Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu’na ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıç, raporun Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin stratejik gerçeklerinden çok, bazı çevrelerin siyasi ve ideolojik önceliklerini yansıttığını ifade etti.
Kılıç, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu tarafından bugün kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporunun, Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik gerçeklerinden çok, muhtelif çevrelerin siyasi ve ideolojik önceliklerini yansıttığını belirtti.

Avrupa’nın güvenlikten enerjiye, ekonomiden bölgesel istikrara uzanan ortak sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde ihtiyaç duyulan yaklaşımın önyargılar değil, stratejik vizyon ve yapıcı işbirliği olduğuna işaret eden Kılıç, şunları kaydetti:
"Rapor, dengeli ve objektif bir değerlendirmeden ziyade, Türkiye'ye ilişkin yerleşik önyargıların ve siyasi reflekslerin etkisi altında kalmıştır. Özellikle bağımsız Türk yargısının yürüttüğü hukuki süreçlere ilişkin mesnetsiz ve siyasi nitelikli yorumlar, Avrupa Parlamentosu'nun yapıcı ve güvenilir bir yaklaşım ortaya koyma kapasitesini ciddi şekilde zedelemektedir. Raporu hazırlayanların Adalet Bakanımız Akın Gürlek'i hedef alan ifadeleri ve raporun devam eden hukuki süreçlere ilişkin ön yargılı değerlendirmeler içeren yaklaşımı Türkiye'nin bağımsız yargısını ve iç hukuk süreçlerini etkilemeye yönelik kabul edilemez bir siyasi müdahale girişimidir."

"Öncelik, işbirliğini güçlendirecek bir vizyondur"
Raporda yer alan, "Türkiye'nin Avrupa'daki Türk diasporasını Avrupa Birliği politikalarını etkilemek amacıyla kullandığı yönündeki" iddiaların temelsiz olduğunu vurgulayan Kılıç, Avrupa'daki Türk toplumunu meşru demokratik haklarını kullanan bireyler olarak değil, siyasi nüfuz aracı olarak göstermeye çalışan bu yaklaşımın kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.

Kılıç, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğinin, ideolojik yaklaşımlar ve dar siyasi hesaplar üzerinden değil, ortak çıkarlar, karşılıklı saygı ve stratejik akıl temelinde şekillendirilmesi gerektiğini belirterek, "Küresel belirsizliklerin arttığı mevcut ortamda öncelik, ayrıştırıcı söylemler değil, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki işbirliğini güçlendirecek gerçekçi ve ileriye dönük bir vizyondur." ifadesini kullandı.