Ana içeriğe geç

İYİ Parti'den Ankara'da 'Bayrak Mitingi': Kayyum hepimizin başındadır, kayyum devletin başındadır

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bayrak Mitingi'nde önemli açıklamalarda bulundu. PKK terör örgütü elebaşı Öcalan'ın özgürlüğü için mitingler düzenlenmesine tepki gösteren Dervişoğlu, Anayasa'nın değişebileceği iddiaları hakkında, "Anayasa’yı değiştirmeyi teklif edeni dahi tarihten sileriz" dedi.

İYİ Parti'den Ankara'da 'Bayrak Mitingi': Kayyum hepimizin başındadır, kayyum devletin başındadır
12 Punto
16

İYİ Parti, Ankara’da “Bayrak mitingi” düzenledi. Binlerce yurttaş, Ankara Tandoğan Meydanı'nda bayraklarla hazır bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bayrak Mitingi'nde önemli açıklamalarda bulundu.

Dervişoğlu, yaptığı açıklamada şunları söyledi, "Millet bayrağını istiyor. Millet Cumhuriyet’ini istiyor. millet hakkını, hürriyetini istiyor, adalet istiyor. Çiğnenen haysiyetini, gasp edilen egemenliğini geri istiyor.

'TAKIM ELBİSE GİYDİRİLİP BOYNUNA KRAVAT TAKILMAK İSTENEN TERÖRİSTLER VAR'

Aziz vatanın aziz evlatları; milleti bu ülkede artık gören yok, başına gelenleri umursayan yok, feryatları duyan yok, meselelerimizi çözen yok! Sanki Türkiye’nin tek derdi siyasetin kendi içindeki hesaplarmış gibi, günlerce, haftalarca aynı yapay gündemler aynı ekranlara kazınıyor. Televizyonlarda güvenliğimiz değil, korkularımız var; gazetelerde haber değil, dedikodular var; telefonlarda siyaset değil, magazin var; mahkûm edilen oylar var; takım elbise giydirilip boynuna kravat takılmak istenen teröristler var!

'BİRBİRİMİZİ GÖRMEYİ DAHİ UNUTALIM İSTİYORLAR'

Siyaset; kendi yarattığı krizleri, kendi şahsi sorunlarını, kendi koltuk dertlerini milletin omuzlarına yüklemiş; güveni değil çaresizliği, beklentiyi değil yılgınlığı, birleşmeyi değil ayrışmayı körüklüyor. Birbirimize bakmayı, birbirimizi görmeyi dahi unutalım istiyorlar. Trafikte atışıyoruz, komşumuzla kavga ediyoruz. Nerede bizim ortak sevinçlerimiz? Kardeşliğimiz nerede? Bizi biz yapan binlerce yıllık o değerler nerede? Milli takımımızı izlediğimizde bile bunu görmüyor muyuz? Ortak bir gururu paylaşmayı nerede ve nasıl unuttuk? Gol atamamak, puan alamamak değil mesele; biz hüzünde ve kederde bile nasıl ayrıştık?

DERVİŞOĞLU, KADİR İNANIR'I ANDI

Malumunuz, maalesef dün Kadir İnanır’ı kaybettik. O, Türkiye için Kadir İnanır’dı; Yeşilçam’ın yüce dağıydı! Tatar Ramazan’dı, Şoför İlyas’tı, birçok karaktere ruh verdi. Ne mutlu ki benim için her zaman Kadir Abi idi; Fatsalı hemşerim, delikanlı ve solcu bir abimdi. Ben de onun Türk milliyetçisi kardeşiydim. Hayatıma çok önemli katkıları olan biriydi; aynı masada tartışıp aynı masada gülüp ağladığım abimdi. Dediler ki bana: “Yarın miting var. Kadir İnanır solcuydu, akil adamlardandı; anmayalım, yanlış anlaşılır.” Ben Müsavat Dervişoğlu, 50 senelik abime Allah’tan rahmet dileyemeyeceksem, bunun riyakârlığına batacaksan asıl bu siyaset batsın! Ben değil, Allah’ın rahmetini dilemekten imtina edenler utansın! Allah ruhunu şad, mekânını cennet eylesin Kadir Abi. Sen hiç merak etme, “Biz bu oyunu da bozarız.” Rahat uyu!

