Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten açıklamalar
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Doğu'da devam eden savaşın beklenenden uzun sürdüğünü bu durumun Türkiye'deki enflasyon rakamlarına yüzde 5'lik bir etkisinin olduğunu ifade etti.
Kanal 6
16
CNN Türk yayınına konuk olarak gazeteci Ahmet Hakan'ın sorularını yanıtlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Şimşek, özellikle Orta Doğu'da devam eden savaşın enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki yansımalarına dikkat çekerek, yaşanan şokun enflasyona en az 5 puanlık ek baskı oluşturduğunu söyledi.
Şimşek'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
SAVAŞIN ENFLASYONA ETKİSİ
Hürmüz Boğazı'nın çevresinde ciddi petro kimya üretimi var. Gübre üretiminin 3'te 1'inden fazlası orada. Gübreden çip üretimine kadar aklınıza gelen birçok ham madde ya orada işleniyor ya da ham madde orada. Endişeyle izlemek zorundasınız. Dünyanın her yerindeki fiyatlamayı etkiliyor. Mesela giyimde artış görüyorsunuz. Giyimdeki polyester petro kimya ürünü. Birinci etkiler var. Petrol fiyatları birincil etkiler. Bir de ikinci etkiler var. Bu şok dünyada çok boyutlu bir şok. Küresel büyümeyi etkiliyor. Enflasyon yükseliyor. Enflasyonun yükselmesi küresel faizleri etkiliyor. Bu büyümeyi etkiliyor. Bizim gibi petrol, petro kimya ürünlerini dışardan temin eden ülkelerin dış dengesini bozuyor. Bu nedenlerle çok yönlü bir şok. Ticaretimiz etkileniyor. Bu bölge bizim ihracat yaptığımız bir bölge. Dolaylı etkiler çok boyutlu.
Biz yoğun bir şekilde takip ediyoruz. Başlangıçta beklenti şuydu; birkaç hafta içerisinde bitecek. 200 gün oldu. Dolayısıyla bu şok öngörülenden uzun sürdü. Küresel petrol arzına baktığımızda bugünkü şokun etkisine baktığımızda geçmişte yaşanan şokların etkisinden daha büyük. Bu şok olmasaydı enflasyon yüzde 20'nin bir tık altıyla yüzde 20'nin bir tık üzerinde olma ihtimali yüksekti. Bugünkü fiyatlamalara baktığımızda en az 5 puanlık ilave bir etki var. Bu süreç uzadıkça etkileri daha yoğun olabilir.
OVP VE ENFLASYON HEDEFLERİ
Dünya karmaşıktır. Dünya karmaşık olduğu için ekonomistler modeller yapar. Dünyayı basitleştirirler. Örneğin ne diyoruz, petrolün varil fiyatı 90 dolar olursa, enflasyon şu olur, bu olur diye varsayımda bulunuyoruz. Her ihtimale karşı senaryo yapıyoruz. Geçen sene OVP'yi yaptığımızda piyasa ne bekliyordu? Uluslararası kurumlar ne bekliyordu? 2026'da petrolün varil fiyatı 65 dolar bekleniyordu. 118 doları buldu. Bu şokları öngörüp program yapmamız mümkün değil. Ben bahane bulmuyorum. Geçen sene zirai don yaşadık. Meyveyi çok kötü vurdu. Yazın da kuraklık yaşadık. Bunlar etkilemiyor dersem doğru olmaz. Enflasyon hedeflerini tutturamadığımızda bunlara da sığınmam. Çünkü yapısal konular da var. Savaşın etkisi önemli. Yönetilebilir bir şok. OVP'nin tasarımı, önemli makro riskleri yönetmekle ilgiliydi. 2023'te çok büyük bir deprem oldu. Türkiye'nin çok büyük kaynak ihtiyacı vardı. Kaynağı piyasadan elde etmeseydiniz enflasyonun 3 haneye çıkma ihtimali vardı. İşte bu programın tasarımındaki amaç bu yüksek riskleri yönetmekti. 2023-2024'te önceliği makro finansal ihtiyaca verdik. 2024-2025'te amaç dezenflasyonun başlaması, cari dengenin yönetilebilir düzeyde tutulmasıydı. Biz tamponlar inşa ettik. Şoklara karşı rezerv biriktirdik.
REZERVLERDEKİ ARTIŞA DİKKAT ÇEKTİ
Bu coğrafya zor bir coğrafya. Her zaman da şoklar yaşanıyor. Birinci olarak şoklara karşı tampon oluşturduk. Burada rezerv birikimi var. Rezerv biriktirdik. Brüt rezervlerimiz 2023'ün ortasında yaklaşık 98,5 milyar dolardı. Şubat sonunda zirvede 210 milyar dolara kadar çıktı. Tabii ki savaşın etkisiyle şu anda 160 milyar dolar seviyesinde. Ancak 160 milyar dolar bile düşmüş haliyle, 2023 ortasına göre çok ciddi bir artışı ifade ediyor. Ciddi bir rezerv midir? Elbette bu şokun etkisi önemli ölçüde yaşandığı için seviyeler gerilemiş olsa da mevcut düzeyler yine değerlidir, önemlidir. Nereden baktığınıza göre değişik ölçütler var. Mesela normalde rezervlerin üç aylık ithalata yetmesi yeterli kabul edilir. Bizim şu anda rezervlerimiz yaklaşık beş aylık ithalata karşılık geliyor.
