Ana içeriğe geç

Çarpıcı rapor: Cezaevi deneyimi çocuklarda kalıcı travmaya dönüşüyor

Vicdan Vakfı’nın “Anneleriyle Cezaevinde Kalan Çocuklar” ön raporu, 0-6 yaş arası çocukların maruz kaldığı hak ihlallerini korkutucu verilerle ortaya koydu.

Çarpıcı rapor: Cezaevi deneyimi çocuklarda kalıcı travmaya dönüşüyor
Yeniçağ
16

Vicdan Vakfı’nın “Anneleriyle Cezaevinde Kalan Çocuklar” başlıklı ön raporu, ceza infaz sisteminde anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş arası çocukların maruz kaldığı hak ihlallerini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Vicdan Vakfı Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ön rapor, anneleriyle birlikte cezaevinde kalan çocukların yalnızca “refakatçi” konumunda olmadığını; cezaevi koşullarından doğrudan etkilenen, hak ihlallerinin öznesi haline gelen çocuklar olduğunu ortaya koyuyor.

Rapor, Vicdan Vakfı gönüllüsü ve insan hakları savunucusu Rafet Fahri Semizoğlu koordinasyonunda yürütülen Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu’nun saha, tanıklık ve veri temelli çalışmalarına dayanıyor. Çalışmanın amacı; tutsak çocuklar konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak, veriye dayalı analizler üretmek, psikolog, avukat ve sosyal hizmet uzmanlarının katkılarıyla somut destek stratejileri geliştirmek ve bu alanda Vicdan Vakfı’nın yol haritasını belirlemek olarak ifade ediliyor.

Çarpıcı rapor: Cezaevi deneyimi çocuklarda kalıcı travmaya dönüşüyor - Resim : 1

'ÇOCUK ODAKLI OLMAYAN UYGULAMALARA MARUZ KALIYORLAR'

Ön raporda, cezaevinde anneleriyle kalan 0-6 yaş arası çocukların yaşadığı deneyimin geçici bir mağduriyet olmadığı; çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimini etkileyen kalıcı bir kurumsal deneyime dönüştüğü vurgulanıyor. Rapora göre çocukların yüzde 73 ila 77’si adalet sistemiyle ilk temas anından itibaren çocuk odaklı olmayan uygulamalara maruz kalıyor; yüzde 94’ü oyun, hareket ve gelişim için gerekli fiziksel alandan yoksun kalıyor; yüzde 87’si fiziksel güvenlik açısından riskli ortamlarda bulunuyor; yüzde 80’den fazlası ise cezaevi deneyiminin psikolojik etkilerini taşıyor. Tahliye sonrasında dahi çocukların yüzde 83’ünde ayrılma kaygısı ve güvensizlik belirtileri gözlemleniyor.

'CEZAEVİ TEMEL GELİŞİM İHTİYAÇLARIYLA UYUMLU DEĞİL'

Araştırmanın bulguları, cezaevi koşullarının çocukların temel gelişim ihtiyaçlarıyla uyumlu olmadığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 94’ü çocuklar için yeterli oyun alanı bulunmadığını, yüzde 89,6’sı koğuşların kapasitenin üzerinde dolu olduğunu, yüzde 87,1’i ise çocukların fiziksel olarak güvende olmadığını ifade ediyor.

Raporda oyun hakkının özel bir yeri bulunuyor. Erken çocukluk döneminde oyun; çocuğun dünyayı tanımasının, duygularını işlemesinin ve sosyal beceriler geliştirmesinin temel yollarından biri. Ancak cezaevi ortamında oyun ya hiç mümkün olmuyor ya da kapalı, dar ve tekrarlayıcı alanlara sıkışıyor. Bazı çocukların oyunlarında kapı kilitleme, sayım yapma, kaçış ve kapalı alanda kalma temalarının tekrar etmesi, cezaevi deneyiminin çocuğun iç dünyasına da yerleştiğini gösteriyor.

Çarpıcı rapor: Cezaevi deneyimi çocuklarda kalıcı travmaya dönüşüyor - Resim : 2

'TEMEL GÜVEN DUYGUSUNU SARSIYOR'

Raporun dikkat çektiği başlıklardan biri de çocukların adalet sistemiyle ilk teması. Katılımcıların yüzde 73,1’i gözaltı ve adli süreçlerde çocuklu olmalarına rağmen herhangi bir kolaylık sağlanmadığını, yüzde 77,6’sı ise işlem sırasında çocukların ihtiyaçlarının dikkate alınmadığını belirtiyor.

