Gülper Ergün Urla’da başlattığı bu eşsiz buluşmayı bu yıl Çeşme’ye taşımış ve çok da iyi olmuş. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli içten bir destek sağlamış ve bizzat katılarak da festivalin bir parçası oldu. Ben yine ümitlendim hayata, gencecik, pırıl pırıl, modern bir kadın belediye başkanı geleceği ne kadar farklı şekillendirebilir güç yeterse… Yolu açık olsun!
Çok güzel gastronomik belgesel filmler, çok iyi söyleşiler dinledim. Bilim, Gastronomi ve Ekoloji panelinden çıkmak istemedim. İsmail Ertürk ekoloji alanının uluslararası boyutunu anlattı; gastronominin çağımızın pek çok şeyi bir araya getiren bir unsur olduğunu belirtti. Ekolojinin günümüzdeki önemine vurgu yapan Ertürk, sıcaklık ile birlikte iklimde yaşanan değişimlere değindi. Zafer Yenal da "Bilim o kadar basit alanlarda bile mutfağa giriyor ki hatta belki şöyle bir laf söyleyebiliriz; mutfakta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. Bilimsel olmayan, birçok da işe yaramayan şehir efsaneleri var mutfaklarda. Bunlardan arınmamız lazım’’ dedi. Sonuna kadar katılıyorum.
“Fermente Filmler” oturumunda Ercan Kesal, sinema ve senaryo yazım sürecinin tıpkı fermentasyon gibi zaman, sabır ve dönüşüm gerektirdiğini belirterek, yaşanmışlıkların ancak olgunlaştığında hikâyeye dönüştüğünü söyledi. Yazma sürecinde kendisini dış dünyadan soyutladığını ifade eden Kesal, “Senaryo yazmak bir çeşit fermentasyondur. Bozulursunuz, beklersiniz, mayalanırsınız. O maya vakti geldiğinde bir senaryo olarak önümüze çıkar” dedi. Sevgili Levon Bağış ise yemeklerin yalnızca birer lezzet deneyimi olmadığını, aynı zamanda insanın çocukluğuna, anılarına ve yaşadığı coğrafyaya uzanan güçlü bir hafıza taşıdığını söyledi. Yemekle kurulan bağın çoğu zaman nostaljik bir yolculuk olduğunu belirten Bağış, “Annenizin yemeğinin çok iyi olması sadece yemeğinin iyi olması değil, evde onun yanında yediğiniz anıları da yeniden yaşatmaktır” ifadelerini kullandı. Yemeklerin ve kokuların insanı geçmişe götüren özel bir güce sahip olduğunu vurgulayan Bağış, bu hafızanın sinemada anlatılan hikâyelerle de güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi.
Benim moderasyonunu üstlendiğim panelde sevgili dostlarım Erkan Can ve Güven Kıraç konuşmacıydı.
Güven Kıraç yemek sahnelerinde oyuncuların herhangi bir görüntüde aksama, değişiklik olmaması adına çok dikkatli davrandıklarını söyledi. Erkan Can ise yemeğin bir filmin kilit noktası olduğu anlattı. Filmlerin çoğunda tüm kritik olayların yemek sahnelerinde çözüldüğüne dikkat çekti, sorunların çözüme kavuşmasının yanı sıra yeni olayların başlangıcının da yemek sahneleri olduğunu aktardı. “Gemide”nin sütlaç, “Duvara Karşı”nın dolma, “Baba 2”nin Küba pastası sahnelerine baktık, üzerine konuştuk, çok güldük.
Festivalin Seçki Kurmaca Film etkinlikleri kapsamında “The Cake Dynasty” filmi katılımcıların ilgisini çekti. Lollike filmin dört yıl önce entegrasyonu anlatmak amacıyla yapıldığını belirterek, “Danimarka 5,5 milyon nüfuslu bir ülke ve özgürlük değerlerine çok odaklanıyor. Bu durum, kimlik değerlerine ilişkin farklı yaklaşımları da beraberinde getirebiliyor. Film, entegrasyon sürecini ve Müslümanlara yönelik önyargıları ele alıyor. Dört yıl sonra filmi yeniden izlediğimde ise belki de çok farklı fikirler ortaya koymuş olabileceğini düşünüyorum” dedi.
Bende kalan daha çok şey var Çeşme’den, Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nden… Emeği geçenlerin eline sağlık.
Samsun’da Türk mutfağı haftası
Türk Mutfağı Haftası kutlamaları kapsamında kadın emeğini görünür kılan, başarılı girişimci Vennas Akyol’un zarif daveti ile hem Samsun mutfağını tanıma fırsatını buldum, hem de Günseli Kato’nun sohbetine katıldım, geçtiğimiz haftaların en çok iz bırakan buluşmasıydı diyebilirim. Venn Otel’in Samsun mutfağını yansıtan menüsü birçok yerel üreticinin lezzetlerinin seçkisi. Buluşmanın ilk günü düzenlenen çay saatinde nokul, kıvratma, kaymaklı lokum ve su böreği ikram edildi. Akşam yemeğinde ise yerel otlar, mezeler ve deniz ürünleri ile hazırlanmış nefis bir sofra kuruldu, çok iyi pişmiş dışı çıtır, içi sulu kalkan tavası hepimizi mest etti. İkinci gün ise Samsun göçmen mutfağını deneyimledik. Asırlık Mübadil Lezzetler kitabı yazarı Sevda Tanyıldız’ın yönetiminde ile oluşturulan menü 1923 Mübadelesi ile topraklarından ayrılmak zorunda kalan Kavala, Drama, Selanik ve Makedonya göçmenlerinin yanlarında taşıdıkları o en değerli mirasın yansımasıydı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın şehre kazandırdığı Samsun Müzesi hem Cumhuriyet tarihimize ışık tutuyor hem de Amisos Tümülüsleri kazılarından çıkan o eşsiz hazineleri sergiliyor. Müzeden çıkıp sahil şeridine doğru ilerlediğinizde, Bandırma Vapuru sizi karşılıyor. Duygulanmamak elde değil, gezen herkesin gözleri dolu. 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a çıkan Mustafa Kemal'in zihninde çoktan filizlenmiş olan Türkiye Cumhuriyeti ve yaktığı o özgürlük ateşi her birimizin kalbinde ilk günkü gibi parlamaya devam ediyor.