SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında farklı dönemlerde çalışması bulunan vatandaşlar için emeklilik sürecini etkileyebilecek önemli bir gelişme yaşandı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun verdiği emsal nitelikteki karar, emeklilik hesabında hangi hizmet sürelerinin esas alınacağı konusunda yeni bir değerlendirme yapılmasına imkan tanıdı. SGK Uzmanı İsa Karakaş, kararın özellikle birden fazla sigorta kolunda prim ödemesi bulunan kişiler açısından önemli haklar doğurabileceğini belirterek, sigortalıların kendileri için daha avantajlı olan hizmet sürelerinin dikkate alınmasını talep edebileceğini ifade etti.
Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazısında kararı değerlendiren Karakaş, davaya konu olan olayda bir sigortalının SSK’dan emekli olmak için başvurduğunu ancak SGK’nın son yedi yıldaki hizmet süresinde Bağ-Kur günlerinin ağırlıklı olduğu gerekçesiyle kişiyi Bağ-Kur şartlarına göre emekli ettiğini aktardı.
Emeklilik başvurusu yargıya taşındı

Davacı sigortalının SSK kapsamında 6 bin 730 gün, Emekli Sandığı kapsamında 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2 bin 92 gün hizmeti bulunduğu belirtildi. Sigortalı, 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik başvurusu yaptı.
SSK şartlarına göre emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlamasına rağmen SGK, son yedi yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur günlerinin fazla olduğu gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi. Kurum, sigortalının Bağ-Kur’dan emekli olabilmesi için 9 bin günü tamamlaması gerektiğini bildirdi.
Bunun üzerine sigortalı, Bağ-Kur hizmetlerinin dikkate alınmamasını, SSK ve Emekli Sandığı hizmet süreleri üzerinden emekli edilmesini ve uğradığı zararın faiziyle karşılanmasını talep ederek dava açtı.
İş Mahkemesi sigortalıyı haklı buldu
Davaya bakan İş Mahkemesi, hizmet birleştirmesine zorlamanın mümkün olmadığına ve sigortalının tercih hakkının esas alınması gerektiğine hükmetti. Mahkeme, davacının 1 Nisan 2002 tarihi itibarıyla emekli aylığı almaya hak kazandığını belirleyerek biriken maaş farklarının ve faizinin ödenmesine karar verdi.
Karar, istinaf mahkemesi tarafından da onanırken dosya daha sonra Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne taşındı.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, davacının talebinin yalnızca SSK hizmetleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını bozdu. Ancak İş Mahkemesi ilk kararında direnerek, dava dilekçesinin bütününün incelenmesi gerektiğini ve davacının Bağ-Kur dışındaki hizmet sürelerinin dikkate alınmasını talep ettiğinin açık olduğunu vurguladı.
Dosyanın son olarak geldiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise İş Mahkemesi’nin direnme kararını yerinde buldu. Kurul, davacının yalnızca mağduriyet yaratan Bağ-Kur hizmetlerinin dışarıda bırakılmasını istediğini, Emekli Sandığı hizmetlerinin hesaba katılmasına karşı çıkmadığını belirtti.
Kararla birlikte, emeklilik hesabında farklı sigorta statülerinde hizmeti bulunan kişiler açısından sigortalının iradesinin dikkate alınması gerektiği yönünde önemli bir emsal oluşmuş oldu.