Yapay zekâ teknolojisi eşine az rastlanır bir hızda gelişmeye, hayatın hemen her alanına nüfus etmeye devam ediyor. Ancak görünen o ki iş dünyası bu hıza yetişmekte zorlanıyor.
Yönetim danışmanlığı şirketi Bain & Company’nin gerçekleştirdiği CEO araştırması, CEO’ların yüzde 80'inin yapay zekâ dönüşüm programlarının hızından memnun olmadığını gösteriyor. Yine şirketlerin büyük bir çoğunluğunun (yüzde 85) süreci iyi yönetemediğini ve uygulayamaya koyamadığı görülüyor.
CEO'lar yapay zekâ dönüşümleriyle hedeflere ulaşmak konusundan umutsuz. Yüzde 82'si hedeflenen sonuçların en iyi ihtimalle yalnızca kısmen hayata geçirebildiğini söylüyor. Hedeflerinin çoğuna veya tamamına ulaştığını belirtenlerin oranıysa yalnızca sadece yüzde 18.
Yetkinlik ve odaklanma eksikliği en büyük engeller
Yapay zekâ süreçlerinde en büyük engeller ilk akla gelebileceği üzere teknoloji değil; yetkinlik ve odaklanma eksikliği olarak görülüyor. CEO’ların yüzde 43'ü kurum içi uzmanlık ve araç yetersizliğine, yüzde 41'i geniş çaplı bir dönüşüm yerine yerel pilot projelere sıkışıp kalmaya, yüzde 39'u ise şirket verileri ile platformlarının yapay zekâ teknolojisini büyük ölçekte uygulamaya henüz hazır olmamasına dikkat çekiyor.
Raporda öne çıkan başlıklar şöyle:
● Pilot projeler vs. gerçek dönüşüm: Çoğu CEO bir yapay zekâ dönüşümüne liderlik ettiğini düşünse de aslında sadece bir pilot projeler portföyünü yönetiyor; oysa bu ikisi aynı şey değil.
● Kopyalanamaz bir avantaj: Öne geçen şirketler aynı yolda daha hızlı ilerlemiyor; benzersiz veriler, kodlanmış iş akışları ve öğrenme mimarileri aracılığıyla, hiçbir rakibin sadece daha büyük bir çek yazarak alt edemeyeceği, katlanarak büyüyen bir "kuruma özel zekâ" inşa ediyorlar.
● Devredilemez liderlik kararları: Liderleri geride kalanlardan ayıran yedi bilinçli tercih karşımıza çıkıyor: Duruş, odaklanılan alan (domain), veri, teknoloji mimarisi, işletim modeli, öğrenme sistemi ve yönetişim. Ve bu tercihlerin hiçbirinin başkasına devredilmemesi gerekiyor.
● Kapanan fırsat penceresi: Fırsat penceresi gerçek ve hızla kapanıyor: Önceki teknoloji dalgalarının aksine, yapay zekânın sağladığı avantajlar kararsızlıkları artırıyor.
Üç kritik nokta
Araştırma Kuruma Özel Zekâ (Proprietary Intelligence) için ÜÇ temel taş ortaya koyuyor:
1.Kuruma özel veri (Proprietary data): Yalnızca kuruma ait olan; her işlem, etkileşim ve kararla değeri daha da artan müşteri, operasyon ve sonuç kayıtlarının birikimi.
2.Kodlanmış iş akışları (Encoded workflows): Şirketin nasıl kazandığına dair kurumsal bilginin, insan muhakemesinden süzülerek bunu geniş ölçekte uygulayan yapay zekâ ajanlarına entegre edilmesi anlamına geliyor.
3. Öğrenme mimarisi (Learning architecture): İnsan muhakemesi ile yapay zekâ çıktıları arasındaki kapalı devre döngüler anlamına geliyor. Bu döngüler her bir uygulamayı bir öncekinden daha akıllı hale getirerek, kullanıldıkça büyüyen ve sadece daha büyük bütçeler ayrılarak kapatılamayacak bir avantaj sağlıyor.
“Sadece bir ilerleme illüzyonu”
Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella raporla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çoğu CEO yapay zekânın en önemli öncelik olduğunu söylüyor ancak kanıtlar aksini gösteriyor. Büyük bir çoğunluk, işin rekabet etme şeklini değiştirmeden sadece bir ilerleme illüzyonu yaratan bir yapay zekâ portföyü (pilot projeler, konsept kanıtları ve verimlilik eklentileri koleksiyonu) yönetiyor. Bu bir dönüşüm değil. Aradaki farkı bilen şirketler ise yakalanması zor olacak şekilde öne geçiyor.”