Batı Afrika'nın incisi olarak anılan, ormanları ve lagünleriyle ünlü Fildişi Sahili, okyanus dalgalarının taşıdığı ve kıyı şeridini yaşanmaz hale getiren devasa bir plastik tsunami ile boğuşuyor. Sahiller plastik yığınları altında yok olurken kendi evini temiz tutan Batı, sömürgecilikten vazgeçmediği Afrika kıyılarını gözden çıkarmış durumda.
Ülkenin dünyaca ünlü turizm merkezleri Grand-Bassam ve Assinie sahilleri, her sabah tonlarca pet şişe, ambalaj ve mikroplastik yığınlarıyla uyanıyor. Atıklar, yerel çöp toplama krizinden çok kapitalizmin, Batı'nın tüketim atıklarını Küresel Güney’in sırtına yıktığı sistematik bir "atık sömürgeciliği" hikâyesi.
Krizin yerel boyutunun merkezinde, ülkenin yaklaşık 6 milyon nüfuslu başkenti Abidjan yer alıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre, Abidjan tek başına günde 280 tondan fazla plastik atık üretiyor. Bu atıkların yalnızca yüzde 3 ila 5'i geri dönüştürülebilirken 1960 yılına kadar Fransa'nın sömürgesi olarak kalan ülkede şehrin yerleşim planı nedeniyle yapıların yaklaşık yüzde 40'ına çöp kamyonları fiziki olarak ulaşamıyor.
Toplanamayan binlerce ton plastik, Batı Afrika’nın en büyük lagün sistemi olan Ébrié Lagünü’ne akıyor. Lagün tabanında, yer yer 30 santimetreyi aşan kalınlıkta plastik atık katmanı oluşurken sahilde önemli geçim kaynaklarından olan balıkçılık da etkilendi. Üstelik, yoğun yağmurlarla atıklar drenaj kanallarını tıkayınca şehir hem selle mücadele etmek hem de atıkların Atlas Okyanusu'ndan kıyılara geri vurmasıyla baş etmek zorunda kalıyor.
Fildişi Sahili, 2013 yılında plastik poşet üretimi, ithalatı, satışı ve kullanımını yasaklayan bir yasa çıkardı. Buna aykırı davrananlara 6 aya kadar hapis ve 1 milyon CFA frangı para cezası öngörüldü. Büyük ticari merkezlerde yasak uygulansa da ülkenin ekonomisinin ayrılmaz parçası haline gelen kayıtdışı sokak ekonomisinde kontrol zorlaşıyor. Plastik sektörü ülkede 10 binden fazla resmi, 20 binden fazla ise kayıt dışı işçi istihdam ediyor. Yiyecek, içme suyu, Batılı markaların kozmetik ve kişisel bakım ürünleri de aynı sömürge izini takip ederek plastik poşetlerde satılıyor.
ÖLÜ BEYAZ ADAMIN GİYSİLERİ
Ülkede kirliliğin önemli kısmı 'ithal' nitelikte. Afrika kıtası, tüm dünyada plastiğin sadece yüzde 5'ini üretmesine rağmen dünyanın ikincil çöp sahası konumunda. Çin'in 2018 yılında plastik atık ithalatını tamamen yasaklamasının ardından, Avrupa Birliği, ABD ve İngiltere çöplerini dökecek yeni pazarlar arayışına girdi. Uluslararası nitelikteki Basel Sözleşmesi, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere tehlikeli atık ihracatını yasaklamasına rağmen, Batı hukuki boşlukları doldurma fırsatını kaçırmıyor. Atıklar, kayıtlara "ikincil hammadde", "tekrar kullanıma uygun ürün" veya "geri dönüştürülebilir malzeme" olarak geçirilerek Fildişi Abidjan ve Nijerya Lagos limanlarına tonlarca indiriliyor. Limandan çıkan bu çöpler hiçbir tesiste işlenemediği için doğrudan açık havaya ve nehirlere dökülüyor.
'İyiliksever' Batı'dan her yıl "bağış" ya da "ikinci el tekstil ticareti" adı altında Afrika'ya gönderilen milyonlarca ton kıyafet, kirliliğin en gizli ve bileşeni. Bölge halkının yerel dilde Kantanamo yani ölü beyaz adamın kıyafetleri dediği bu tekstil ürünlerinin yüzde 40'a yakını daha limana indiği an giyilemeyecek durumda olan çöplerden oluşuyor. Sentetik lifler, polyester, naylon ve akrilik içeren bu kıyafet dağları sahillere terk ediliyor.
Batı merkezli çokuluslu hızlı tüketim ve kozmetik devleri, alım gücü düşük olan Batı Afrika halkına hitap edebilmek için ürün stratejilerini değiştirdi. Şampuan, deterjan, yağ ve kahve gibi ürünler, büyük ve geri dönüştürülebilir ambalajlar yerine, tek kullanımlık plastik küçük paketlerde satılıyor. Geri dönüştürülemez nitelikteki çok katmanlı ambalajlar, Fildişi Sahili gibi ülkelerde daha büyük atık baskısı oluşturuyor.
SANAYİ ATIKLARI DA RİSK
Fildişi Sahili, Batı Afrika’nın en yoğun nüfuslu ve sanayileşmiş ülkelerinin yer aldığı Gine Körfezi hattında bulunuyor. Nijerya ve Gana gibi komşu ülkelerin nehirlerinden okyanusa karışan sanayi atıkları ile uluslararası kargo gemilerinin yasadışı yollarla denize bıraktığı plastik çöpler, güçlü deniz akıntılarıyla sürüklenerek Fildişi Sahili’nin 566 kilometrelik sahil şeridine yığılıyor. Sahillerdeki atıklar, kayıtdışı ve güvencesiz çalışan ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu emekçiler tarafından elle toplanmaya çalışılsa da yerel temizlik operasyonları, okyanustan gelen devasa plastik akışını durdurmaya yetmiyor. Afrika'daki örgütler, tek kullanımlık plastiklerin tamamen yasaklanmasını ve yüksek gelirli ülkelerden düşük gelirli ülkelere yapılan atık ticaretinin uluslararası hukuk nezdinde tamamen suç sayılmasını talep ediyor.