Gece saatlerinde yapılan operasyonlar, yüksek ses, kapı kırma sesleri, silahlı görevlilerin varlığı ve ani müdahaleler, çocukların temel güven duygusunu sarsıyor. Raporda bu ilk temasın yalnızca başlangıç anı olmadığı; sonraki kaygı, korku, anneye aşırı bağlanma ve içe kapanma gibi belirtilerin zeminini oluşturduğu ifade ediliyor.

'NAKİL SADECE BİR YER DEĞİŞTİRME DEĞİL'

Ön rapora göre cezaevi nakilleri de çocuklar açısından ağır bir stres kaynağı. Katılımcıların yüzde 92’si nakil araçlarında çocuklarıyla yaşadıkları deneyimin olumsuz etkiler yarattığını belirtiyor. Dar ve kapalı alanlar, uzun yolculuklar, yetersiz havalandırma, sınırlı su ve gıda erişimi; özellikle bebekler ve küçük çocuklar açısından ciddi bakım sorunlarına yol açıyor.

Raporda, naklin yalnızca bir yer değiştirme işlemi olarak görülemeyeceği; çocuğun beslenme, uyku, fiziksel temas ve güven ihtiyacını kesintiye uğratan ayrı bir hak ihlali alanı olduğu vurgulanıyor.

'PSİKOLOJİK ETKİSİ TAHLİYEDEN SONRA BİTMİYOR'

Araştırma, cezaevi deneyiminin çocuklar üzerindeki etkilerinin tahliye ile sona ermediğini de ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 83,1’i çocuklarının tahliye sonrasında ayrılma kaygısı yaşadığını, yüzde 72,6’sı uyku düzeninde bozulmaların devam ettiğini, yüzde 65,4’ü ise yüksek sese karşı aşırı tepki gözlemlediğini ifade ediyor.

Bazı çocuklarda alt ıslatma, parmak emme, içe kapanma, sosyal ortamlara uyum güçlüğü, ani seslere karşı irkilme ve kapalı alanlara karşı hassasiyet gibi belirtiler gözlemleniyor. Bu bulgular, cezaevi deneyiminin çocuğun yalnızca içeride geçirdiği dönemle sınırlı kalmadığını; gündelik yaşama, sosyal ilişkilere ve güvenlik algısına taşındığını gösteriyor.

Çarpıcı rapor: Cezaevi deneyimi çocuklarda kalıcı travmaya dönüşüyor - Resim : 3

UZMANLAR PANELDE BULUŞTU

Vicdan Vakfı tarafından 26 Nisan 2026’da Ankara’da düzenlenen Tutsak Çocuklar Kamuoyu Bilgilendirme Paneli, raporun bulgularını kamuoyu ile paylaşmak ve meseleyi hukuki, psikolojik, sosyolojik, pedagojik ve medya görünürlüğü boyutlarıyla ele almak amacıyla gerçekleştirildi.

Panelin moderatörlüğünü ve açılış konuşmasını Vicdan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu yaptı. Panelde sosyolog Dr. Yasemin Ceylan araştırma bulgularını sundu. Av. Zelal Nur Ünal, Av. Gamze Yentür, Av. Atilla Saatçioğlu, Yasemin Kök, Av. Elif Özge Hendekçi ve pedagog-aile danışmanı Ali Dolgunyürek ise meseleyi farklı uzmanlık alanlarından değerlendirdi.

Panelde öne çıkan ortak vurgu, cezaevlerinin çocuklar için uygun yaşam alanları olmadığı yönündeydi. Uzmanlar; oyun, beslenme, sağlık, hijyen, güvenli bağlanma, sosyal gelişim ve eğitim gibi temel çocuk haklarının cezaevi koşullarında yeterince karşılanamadığına dikkat çekti.

'ÇOCUKLARIN SESİNİ DUYUYORUZ'

Vicdan Vakfı, Tutsak Çocuklar Çalışma Grubu aracılığıyla yürüttüğü bu çalışmayı yalnızca bir araştırma faaliyeti olarak değil, aynı zamanda bir vicdan çağrısı olarak görüyor. Vakıf, cezaevinde anneleriyle kalan çocukların yaşadıklarının görünür kılınması, kamuoyunda farkındalık oluşturulması ve çocukların üstün yararını esas alan somut politika önerilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Raporda ortaya çıkan tablo, cezaevinde annesiyle kalan çocukların pasif refakatçiler değil; doğrudan hak ihlali ve kurumsal etki deneyiminin öznesi olduğunu gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler