Ana içeriğe geç

Almanlara içeriden yaylım ateşi: Türklerle çalışmaktan mutluyuz

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi'nin Almanya'da düzenlediği "Türkiye'de Yatırım: Başarının 20. Yılını Kutluyoruz" resepsiyonunda konuşan Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) Dış Ticaret Direktörü Treier, Berlin'deki bazı karar alıcıların ekonomi politikalarında "kendi kendine yetme" anlayışı veya bir tür "kibir" içinde hareket ettiğin, söyledi. Ülkesinin geçmişte doğru ortaklıklar kurma ve eksiklikler yaşadığını belirten Treier, bu nedenle Berlin'de Türk dostları ve kurumlarıyla bu kadar yakın çalışabilmekten büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Almanlara içeriden yaylım ateşi: Türklerle çalışmaktan mutluyuz
Akşam
16

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin kuruluşunun 20. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde "Türkiye'de Yatırım: Başarının 20. Yılını Kutluyoruz" (Invest in Türkiye: Celebrating 20 Years of Excellence) başlıklı geniş kapsamlı bir resepsiyon gerçekleştirildi.

Alman iş dünyasının üst düzey yöneticileri, yatırımcılar ve diplomatik misyon temsilcilerinin katıldığı resepsiyonda, iki ülke arasındaki köklü ticari bağlar, yeni teşvik paketleri, lojistik avantajlar ve geleceğe yönelik stratejik ortaklık vizyonu ele alındı.

Resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 2003 yılından bu yana uluslararası doğrudan yatırımlar alanında elde edilen tarihi başarıları ve Türkiye'nin gelecek vizyonunu paylaştı.

Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacminin 50 milyar doları aştığını belirten Dağlıoğlu, "Türkiye'de Alman sermayeli 8 bin 600'den fazla şirket faaliyet gösteriyor. Son 20 yılda Alman şirketlerin ülkemize yaptığı yatırımlar 15 milyar dolara yaklaşırken, toplam uluslararası yatırım stoku ise yaklaşık 25 milyar dolara ulaştı." dedi.

Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki güçlü ekonomik entegrasyona dikkati çekerek, Alman şirketlerin üretim ekosistemine değerli katkılar sunduğunu, Türkiye'ye gelen sermayenin kalıcı olduğunu ve şirketlerin elde ettikleri kazançları yeniden yatırıma dönüştürerek büyüdüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu

Türkiye'nin 2003 yılından bu yana yıllık bileşik bazda ortalama yüzde 5,3 büyüme kaydettiğini aktaran Dağlıoğlu, bu performansın Çin ve Hindistan hariç tutulduğunda Avrupa, OECD ve dünya ortalamalarının çok üzerinde olduğunu vurguladı.

Dağlıoğlu, Türkiye'nin nitelikli ve iyi eğitim almış genç iş gücünün uluslararası iş dünyasına sunulan en güçlü değer önerilerinden biri olduğunu ifade etti.

YATIRIMCILARA YENİ VERGİ MUAFİYETLERİ VE TEŞVİKLER

Türkiye'nin her 18 ila 24 ayda bir dinamik ve sürdürülebilir reform ajandaları hazırlayarak bunları yatırımcıların geri bildirimleri doğrultusunda uygulamaya koyduğunu belirten Dağlıoğlu, uluslararası çok uluslu şirketleri yakından ilgilendiren yeni teşvik paketinin ayrıntılarını paylaştı.

Dağlıoğlu, Türkiye'de belirlenen kriterlere uygun nitelikli paylaşımlı hizmet merkezi kuran küresel şirketlere kurumlar vergisi muafiyeti ile belirli bir eşiğe kadar gelir vergisi stopajı avantajı sağlanacağını belirtti.

Sınır ötesi ve küresel ticaret yapan şirketlere daha önce uygulanan yüzde 50'lik vergi indiriminin yeni düzenlemeyle yüzde 100'e çıkarılacağını aktaran Dağlıoğlu, böylece söz konusu şirketlerin kurumlar vergisinden tamamen muaf tutulacağını söyledi.

Dağlıoğlu, Türkiye'de standart yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranının ise imalat sanayi ve tarımsal üretim yapan tüm şirketler için yüzde 50 indirimle yüzde 12,5 olarak uygulanacağını ifade etti.

