Yarın, yani 19 Haziran’da yeni bir gazete doğuyor:
Tavır...
Genel Yayın Yönetmeni, mesleğin deneyimli isimlerinden Metin Yılmaz...
Sözcü Grubu’nun çatısı altında, Sözcü ve Korkusuz’dan sonra üçüncü gazete...
Öncelikle hayırlı olsun.
Çünkü bugün Türkiye’de yeni bir gazete çıkarmak, biraz da kuruyan gölde balık çiftliği kurmaya benziyor!
BASILI GAZETELER ERİYOR!
Dünyada yazılı basının altın çağı çoktan geride kaldı.
Bir zamanlar Amerika’da milyonlarca satan gazeteler vardı.
Washington Post, Los Angeles Times, Chicago Tribune...
Avrupa’da Le Monde, El Pais, La Repubblica...
İngiltere’de Guardian, Daily Telegraph...
Hepsi hâlâ yaşıyor.
Ama eski ihtişamlarıyla mı?
Hayır!
Tamamı küçüldü...
Sayfa sayıları azaldı...
Kadrolarını dörtte bire düşürenler oldu.
Hepsi dijitale yöneldi...
Basılı gazete satışları, dramatik bir biçimde düştü.
Birçok ülkede gazete bayileri parmakla gösterilecek kadar azaldı.
TÜRKİYE’DE DE AYNI!
Peki; Türkiye’de durum farklı mı?
Elbette değil!
Bir zamanlar Hürriyet tek başına 1 milyonu aşan satış rakamlarına ulaşırken, bugün bütün ulusal gazetelerin toplamı, 500 bini zor buluyor.
Eskiden gazeteler manşetleriyle hükümet devirir, hükümet kurardı.
Şimdi ise sosyal medyada, bir kedinin yaptığı komik hareketleri içeren video bile bütün gazetelerin internet sitelerinin toplamından çok daha fazla izleniyor!
HABER PARA ETMİYOR!
Almanya’da gazeteler dijital abonelik için yarışıyor.
İngiltere’de basılı satışlar sürekli düşüyor.
Amerika’da yüzlerce yerel gazete kapandı.
Fransa’da devlet desteği olmadan birçok gazetenin ayakta kalması zor.
Japonya’daki dünYanın en yüsek tirajlı gazeteleri bile, ülkedeki güçlü gazete okuma kültürüne rağmen tiraj kaybediyor.
Yani mesele sadece Türkiye’ye özgü değil.
Bütün dünya aynı gerçekle karşı karşıya:
İnsanlar habere para vermiyor...
Ama dedikoduya, kavgaya, komploya ve sosyal medya fenomenlerine saatlerini veriyor!
GERÇEK RAKİP İNTERNET!
İşte bu yüzden Tavır’ın önündeki rakip, Cumhuriyet değil...
Yeni Şafak değil...
Sabah değil...
Hürriyet, Sözcü, Nefes değil...
Rakibi Instagram!
Rakibi X...
Rakibi TikTok, YouTube...
Rakibi, insanların elinden düşmeyen cep telefonları...
Ve belki de en büyük rakibi, sekiz saniyeye düşen dikkat süresi...
FARKI NE OLACAK?
Şimdi gelelim asıl soruya:
Aynı kulvarda Sözcü var...
Korkusuz var...
Nefes var, Cumhuriyet var, belli bir yere kadar Karar var!
Peki; Tavır farklı olarak ne söyleyecek?
Aynı okur, neden sabah bayiye yeni bir gazete alsın?
Sadece farklı bir logo için mi?
Sadece farklı bir manşet karakteri için mi?
Sadece başka mecralarda zaten düzenli olarak okuma olanağı buldukları köşe yazarları için mi?
KURMAK DEĞİL, YAŞATMAK!
Bir zamanlar gazete çıkarmak, fabrika kurmak kadar büyük işti.
Şimdi ise asıl marifet, gazete çıkarmak değil...
Gazeteyi yaşatmak...
Üç ay sonrasını görebilmek...
Birinci yılı tamamlayabilmek...
Beşinci yılı görebilmek...
Çünkü bugün gazetecilikte başarı; yüz binlerce satmak değil...
Ayakta kalabilmek...
Ve bütün dünyanın “Basılı gazeteler ölüyor” dediği bir çağda, hâlâ “Ben bu işe inanıyorum” diyebilecek kadar inatçı olabilmek...
Belki de Metin Yılmaz’ın ve Burak Akbay’ın yaptığı tam olarak budur.
***
Peki; bu proje, çılgınlık mı, cesaret mi?
Bu sorunun yanıtını da, tiraj raporları verecek...