Avukat Yurdal Kılıçer, yaptığı açıklamada “Demokratik siyasetin esası, hukuki ihtilafları siyasal olgunlukla yönetebilme kabiliyetidir. Hukukla karşı karşıya kalındığında çözümü sokakta, gerilimde veya fiili durum üretmekte aramak; demokratik siyasetin değil, siyasal çaresizliğin göstergesidir.
Türkiye, benzer krizleri daha önce de yaşadı. 367 krizi sırasında yüksek yargı üzerinden siyasal sonuç üretme girişimleriyle karşı karşıya kalan iktidar, çözümü kurumsal düzeni zorlamakta değil, milletin hakemliğine başvurmakta buldu. Çünkü demokratik sistemlerde nihai meşruiyetin kaynağı yalnızca hukuk normları değil, aynı zamanda millet iradesidir” diye konuştu.
CHP’nin büyük çıkmaz içinde olduğunun altını çizen Kılıçer, şunları söyledi:
“Bir siyasi parti, kendi iç hukukundan kaynaklanan tartışmaları yönetemiyorsa, ülkenin sorunlarını yönetme iddiasını topluma anlatmakta zorlanır. Siyaset, mahkeme kararlarını beğenmeyince sokağı adres göstermek değil; hukuki süreçleri takip ederken toplumsal meşruiyeti koruyabilme sanatıdır. Kurumları aşındıran, gerilimi siyasal stratejiye dönüştüren ve her ihtilafı bir rejim krizine çevirmeye çalışan anlayışlar, demokrasiyi güçlendirmez aksine zayıflatır. Türkiye'nin ihtiyacı; krizlerden siyasal rant üretmeye çalışan bir muhalefet ya da iktidar değil, hukuku da milli iradeyi de aynı anda savunabilen güçlü bir demokratik olgunluktur.”