KKM'NİN ETKİSİ VE BÜTÇE DİSİPLİNİ
Türkiye'nin bilançosu, sadece Kur Korumalı Mevduat üzerinden 143 milyar dolar iyileşmiş oldu. Dolayısıyla bugün o dönemdeki gibi bir durum yok. O dönemde yaşanacak ciddi bir kur hareketinin, Merkez Bankası tarafından açıktan para basılarak karşılanması gerekiyordu. Bu da enflasyonist bir etki oluşturuyordu. O dönem artık geride kaldı.
Bütçe de çok önemlidir. Size basit bir örnek vereyim. Geçen sene bütçe açığını, milli gelirimiz 100 liraysa 2,9 liraya düşürdük. Halbuki 2023 ortasında; deprem olmuş, seçimden çıkılmış, EYT uygulanmış, KKM devam ediyor. Önümüze konulan tablo şuydu: Eğer tedbir alınmazsa, milli gelir 100 liraysa bütçe açığı 9,8 lira olacaktı. Biz o yıl aldığımız tedbirlerle bunu 5 liraya düşürdük. Tabii tedbir alınca genelde insanlar bundan hoşlanmaz. Tedbirleri istemezsiniz. Maliye bakanları da bu nedenle çok popüler olmaz. Ama o tedbirleri almasaydık olmazdı. Hem tasarruf hem de diğer tedbirler vardı. Çünkü başka yolu yoktu.
DEPREM HARCAMALARI VE MALİ ALAN
Bugünkü fiyatlarla şu ana kadar deprem için 4,1 trilyon lira harcamışız. Bu çok büyük bir rakam. Dolar karşılığı yaklaşık 93 milyar dolar. Bakın, bu 93 milyar dolar deprem bölgesiyle ilgili yaptığımız harcamalar. Ve bunların tamamı bütçeden karşılandı.
Bu harcamayı yapmamıza rağmen geçen yıl bütçe açığını düşük seviyede tutabildik. Avrupa Birliği'nin Maastricht kriteri vardır. Dünyada referans kabul edilen uygulamalardan biridir. Buna göre bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 3'ün altında ya da yüzde 3 seviyesindeyse oldukça iyi kabul edilir. Geçen yıl dünyadaki gelişmekte olan ülkelerin ortalama bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 5,9 oldu. Bizde ise bu oran yüzde 2,9 gerçekleşti. Yani Maastricht kriterinin de altında kaldık.
Şimdi diyeceksiniz ki bunun ne faydası var? Bu kadar sıkılaşmanın ne faydası var? Bakın, savaş başladı ve petrol fiyatları hızla yükseldi. Biz de bu şoka karşı hangi tedbirleri alabileceğimizi değerlendirdik. Kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli tedbirleri her zaman birlikte düşünürüz.
EŞEL MOBİL SİSTEMİ DEVREYE ALINDI
Cumhurbaşkanımızın takdiriyle eşel mobil sistemini devreye aldık. Bu sistem sayesinde petrol fiyatlarındaki artışın vatandaşa tam olarak yansımasını engelledik. Öyle dönemler yaşadık ki petrolün varil fiyatı 115, 120 hatta 118 dolar seviyelerine kadar çıktı. Bu seviyelerde fiyatların pompaya tamamen yansıması durumunda akaryakıt fiyatları çok daha yüksek olacaktı.
Savaştan bir gün önce Ankara'da mazotun litre fiyatı yaklaşık 60 liraydı. Benzin de yaklaşık 59 lira seviyesindeydi. Eğer o dönemde fiyat artışlarını tamamen yansıtsaydık, mazotun litre fiyatı 95 liranın üzerine çıkacak, benzin ise 80 lira civarına ulaşacaktı.
Biz ne yaptık? Bütçeyi iyi yönettiğimiz için, tasarruf tedbirleri aldığımız için, zamanında yaptığımız düzenlemeler ve kayıt dışılıkla mücadele sayesinde eşel mobil sistemini devreye soktuk. Böylece vatandaşlarımızı, esnafımızı ve ihracatçılarımızı bu şoka karşı önemli ölçüde koruduk. Çünkü yurt içinde taşımacılık kamyonlarla yapılıyor. Bu sadece otomobil kullanan vatandaşları ilgilendiren bir konu değil. Üreticiyi, ihracatçıyı, esnafı ve tüm ekonomiyi etkileyen bir konu.
Ham petrol fiyatlarındaki artışın pompaya tam olarak yansımasını engelledik. Yaklaşık yüzde 75 oranında vergi gelirinden feragat ederek vatandaşımızı, esnafımızı, ihracatçımızı ve üreticimizi bu şoka karşı koruduk. Şimdi bütçenizde alan olmasa bunu yapamazsınız
Kaynağa Git