Gebze Sendikalar Birliği, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 56. yıl dönümünde yazılı açıklama yaptı.
Gebze Sendikalar Birliği tarafından yapılan açıklamada, 1970 yılında sendika seçme özgürlüğünü kısıtlamayı hedefleyen yasa tasarısına karşı işçilerin ayağa kalktığı hatırlatıldı. Dönemin Adalet Partisi hükümetinin ve sermaye çevrelerinin DİSK’i işlevsizleştirme çabalarına karşı işçilerin üretimi durdurarak barikatları aştığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"İstanbul, Kocaeli ve özellikle Gebze’den yola çıkan metal, lastik, cam ve tersane işçileri omuz omuza yürüdü. 3 işçi kardeşimizin şehit düştüğü bu büyük ve meşru direniş karşısında iktidar sıkıyönetim ilan etmek zorunda kaldı. Ancak sınıfın gücü, yasaların gücünü yendi ve Anayasa Mahkemesi o hukuksuz yasayı iptal etti."
15-16 Haziran’ın sadece takvimde kalmış eski bir anı olmadığı, bugünün mücadelelerine de ışık tuttuğu ifade edildi:
"56 yıl önce bizden önceki nesil hakları için mücadele etme cüretini gösterdi. Bugün bizler de enflasyon karşısında eriyen ücretlere, kıdem tazminatımıza göz dikenlere, esnek ve güvencesiz çalışma dayatmalarına karşı aklımızla ve yüreğimizle dimdik ayakta olacağız. Sadece ekonomik haklarımız açısından değil işçi sınıfının toplumsal ve siyasal çıkarları açısından da uyanık olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Amerikan emperyalizmin bu sene başında Venezuela saldırısından başlayıp Küba’da ambargoyu derinleştirdiğini gördük. Yine Trump’ın liderliğinde ABD’nin soykırımcı İsrail ile birlikte komşumuz İran’a tek taraflı saldırısına tanıklık ettik. Bölgemizin halklarına yönelik bu amansız saldırı karşısında başta Filistin halkı olmak üzere, ezilen halklarla daima dayanışma içerisinde olacağız. 7-8 Temmuz tarihinde Trump’ın da katılacağı NATO zirvesi Ankara’da düzenlenecek. Biz diyoruz ki NATO savunma değil, bir saldırı örgütüdür. Türkiye’ye üye olduğundan beri yarar değil zarar getiren bu örgüt, ABD’nin küresel emperyalist saldırganlığının maşasıdır. Türkiye’de alın teriyle hayatını kazanan biz işçiler bu saldırganlığın tarafı hiçbir zaman olmadık, olmayacağız. Soykırımcı İsrail’e destek veren, emperyalist saldırıların tetikçisi bu örgütün içinde ülkemizin yeri olmamalıdır, vebali büyüktür. NATO’dan derhal çıkılmalıdır. Biz işçiler olarak emperyalizme karşı barış mücadelemizde ısrar edeceğiz, geri adım atmayacağız.
Bir diğer yandan ülkemizde seçme ve seçilme hakkının tehdit altında olduğu bir süreçten geçiyoruz. Ülkemizin ana muhalefet partisine yönelen iktidar baskısı, mutlak butlan kararı ve sonrasında yaşananlar sadece ilgili partinin iç işleri olarak okunamaz. Biz işçiler her zaman haklar rejimin Türkiye’de ihdası için mücadele verdik. 15-16 Haziran direnişimiz de işçilerin sendika seçme hakkının ortadan kaldırılmasına karşı yükseltilen bir mücadeleydi. Ülkemizde hukukun egemen kılınması bizim birincil çıkarımız ve hedefimizdir. Bizden öncekiler gibi bu yolda aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz! Birleştiğimizde üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir engel ve zorluk yoktur!"