Ana içeriğe geç

Avrupa Birliği ekonomisi çöküyor mu? Kıyamet senaryosu Brüksel'i sarstı

Yapay zeka yarışı içinde geride kalan Avrupa, teknolojik egemenlik kaybıyla yüzleşiyor. Sektörel veri merkezi yatırımları ve derinleşen küresel çip krizi kıtanın gelecekteki kaderini doğrudan belirliyor.

Avrupa Birliği ekonomisi çöküyor mu? Kıyamet senaryosu Brüksel'i sarstı
Karar
16

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Arq Foundation araştırmacıları tarafından hazırlanan 'Avrupa 2031' adlı kurgusal yapay zeka senaryosu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin karşısında dijital dönüşümü ıskalayan Avrupa Birliği (AB) için çarpıcı bir çöküş öngörerek kıta genelinde teknolojik egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

2031 yılını hedef alan bu spekülatif çalışma, veri merkezleri ve robotik alanında geride kalan kıtanın, küresel güçlerin ekonomik baskısı altında nasıl parçalanacağını işliyor.

ABD'li şirketler, iş akışlarını yapay zeka modelleri etrafında yeniden yapılandırıp kitlesel işten çıkarmalara imza atarken, Avrupalı çalışanların uzun öğle yemeklerine çıkararak idari görevleri Claude adlı modele devretmesi, senaryodaki kırılma noktasını oluşturuyor.

Yerli yapay zeka üretimi gerçekleştiremeyen kıta ekonomisi darboğaz içine giriyor, siber saldırılar şirketleri yıpratıyor, popülizm yükselirken euro sallantı yaşıyor.

İngiltere'nin birlikten ayrılma süreci olan Brexit bile bu tabloda mantıklı bir adım gibi görünmeye başlıyor.

AVRUPA'NIN YAPAY ZEKA LABİRİNTİNDE ÇÖKÜŞ SENARYOSU

Düşünce kuruluşu yazarlarının hazırladığı bu kurgu, Donald Trump yönetiminin yabancı ülke vatandaşlarının Anthropic firmasına ait 'Fable' adlı ileri düzey yapay zeka modeline erişimini engelleme kararından sadece 1 gün önce yayımlandı.

Küresel güçlerin bir araya geldiği G7 zirvesi görüşmelerinin yapıldığı hareketli haftada internette hızla yayılan çalışma, Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerinin masasına kadar ulaştı.

İngiliz ve Alman bürokratlar arasındaki yarı resmi diplomatik temaslarda da gündeme gelen senaryonun ortak yazarları Maximilian Negele ve Alex Petropoulos, ABD'nin küresel erişim kısıtlamalarını önceden tahmin ettikleri için kendilerini haklı buluyor.

Yazarlar, bu çarpıcı kurgunun Avrupa'da acil bir rota değişikliği yaratmasını hedefleyerek çalışmalarını sürdürüyor.

Siyaset yapıcıları sarsan bu tarz felaket senaryoları son dönemde yeni bir akım haline geldi.

Örneğin, 2025 yılında hazırlanan 'Yapay Zeka 2027' senaryosu süper zeki bir sistemin veri merkezlerine yer açmak için insanlığı yok etmesini ele alırken, şubat ayında yayımlanan bir başka metin ise ABD ekonomisinin altüst oluşunu kurguladı.

Bu çalışmaların ilki ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından okunurken, ikincisi borsalarda dalgalanmaya yol açtı.

TRUMP YÖNETİMİNİN KISITLAMA KARARI VE G7 YANSIMALARI

Eski adı Rand olan ABD merkezli düşünce kuruluşundaki görevinden bu projeye odaklanmak amacıyla ayrılan Maximilian Negele, Brüksel ile teknolojinin kalbi San Francisco arasında adeta aşılmaz bir iletişim duvarı bulunduğunu belirtti.

Sık sık Silikon Vadisi'ne giderek oradaki ekiplerle görüştüğünü ifade eden Maximilian Negele, endişesini şu sözlerle paylaştı:

"San Francisco'ya çok sık seyahat eden ve oradaki insanlarla konuşan biri olarak, Avrupa'da yaşananlar bana ağır çekim bir araba kazası gibi göründü."

Hikaye, Brüksel'de idealist bir görevli olan kurgusal karakter Caroline Dubois ile San Francisco'da girişimi bulunan Alman arkadaşı Christian Vogt'un gözünden aktarılıyor.

ABD'deki haftalık 70-80 saatlik yoğun çalışma temposundan derinden etkilenen Caroline Dubois, Avrupa'ya döndüğünde yöneticilerini yaklaşan dijital devrim konusunda ikna etmeye çalışıyor fakat başarılı olamıyor.

Avrupa bürokrasisi, yapay zeka sektörünü sadece geçici bir finansal balon olarak değerlendiriyor.

BÜROKRASİ VE SİLİKON VADİSİ ARASINDAKİ DERİN UÇURUM

Avrupa'nın bu şüpheci yaklaşımına karşılık ABD tarafında devasa ölçekli altyapı adımları atılıyor.

Senaryoda, gerçek hayattaki OpenAI ile Nvidia arasındaki 100 milyar dolar tutarındaki anlaşmaya, OpenAI ile Oracle arasındaki 300 milyar dolar seviyesindeki sözleşmeye ve Texas genelinde yükselen dev veri merkezlerine atıf yapılıyor.

Avrupa ise bu hamlelere karşı oldukça sönük bir yatırım paketi sunarken, veri merkezi sağlayıcılarına tam bir yasal serbestlik tanınması yönündeki danışman çağrılarını da görmezden geliyor.

Sonuç olarak ABD, yapay zeka modellerini besleyen yarı iletken çipler üzerinden küresel işlemci gücünün yüzde 70'ini tekeline alıyor.

Şirketleri yapay zekayı benimsemediği için nefessiz kalan AB yönetimi, elindeki son stratejik koz olan Hollandalı çip üretim teknolojisi devi ASML şirketini Pekin veya Washington karşısında bir pazarlık unsuru haline getirmeye çabalıyor fakat hamle için çok geç kalınıyor.

MİLYAR DOLARLIK DEV ANLAŞMALAR VE GERÇEKLİK TESTİ

Gelişmiş casus yazılımlarını devreye sokan ABD, Avrupalı bürokratların en derin korkularını ve gizli ilişkilerini ele geçirerek kontrolü tamamen eline alıyor.

Hikayenin sonunda kurgusal karakterler Christian Vogt ve Caroline Dubois bir şeyler içmek üzere sahneden çekilirken, kıta büyük bir felaket senaryosuyla baş başa kalıyor.

Ancak gerçek dünyaya bakan şüpheci okuyucular, senaryoda adı geçen milyarlık projelerin bir kısmının halihazırda sekteye uğradığını vurguluyor.

Örneğin OpenAI ile Nvidia arasındaki 100 milyar dolar seviyesindeki dev ortaklık şubat ayında tamamen buharlaşırken, OpenAI ve Oracle arasındaki 300 milyar dolarlık plan da ciddi belirsizlikler taşıyor.

ChatGPT üreticisi firma, altyapı harcamaları nedeniyle hâlâ milyarlarca dolar zarar açıklamaya devam ediyor.

Texas'taki büyük projeden OpenAI çekildiği için oradaki iş makineleri de durma noktasına geliyor.

ASML ŞİRKETİ SON KOZ OLARAK KULLANILMAK İSTENDİ

Yazarlar Maximilian Negele ve Alex Petropoulos ise bu finansal dalgalanmaları doğal karşılıyor ve bazı teknoloji firmalarının iflas edebileceğini kabul ediyor.

Maximilian Negele, asıl hedeflerinin geleceğe dair genel bir gidişat hissi sunmak olduğunu dile getiriyor.

ABD genelinde veri merkezlerine karşı yükselen bir toplumsal tepki bulunduğunu belirten yazarlar, insanların bu devasa yapıları doğayı tahrip ettikleri ve büyük teknoloji şirketlerini destekledikleri gerekçesiyle sevmediğini aktarıyor.

Çözümün Avrupa'nın çok daha hızlı bir şekilde kendi veri merkezlerini inşa etmesinden geçtiğini savunan Alex Petropoulos, küresel veri merkezi arzının oldukça katı sınırlara sahip olduğunu ve bu yatırımların mutlaka Avrupa topraklarına çekilmesi gerektiğini vurguluyor.

Güç kaynakları ve planlama süreçlerinin esnetildiği özel yapay zeka bölgelerinin kurulması öneriliyor.

VERİ MERKEZLERİ YATIRIMLARI VE ALTYAPI TARTIŞMALARI

Brüksel'de faaliyet gösteren Arq Foundation kuruluşu, kendisini bir sivil toplum örgütü veya sermaye destekli bir girişim olarak tanımlamıyor ve fon kaynaklarını gizli tutuyor.

Ancak çalışmayı okuyan Avrupalı siyasetçiler için mesaj oldukça net:

Kıtanın acilen teknolojik egemenlik kazanması şart.

İspanyol AP Üyesi Nicolás Casares de senaryonun bazı bölümlerinin gerçekleşme ihtimali bulunduğunu belirten bir açıklama sundu.

ABD'nin Fable modeline erişimi kesme ihtimaline karşı Avrupa'nın kendi altyapısını kimin kurduğunu sorgulaması gerektiğini hatırlatan Nicolás Casares, yarışı kaybetmeme anlatısının peşinden körü körüne gitmenin büyük bir çılgınlık olduğunu, aksi takdirde kontrolü tamamen başkalarında olan ve erişimi her an engellenebilecek yabancı altyapılara alan açılacağını önemle dile getiriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler