Ana içeriğe geç

Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri başladı: Aklın yolculuğunun başladığı toprakları...

Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı işbirliğiyle düzenlenen Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri, Apollon Tapınağı’nda başladı. “Düşünce, yaratı, demokrasi” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Zülfü Livaneli, Miletos’ta başlayan sorgulama geleneğinin insanlık tarihindeki önemine dikkat çekerken, Atatürk’ü Cumhuriyeti ayakta tutan “kilit taşı” olarak tanımladı.

Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri başladı: Aklın yolculuğunun başladığı toprakları...
Cumhuriyet
16

Büyülü bir atmosfer... Gün batımı... Didim’de Apollon Tapınağı’nın dev sütunları arasında Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri’nin açılışındayız. Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinliğin bu yılki teması düşünce, yaratı, demokrasi...

Bulunduğumuz yer sıradan bir tarihi mekân değil. Apollon Tapınağı, antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri. Hemen yanı başındaki Miletos ise insanlık tarihinde bambaşka bir devrimin simgesi. Çünkü burada, Thales ile birlikte insanlar ilk kez doğayı tanrıların kaprisleriyle değil, akılla açıklamaya çalıştı. Belki de bu nedenle Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay’ın açılış konuşmasındaki şu cümle gecenin ruhunu en iyi şekilde anlatıyordu: “Aklın büyük yolculuğunun başladığı topraklardayız.”

Gerçekten de öyle.

Image

Bugün dünyanın dört bir yanında demokrasinin, ifade özgürlüğünün, bilimsel düşüncenin ve birlikte yaşama kültürünün sorgulandığı bir dönemde, binlerce yıl önce aklın ve sorgulamanın filizlendiği bu coğrafyada bulunmak insana farklı duygular yaşatıyor.

Açılış konuşmalarında ortak bir tema vardı: düşünce özgürlüğü.

Eski Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, bu coğrafyanın yüzyıllar boyunca felsefenin, bilimin ve edebiyatın merkezi olduğunu hatırlatırken, özgür düşüncenin gelişmesi için baskıdan uzak bir toplumsal ortamın önemine dikkat çekti. Zülfü Livaneli ise konuşmasında Apollon Tapınağı ile Miletos arasındaki sembolik karşıtlığa işaret etti. Bir yanda vahiy ve inanç merkezleri, diğer yanda doğayı ve evreni insan aklıyla anlamaya çalışan düşünürler...

Livaneli’ye göre Miletos’ta başlayan sorgulama geleneği, yüzyıllar sonra Avrupa Aydınlanması’na kadar uzanan uzun bir yolun ilk adımıydı.

LİVANELİ: ATATÜRK KİLİT TAŞI İDİ

Konuşmasının devamında Cumhuriyetin kurucu değerlerine de değinen Livaneli, Mustafa Kemal Atatürk’ü büyük bir yapıyı ayakta tutan “kilit taşı”na benzeterek Cumhuriyetin toplumun ortak yaşamını bir arada tutan temel unsur olduğunu ifade etti.

Aslında bu yalnızca geçmişe dair bir hatırlatma değil. Bugün yapay zekânın hayatımızı yeniden şekillendirdiği, bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar kolaylaştığı ama hakikate ulaşmanın giderek zorlaştığı bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir dönemde Miletos’un mirası belki de her zamankinden daha değerli. Çünkü Thales’in başlattığı devrim, yalnızca yeni bilgiler üretmek değildi; soru sormayı öğrenmekti. Demokrasi de biraz böyle değil mi?

Demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değil; düşünceyi ifade edebilme, farklı sesleri duyabilme ve ortak aklı oluşturabilme kapasitesi. Edebiyat da tam burada devreye giriyor. Çünkü edebiyat, bize başkasının hayatına bakabilme, empati kurabilme ve dünyayı farklı gözlerle görebilme imkânı sunuyor.

Didim’deki bu buluşmanın; düşünce, yaratı, demokrasi; temasını seçmesi bu nedenle rastlantı değil. Üçü de birbirinden ayrı düşünülemeyecek kavramlar. Düşüncenin olmadığı yerde yaratıcılık gelişmiyor; yaratıcılığın olmadığı yerde toplumlar durağanlaşıyor; demokrasinin olmadığı yerde ise ne düşünce ne de yaratı özgürce nefes alabiliyor. Güneş Apollon Tapınağı’nın sütunlarının arkasında yavaş yavaş kaybolurken sahneye Yunan sanatçı Betty Harlafti ve Ferhat Livaneli Orkestrası çıktı. Müziğin dili farklıydı ama verdiği mesaj aynıydı: Akdeniz, yalnızca denizlerle değil, ortak kültürle, ortak bellekle ve ortak değerlerle birbirine bağlı bir coğrafya.

GELECEĞE DE IŞIK...

Belki de bu yüzden Didim’den ayrılırken akılda kalan yalnızca güzel bir festival olmuyor. İnsanın aklına şu soru takılıyor:

Yaklaşık 2 bin 600 yıl önce bu topraklarda başlayan o büyük sorgulama ve akıl yürütme yolculuğunun mirasına bugün ne kadar sahip çıkabiliyoruz? Sorunun cevabı, yalnızca geçmişe değil, geleceğimize de ışık tutacak gibi görünüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler