Küresel iklim değişikliği ve El Nino dinamikleri, dünya genelindeki orman yangınlarının sıklığını, süresini ve şiddetini artırmaya devam ediyor. Bilimsel veriler, 2026 yılının ilk yarısında yangınlardan zarar gören toplam alan miktarının, 2012 yılında başlatılan küresel izleme kayıtlarındaki önceki rekoru yüzde 20 oranında aştığını ortaya koydu.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kavgacı, atmosferik değişimlerin bitki örtüsü yangınları üzerindeki etkilerini ve Türkiye'ye yönelik olası riskleri analiz etti.
KITALARA GÖRE GÜNCEL YANGIN BİLANÇOSU
2026'nın ilk aylarında iklim krizine bağlı olarak farklı kıtalarda yaşanan orman yangınlarının boyutları resmi raporlara şu şekilde yansıdı:
Afrika: Kıta genelinde 85 milyon hektar alan yandı. Gambiya, Senegal, Mali ve Nijerya'nın da aralarında bulunduğu 16 ülkede rekor yangın seviyelerine ulaşıldı. Bu miktar, 2025 yılındaki bir önceki rekorun yüzde 23 üzerindedir.
Asya: Özellikle Laos, Myanmar, Tayland ve Hindistan'da etkili olan yangınlar sonucu kıta genelinde 44 milyon hektar alan etkilendi. Bölgede, yangın rekorunun kırıldığı 2014 yılına göre yüzde 40 daha fazla alan küle döndü.
ABD: Yıl başındaki şiddetli kuraklık ve mart ayındaki sıcak hava dalgaları nedeniyle yanan alan miktarı, geçmiş dönem ortalamalarının yaklaşık iki katına çıktı. Mevcut durumda ABD topraklarının yüzde 50'sinde kuraklık koşulları etkindir.
Avustralya: Aşırı sıcaklar nedeniyle normal süresini aşan yangın sezonu, Yeni Güney Galler ve Victoria eyaletlerindeki kuraklığın etkisiyle sonbahar aylarına kadar uzadı.
YANICI MADDE NEMİ DÜŞÜYOR, MÜDAHALE ZORLAŞIYOR
Prof. Dr. Ali Kavgacı, iklim değişikliğinin yangınları iki ana mekanizmayla etkilediğini belirtti. İlk olarak, değişen atmosfer koşullarının yıldırımların sıklığını artırdığını ve bunun dünya genelinde geniş çaplı doğal yangınlara yol açtığını ifade eden Kavgacı, ikinci ve en önemli etkenin ise "tutuşma ve yayılma koşullarının kolaylaşması" olduğunu vurguladı.
Yüksek sıcaklık, düşük nem ve kurutucu rüzgarların ormandaki bitki kalıntılarının nemini olağandan fazla düşürdüğünü aktaran Kavgacı, süreci şu sözlerle açıkladı:
"Hava koşulları nedeniyle nemi düşen yanıcı madde, ormanda kesintisiz bir hat oluşturuyor. Bu durum, insan kaynaklı küçük bir kıvılcımın bile çok kısa sürede geniş alanlara yayılmasına zemin hazırlıyor. Yangınlar o kadar hızlı büyüyor ki çoğu zaman ilk müdahale ekiplerinin çalışmaları yetersiz kalıyor ve küçük bir tutuşma kontrol edilemez bir afete dönüşüyor."
TÜRKİYE İÇİN YAZ DÖNEMİ RİSK SENARYOLARI
El Nino etkisinin önümüzdeki dönemde Akdeniz havzasında mevsim normallerinin üzerinde sıcak ve kurak bir sürece neden olacağını belirten Prof. Dr. Kavgacı, Türkiye'deki mevcut risk profilini değerlendirdi. Yaz öncesi dönemde düşen yağışların bitki örtüsünü (biyokütle) artırdığını, bu gürleşen bitki yapısının yaz sıcaklarıyla kuruması sonucu ormanlardaki "kuru yanıcı madde" yükünün maksimum seviyeye çıkacağını işaret etti.
Yangın rejimlerinin dünya genelinde değiştiğini, artık geçmişte yangın görülmeyen Karabük, Bolu, Eskişehir, Bilecik ve Bursa gibi iç ve kuzey bölgelerde de büyük orman yangınlarının yaşandığını hatırlatan Kavgacı, tehlikenin sadece Ege ve Akdeniz kıyılarıyla sınırlı kalmadığını vurguladı. Kavgacı, yangın sezonu tam anlamıyla başlamadan önce özellikle orman içi ve sınırı yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşların tedbirli olması ve insan kaynaklı risk faktörlerinin en aza indirilmesi gerektiğinin altını çizdi.