Ahmet Burak Dağlıoğlu, geleneksel sektörlerdeki köklü bağların ardından yeni dönemin "teknoloji ortaklığı" üzerine kurulacağını belirterek, "Avrupa'da teknoloji alanında aşırı düzenleme tartışmaları sürerken, biz ülkelerimizin küresel ölçekte güçlü teknoloji şirketleri çıkarabileceğine inanıyoruz. Almanya merkezli ve Türkiye dahil 65 ülkede faaliyet gösteren Delivery Hero bunun en somut örneği. Türkiye ve Almanya, teknoloji alanında küresel şampiyonlar çıkarmak için büyük ortaklıklar kurabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmasının sonunda Türkiye'nin sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi hedeflerine olan güçlü bağlılığını hatırlatan Dağlıoğlu, katılımcıları kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) davet etti.

Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği Dış Ticaret Direktörü Volker Treier

"ALMAN ŞİRKETLERİN TÜRKİYE YATIRIMLARI KAZAN-KAZAN VESİLESİDİR"

Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) Dış Ticaret Direktörü Volker Treier ise Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ortaklığın küresel sınamalara karşı en güçlü kalkanlardan biri olduğunu vurguladı.

Treier, Alman şirketlerin Türkiye'deki yatırımlarının her iki ülke ekonomisine de yüksek katma değer sağlayan net bir "kazan-kazan" modeli sunduğunu belirtti.

DIHK olarak Almanya genelinde 3 milyondan fazla şirketi temsil ettiklerini hatırlatan Treier, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve şeffaf olmayan kamu sübvansiyonları nedeniyle oluşan haksız rekabet ortamında, Türkiye ile yürütülen kurala dayalı ve adil ticaretin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Treier, geçmiş yıllarda Berlin'deki bazı karar alıcıların ekonomi politikalarında "kendi kendine yetme" anlayışı veya bir tür "kibir" içinde hareket ettiğini aktararak, geçmişte doğru ortaklıklar kurma ve birbirine gerçekten yakınlaşma konusunda eksiklikler yaşandığını söyledi.

Bu nedenle Berlin'de Türk dostları ve kurumlarıyla bu kadar yakın çalışabilmekten büyük memnuniyet duyduklarını belirten Treier, siyasetçilerin zaman zaman şirketlerin yurt dışına yaptığı yatırımları "yurtseverlik eksikliği" olarak eleştirdiğini, ancak en zor dönemlerde bile bu yatırımların her iki ülke için de kazanç sağladığını bildiklerini kaydetti.

DIHK Dış Ticaret Direktörü Volker Treier, Almanya'nın son dönemde yüksek enerji maliyetleri nedeniyle rekabet gücünün bir kısmını kaybettiğine işaret ederek, şirketlerin son birkaç yılda Türkiye gibi stratejik ülkelerde yatırım yapmasının bu şirketlerin varlığını sürdürmesine ve tedarik zincirlerinin korunmasına yardımcı olduğunu, bu yatırımlardan her iki tarafın da kazançlı çıktığını vurguladı.

Macar kökenli olduğunu ve Orta Asya'ya yaptığı seyahatlerde Türk dünyasıyla olan kültürel ve tarihi bağlara bizzat tanıklık ettiğini aktaran Treier, "Bölgedeki Türk kökenli girişimcilerimiz Özbekistan'dan Kazakistan'a kadar herkesle çok rahat iletişim kurabiliyor. Orada devasa bir aile var ve beni de bu aileye dahil ettiler. Türk dostlarımızla iş dünyasında da bu samimiyet ve güven temelinde hareket ediyoruz." dedi.

Treier, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31 ile 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi dolayısıyla Türkiye'ye tebriklerini ileterek, iklim krizi ve jeopolitik zorlukların ancak bu tür güçlü ortaklıklarla aşılabileceğini vurguladı.

DIHK'nın dünya genelindeki ikili oda ağından sorumlu olduğunu belirten Treier, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası'nın (AHK Türkiye), İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'daki faaliyetleriyle iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere önemli katkılar sunduğunu söyledi.

Treier, Alman şirketlerin Türkiye'de doğru ortaklar bulması ve her iki ülkeye katma değer oluşturması için çalıştıklarını vurgulayarak, Türk ve Alman paydaşlarla gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacaklarına ve adil ortaklık temelindeki ilişkilerin derinleşerek süreceğine inandığını dile getirdi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler