedi, toplumsal yozlaşmaları ve özellikle de gücü elinde bulunduranları ve otoriteyi eleştirdi. Bu sebeple de ya niteliksiz göründü ya da çoğu kez yasaklandı. Literatürde “yukarıya vurmak” olarak adlandırılan bu yaklaşım önce televizyon ve sonra da dijitalleşmeyle birlikte büyük bir değişime uğradı.

Tüm dünyada ve Türkiye’de son dönemde “viral” olarak tarif edilen videolar milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu videoların önemli bir kısmı ise komedi/eğlence türünde. Özellikle yardıma ihtiyaç duyan, dezavantajlı vatandaşların istismar edilmesiyle yapılan videolar ve hatta programlar kamu vicdanını çürütüyor.

DİJİTAL ÇAĞIN UCUBE SİRKLERİ VE HİSSİZLEŞME

Bu videolar güldürmüyor! Dijital çağın ucube sirkleri - Resim : 1

Söz konusu içerik tüketim modeli, 19. yüzyılda fiziksel veya zihinsel engelli bireylerin parayla izletildiği “ucube sirkleri” ile doğrudan bir tarihsel paralellik taşıyor. Görüntülenme, beğeni ve paylaşım sayısının bilet yerine geçtiği bu dijital tüketimin ilk örnekleri 2010’lu yılların başında kayda geçti.

2012 yılında alt gelir grubunda çalışan bir temizlik işçisinin maruz kaldığı taciz karşısında yaşadığı sinir krizini gösteren “Oğlum bak git” videosu ile 2014’te demans belirtileri gösteren yaşlı bir adamın arkasından dalga geçilen “Dedeye sahip çıkalım” içerikleri bu değişimin en eski örneklerinden.

Bu vakalarda kameraya yansıyanlar komedi unsuru değil, sınıfsal bir çaresizlik ve açık bir sağlık kriziydi. Ancak görüntüler sosyal medyada ses efektleri ve müziklerle kurgulanıp birer karışım haline getirildiğinde, meselenin ciddiyeti tamamen ortadan kalktı. Klasik sanatta sahnede acı çeken birini izlerken oluşan arınma hissi, dijital çağda yerini ekrandaki trajediye karşı tamamen hissizleşmeye ve acımasız bir alaycılığa bıraktı.

EĞLENCE ADINA YAPILAN İSTİSMAR

Bu videolar güldürmüyor! Dijital çağın ucube sirkleri - Resim : 2

Sokak röportajlarının ve kısa video platformlarının yaygınlaşması, sokaktaki ağır psikiyatrik tabloları doğrudan birer seyirlik nesne haline getirdi. Sosyal medyada “Taksim Delisi Cenk” olarak bilinen ve sokakta yaşayan şizofreni hastası vatandaşın videoları, uzun yıllar boyunca bir durum komedisi gibi pazarlandı. Yakın dönemde ise sokak röportajlarında kendisini ABD Başkanı’nın kızı olarak tanıtan Necla Özmen ile “Cihangir Kennedy” olarak bilinen figürler kitlelerin ana eğlence kaynağı oldu.

Tıp literatüründe delüzyon veya psikoz olarak tanımlanan, bireyin gerçeklikle bağının tamamen koptuğu bu klinik tablolar, yayıncılar tarafından birer stand-up gösterisi gibi sunuluyor.

Kişilerin tedavi ihtiyaçları göz ardı edilerek, hezeyanları ve anlamsız cümleleri milyonlarca kez tekrarlanan birer popüler kültür repliği haline getiriliyor. Öte yandan “Isabelle” şarkısıyla gündem olan küçük yaştaki Fevzi Kaan Türker örneği, sadece hastaların değil, çocukluk çağının getirdiği saflığın da yetişkinlerin anlık eğlence arayışı için tüketim çarkına atıldığını belgeliyor.

ENDÜSTRİLEŞEN KAOS VE TOPLUMSAL NARSİSİZM

İzleyicinin hiçbir kurgusu ve zihinsel altyapısı olmayan bu içeriklere gösterdiği yoğun ilgi, İngiliz filozof Thomas Hobbes’un “Üstünlük Teorisi” ile açıklanan bir psikolojik zemin barındırıyor. Teori, bireyin bir başkasının çaresizliğini, cehaletini veya akli zafiyetini gördüğünde kendi normalliği üzerinden egosal bir rahatlama yaşadığını ortaya koyuyor.

İzleyici, ekrandaki sanrı tablolarına gülerken aslında kendi zihinsel ve sosyal üstünlüğünü onaylayarak kitlesel bir narsisizm üretiyor. Başlangıçta amatör sosyal medya kullanıcıları tarafından tesadüfen kaydedilen bu görüntüler, bugün devasa reklam gelirleri yaratan profesyonel yapımlara ilham veriyor.

Örneğin, Hayrettin’in sunduğu “Kaos Show” benzeri programlar, sosyal medyada öfke kontrolü olmayan, iletişim sorunları yaşayan veya psikolojik rahatsızlıkları olduğu gözlemlenen vatandaşları özel bir stüdyo ortamında bir araya getiriyor. Anadolu’daki “köyün delisiyle kahvede eğlenme” pratiği, bugün stüdyo ışıkları, sponsorluklar eşliğinde sahneye taşınarak, bireysel trajedilerin son derece kârlı ve organize bir eğlence endüstrisine dönüştüğünü gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler