Yaşar Polat*
Özel sektör öğretmenleri yıllardır emeğinin karşılığını alamadan, güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve ağır çalışma baskısı altında eğitim emekçiliği yapıyor. Toplumun geleceğini yetiştiren bu öğretmenler uzun süredir; insanca yaşam, güvenceli çalışma, adil ücret ve gerçek özlük hakları için demokratik yollarla seslerini duyurmaya çalışıyorlar.
Verilen sözlere rağmen; Ankara’ya giden eğitim emekçilerinin, taleplerini dile getirdiği basın açıklamalarına yönelik günlerdir sert ve orantısız müdahalelere şahit oluyoruz. Yaşanan şiddet olayları demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığı gibi; hak arayan öğretmenlerin karşısına çözüm ve diyalog yerine güvenlik güçlerinin çıkarılması; emekçilerin Anayasal haklarının yok sayılması anlamına gelmektedir.
Özel sektör öğretmenlerinin talepleri bir tehdit değil, yıllardır biriken sorunlarının açık bir ifadesidir. Eğitim emekçilerinin sesini kısmaya yönelik her girişim, toplumsal barışa ve demokrasiye zarar vermektedir. Üstelik bu sert müdahalelerin, 6 ve 12 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirileceği açıklanan NATO Zirvesi öncesinde yaşanması; toplumda demokratik hakların kullanımına yönelik bir gözdağı verme anlayışının mı benimsendiği sorusunu gündeme getirmektedir. Özellikle Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak’ın ters kelepçe ile gözaltına alınması; sendikal haklar, ifade özgürlüğü ve demokratik mücadele açısından ciddi bir sorundur.
İçişleri Bakanının görevi yurttaşların demokratik haklarını engellemek değil, bu hakların güvence altında kullanılmasını sağlamaktır! Sendikal haklara, demokratik mücadeleye ve eğitim emekçilerinin onurlu direnişine yönelik her türlü baskının karşısında durmaya devam edeceğiz.
*Haber Sen 2 Nolu Şube Başkanı
Ankara