NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Brüksel’deki NATO Karargâhı’nda basın mensuplarına verdiği röportajda yaklaşan Ankara Zirvesi öncesi ittifakın yol haritasına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Rutte, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin başkentinde yapılacak zirvenin klasik bir politika belirleme toplantısından ziyade, daha önce alınan kararların hayata geçirileceği bir “uygulama aşaması” olacağını söyledi. Lahey Zirvesi’nde üzerinde uzlaşılan başlıkların artık somut adımlara dönüşeceğini vurgulayan Rutte, özellikle savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayi üretim kapasitesinin genişletilmesi ve Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz sürdürülmesinin öne çıktığını aktardı.
SAVUNMA SANAYİ ANA GÜNDEM
Zirvenin ilk gününde gerçekleştirilecek Savunma Sanayi Forumu’na da değinen Rutte, NATO ülkelerinin üretim gücünü artırmaya yönelik stratejilerin burada ele alınacağını belirtti.
“NATO 3.0” ifadesine açıklık getiren Rutte, bu kavramın Avrupa ve Kanada’nın güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlendiği, yük paylaşımının daha dengeli hale geldiği yeni bir ittifak modelini ifade ettiğini söyledi. ABD’nin NATO içindeki merkezi rolünün devam edeceğini vurgulayan Rutte, Avrupa’nın askeri ve mali katkılarının artmasının ittifakı hem daha güçlü hem de daha caydırıcı hale getireceğini dile getirdi.
"EN BÜYÜK RİSK RUSYA"
Güvenlik tehditlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Rutte, NATO için uzun vadede en büyük riskin Rusya olduğunu belirtti. Moskova’nın Ukrayna’daki savaşını sürdürdüğünü hatırlatan Rutte, Rusya’nın Çin, İran ve Kuzey Kore ile iş birliği içinde hareket ettiğini, Çin’in ise hızla artan askeri kapasitesi nedeniyle yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE'NİN İTTİFAKTAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye’nin NATO içindeki rolüne de bir vurgu yapan Rutte, Türkiye’nin ittifakın en güçlü ordularından birine sahip olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hem eğitim hem donanım açısından yüksek seviyede bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 3 bin şirketten oluşan savunma sanayi altyapısına dikkat çeken Rutte, Ankara’nın ev sahipliği yapacağı Savunma Sanayi Forumu’nun da bu kapasitenin doğal bir sonucu olduğunu belirtti.
Rutte ayrıca, ASELSAN ziyaretinde edindiği izlenimlerin son derece olumlu olduğunu ifade ederek Türkiye’nin NATO’nun caydırıcılık gücüne önemli katkı sağladığını dile getirdi.
"TEMEL İLKE KAPSAYICILIK"
Avrupa Birliği’nin savunma girişimlerinde Türkiye gibi NATO üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması ihtimaliyle ilgili soruya ise Rutte, NATO’nun temel ilkesinin kapsayıcılık olduğunu vurgulayarak yanıt verdi. Avrupa güvenlik mimarisinin yalnızca AB üyeleriyle sınırlanamayacağını belirten Rutte; Türkiye, Birleşik Krallık, Norveç ve İzlanda gibi ülkelerin de bu yapının ayrılmaz parçaları olduğunu söyledi.
"ABD İTTİFAKIN EN TEMEL GÜVENLİK GARANTİSİ"
Nükleer caydırıcılık konusuna da değinen NATO Genel Sekreteri, ABD’nin nükleer şemsiyesinin ittifakın en temel güvenlik garantisi olmaya devam ettiğini belirtti. Fransa’nın nükleer kapasitesini Avrupa müttefikleriyle daha koordineli kullanma yaklaşımının ise Rusya’ya karşı ek bir caydırıcılık unsuru oluşturduğunu ifade etti.
Rutte, Ankara Zirvesi’nin NATO’nun geleceği açısından kritik bir eşik olacağını belirterek, Lahey’de alınan kararların sahada uygulanmasıyla ittifakın daha güçlü, daha dengeli ve daha hazırlıklı bir yapıya dönüşeceğini söyledi. Savunma harcamalarının artırılması, sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi ve yük paylaşımının adil hale getirilmesinin NATO’nun önümüzdeki dönem stratejisinin merkezinde yer alacağını sözlerine ekledi.