Ana içeriğe geç

İzmir’de feministler ve LGBTİ+’lar Nafaka hakkı için yürüdü: Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz

İzmir’de 12. Yargı Paketine karşı ve nafaka hakkı için yürüyüş ve basın açıklaması yapan feministler ve LGBTİ+’lar, bu saldırıların siyasal bir projenin parçası olduğunu vurgulayarak, "Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz" dedi.

İzmir’de feministler ve LGBTİ+’lar Nafaka hakkı için yürüdü: Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz
Evrensel
16

İzmir – İzmir’de feministler ve LGBTİ+’lar, 12. Yargı Paketine karşı ve nafaka hakkı için yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen kitle Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü. Eylemde sık sık “Nafaka haktır gasbedilemez”, “AKP elini nafakamdan çek”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları atıldı. Burada yapılan açıklamada basın metnini Miray ve Hacer Yeşilçay okudu.

Yıllardır kadınların nafaka hakkını, LGBTİ+’ların varoluşunu ve transların bedenleri üzerindeki söz hakkını hedef alan iktidarın bugün aynı hattı yeni yasa teklifleri ve düzenlemeler aracılığıyla, ‘Aile Yılı’ söylemi altında sürdürmeye çalıştığı belirtilen açıklamada, “Bir kez daha görüyoruz ki hukuk, hak ve özgürlükleri güvence altına almak için değil, toplumsal yaşamı iktidarın ideolojik tercihleri doğrultusunda yeniden şekillendirmek için araçsallaştırılıyor. Aileyi koruma iddiasıyla yürütülen bu politikalar, gerçekte kadınların nafaka hakkına, LGBTİ+’ların yaşamlarına, kimliklerine ve kazanılmış haklarına müdahale etmeyi hedefliyor” denildi.

“Bu saldırılar siyasal bir projenin parçası”

Kadınları aile içinde güvencesizliğe mahkum etmeye, LGBTİ+’ları kamusal yaşamdan dışlamaya ve toplumsal çeşitliliği baskı altına almaya çalışan bu saldırıların, eşitlik ve özgürlük karşıtı bir siyasal projenin parçası olduğu vurgulanan açıklamada, “Onur ayının ilk gününde; daha önce evi kundaklatılmaya çalışılmış, trans kadın kimliğinden ötürü iş arama sürecine dahi girememiş, devletin translara uyguladığı sistematik şiddet ve baskıyı ‘yaşamıyorum ama ölmemeye çalışıyorum’ diye dile getirmiş trans kadın Deniz Soydam da 13 Nisan'da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi yurdunda, yurt müdürü Semiha Akın'ın ve öğrencilerin transfobik tehditlerine, baskısına, şiddetine maruz kalmış; ailesine açılmasına rağmen trans kimliği hep reddedilmiş, üstüne bir de onarım terapisine zorlanmış trans öğrenci, Arya da intihara sürüklenerek katledilmiştir” ifadeleri yer aldı.

Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik kamuoyuna yansıyan aşağılayıcı ifadelerine de değinilen açıklamada, “Bu açıklama ayrımcılığı ve nefreti besleyen dilin güncel örneklerinden biridir. Kürt kadınlarını etnik kimlikleri ve kadın kimlikleri üzerinden aşağılayan bu söylem, yalnızca bir talihsiz açıklama değil; kadınları, Kürtleri ve farklı kimlikleri değersizleştirmeye çalışan ayrımcı anlayışın yansımasıdır. Kürt kadınları tarihsel olarak hem kadın olmaları hem de Kürt olmaları nedeniyle çok katmanlı ayrımcılığa maruz bırakılmıştır. Bu nedenle onları hedef alan her söylem, yalnızca bireylere değil, eşitlik ve birlikte yaşam fikrine yönelmiş bir saldırıdır” ifadeleri kullanıldı.

“Nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz”

Bu saldırıların ortak bir siyasal hattın ürünü olduğu ifade edilen açıklamada, “Kamuoyuna yıllardır anlatılan ‘ömür boyu nafaka’ anlatısı gerçeği yansıtmamaktadır. Bugün iptal edilen düzenleme, kadınların koşulsuz ve sonsuza kadar nafaka aldığı anlamına gelmemektedir. Yoksulluk nafakası belirli koşullara bağlıdır; ihtiyaç ortadan kalktığında, tarafların koşulları değiştiğinde ya da kanunda belirtilen durumlar oluştuğunda sona ermektedir. Buna rağmen yıllardır kadınlar sanki erkeklerin sırtında yaşayan kişiler gibi gösterilmiş, kadın yoksulluğu görünmez kılınmış ve nafaka hakkı sistematik biçimde hedef haline getirilmiştir” denildi.

2. Yargı Paketi kapsamında yeniden gündeme getirilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin de benzer bir manipülasyon üzerine kurulu olduğu belirtilen açıklamada, “Özellikle transların cinsiyet uyum süreçleri hakkında kamuoyuna sistematik biçimde yanlış bilgiler sunulmaktadır. Transların 18 yaşına girer girmez herhangi bir değerlendirmeye tabi olmadan hormon kullanmaya başladıkları ya da ameliyat oldukları yönündeki iddiaların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Cinsiyet uyum süreci zaten son derece ağır, uzun ve bürokratik bir süreçtir. Translar yıllarca hastane koridorlarında, sağlık kurullarında ve adliyelerde beklemek zorunda bırakılmaktadır” ifadeleri yer aldı.

“Özgürlüğümüz de eşitliğimiz de mücadeleyle kazanıldı”

Mücadeleden vazgeçilmeyeceği belirtilen açıklamada son olarak “Daha önce haklarımızı savunduk, daha önce nefret politikalarına geri adım attırdık. Bugün de aynı kararlılıkla buradayız. Nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Cinsiyet uyum sürecine dair mücadelemizle kazandığımız haklarımızı teslim etmeyeceğiz. LGBTİ+’ların varoluşunu pazarlık konusu yaptırmayacağız. Kürt kadınlarını, kadınları ve farklı kimlikleri hedef alan nefret söylemlerine boyun eğmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgürlüğümüz de eşitliğimiz de mücadeleyle kazanıldı. Bugün haklarımızı hedef alanlar karşılarında yalnızca kadınları ya da yalnızca LGBTİ+’ları değil; eşitlikten, özgürlükten ve adaletten yana olan herkesi bulacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler