Ana içeriğe geç

‘Zarar masallarını dinlemek istemiyoruz’

'Artık birbirimize “İdare et” demeyi bırakıp yan yana gelmenin zamanı geldi. Çünkü yarın maaşımızı alabilmenin, çocuklarımızın geleceğini kurtarabilmenin ve insanca yaşayabilmenin tek yolu örgütlenmek ve birlikte mücadele etmektir.'

‘Zarar masallarını dinlemek istemiyoruz’
Evrensel
16

Temmuz geldi. Peki bizim hayatımızda ne değişti? Hiçbir şey. Biz tekstil işçileri her sabah gün doğmadan fabrikalara giriyoruz. Tozun içinde, sıcağın altında, gürültünün arasında saatlerce çalışıyoruz. Makineler bir dakika durmuyor, biz de duramıyoruz. Tuvalete gitmenin bile hesap edildiği, nefes almaya fırsat bulamadığımız koşullarda üretmeye devam ediyoruz. Ama ay sonu geldiğinde aldığımız maaş daha cebimize girmeden bitiyor.

Bize sürekli “kriz var” diyorlar. Peki bu kriz neden hep bizi vuruyor? Neden ücretsiz izne gönderilen biz oluyoruz? Neden maaşı geç yatan biz oluyoruz? Neden daha uzun saatler çalışmak zorunda kalan biz oluyoruz? Patronlar zarar ediyormuş... Biz onların zarar masallarını dinlemek istemiyoruz. Çünkü onların zararı bizim zararımıza benzemiyor. Onlar biraz daha az kâr ediyor. Biz ise kiramızı ödeyemiyoruz. Elektrik faturasını nasıl yatıracağımızı düşünüyoruz. Çocuğumuz okula giderken beslenme çantasına ne koyacağımızı hesaplıyoruz. Pazara çıkmaya korkuyor, markette etiketlere bakıp geri dönüyoruz.

Bugün yoksulluk sınırı 100 bin lirayı geçmiş durumda. Tekstil sektöründe en yüksek maaşı alan işçiler bile bunun çok altında kalıyor. Büyük çoğunluk ise açlıkla yoksulluk arasında yaşamaya mahkum edilmiş durumda. Yoksulluk sınırının altında kalan hiçbir ücret kabul edilemez. Bu yüzden temmuz ayında tüm ücretlere insanca yaşayacak düzeyde zam yapılmalıdır.

Üstelik yalnızca yoksullukla değil, sağlığımızla da ödüyoruz. Yazın kavurucu sıcakta, kışın dondurucu soğukta; tozlu, nemli ve sağlıksız üretim alanlarında çalışıyoruz. Her gün belimiz, sırtımız, dizlerimiz biraz daha tükeniyor. İş kazaları yaşanıyor, meslek hastalıkları artıyor. Biz ömrümüzü tüketirken birileri servetine servet katıyor. Ama biliyoruz ki hiçbir patron, hiçbir iktidar bize hakkımız olanı kendiliğinden vermeyecek. Bugün bize “Fedakarlık yapın” diyenler, patronların büyüyen servetinden hiç söz etmiyor. O servet gökten inmedi. O servet bizim emeğimizden, bizim alın terimizden, bizim sağlığımızdan çalınarak biriktirildi.

Artık birbirimize “İdare et” demeyi bırakıp yan yana gelmenin zamanı geldi. Çünkü yarın maaşımızı alabilmenin, çocuklarımızın geleceğini kurtarabilmenin ve insanca yaşayabilmenin tek yolu örgütlenmek ve birlikte mücadele etmektir.

Yoksulluk sınırının altında ücret kabul etmiyoruz! Temmuzda tüm ücretlere ek zam istiyoruz! Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz!

Kaynağa Git

İlgili Haberler