'25 MİLYON İCRA DOSYASI VAR'

Bir avuç makam ve imkân sahibi dışında kimsenin yüzü gülmüyorken, her gün hâlâ nasıl parçalanabiliyoruz? Her birimiz kaybederken birbirimize niçin omuz veremiyoruz? Ekranların, haberlerin, internetin arkasındaki o bambaşka Türkiye’nin gerçek dertleri; başı borçlarla öne eğilmiş babalar, evladının yarınından endişeli analar, işsizin hayat çilesi, çiftçinin hasat derdi, esnafın kredi derdi, emeklinin, memurun, işçinin maaş derdi her birimizin ortak dertleri değil mi? 25 milyon icra dosyası var, 25 milyon! 25 yıllık iktidarın sonunda 25 milyon icra dosyası! Geleceğimizi ipotek eden, nesillerin umutlarını haczeden ama sebep olanların hiçbir bedel ödemediği 25 yıl...

'KAYYUM HEPİMİZİN BAŞINDADIR, KAYYUM DEVLETİN BAŞINDADIR'

O sebeple bugün mesele belediyelere, partilere, şirketlere kayyum atanması değildir; keşke meselemiz sadece bu olsaydı. Keşke herkesin kendi kaybettiğini kurtarması mümkün olsaydı da bizi bu güzel yaz gününde bu meydana toplayan duygu kaygılarımız, öfkelerimiz, çilelerimiz olmasaydı.

Kardeşlerim; kayyum hepimizin başındadır, kayyum devletin başındadır, kayyum milletin başındadır! Bu yetkiler, bu siyaset çıkmazı, bu ahlaki çöküş büyük bir yıkım yaratmıştır! Mesele de bir kişi meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır.

'BİZİ MİLLET YAPAN, BÜYÜK MANEVİYAT SALDIRI ALTINDADIR'

Yine aynı sebeple kayıplarımız sadece maddi değildir. İş, ev, araba, dükkân, tapu, diploma, kenara koyduğumuz 3-5 bilezik değildir tehlikede olan; sahip olduğumuz hiçbir şey güvende değildir. Ne yazık ki en sevdiklerimizi, evlatlarımızı bile bu düzenin çarklarına o ya da bu şekilde kurban verebiliyoruz. Artık sebebi münferit olaylarda aramanın bir manası yoktur, saldırının odağı bellidir: Bizi millet yapan, bizi bir arada tutan büyük maneviyat saldırı altındadır!

'BAYRAK EGEMENLİĞİMİZİN İŞARETİ, BU YÜZDEN AÇTIM!'

İşte ben bayrağı bu yüzden açtım! Bu bayrağı bu yüzden diktim! Çünkü başka bir gölge yok altında soluklanacağımız! Bu bayrak egemenliğimizin işaretidir; bu, milletin doğru gördüğünü yapma hakkıdır, onlarsa saygı duymuyorlar! Bu, milletin hak bildiğini istemesidir, onlar anlamıyor, izin vermiyorlar! Bu, milletin hürriyetidir, istiklalidir, şerefidir, onlarsa çiğniyorlar, basıp geçiyorlar! Toprağıdır, fabrikasıdır, alın terini döktüğü yerdir, ekmek teknesidir, onlar bizden esirgiyorlar, yok ediyorlar, çalıyorlar!

İşte ben bayrağı bu yüzden açtım! Millet olacaksak, millet kalacaksak bundan öte yol yoktur, bundan öte nişan yoktur, bundan öte dava yoktur! Namustur, töredir, hukuktur ve hepsi bu sancaktadır!

'BİZİM DEVLETİMİZ ELİ KANLI BİR KATİLİN DANIŞMANLIĞINA İHTİYAÇ DUYMAZ'

Kardeşlerim! Ne zaman milletin beklentisinin hilafına bir iş yapmaya kalkışsalar “Devlet projesi.” diyorlar; “Devlet yapıyor, devlet istiyor, devlet geleneği.” diyorlar! Bizim devletimiz vatandaşının geleceğini karartmaz! Bizim devletimiz Türk’ün şerefiyle, onuruyla oynamaz! Bizim devletimiz eli kanlı bir katilin danışmanlığına da ihtiyaç duymaz! Bizim böyle bir devlet geleneğimiz yoktur!

“Devlet aklı.” diyorlar, “Derin devlet.” diyorlar! Devletin derini olmaz, hukuku olur; hukuksuz devlet olmaz! O hukuk da yalnız ve ancak Türk milletinindir! Hukuk demek ekmek demektir, ahlak demektir, adalet demektir. Adalet yoksa hürriyet olmaz; hürriyet yoksa güvenlik olmaz, güven olmaz; güven yoksa hiçbir şey olmaz! Bugün bunların hiçbirisi yoksa o zaman “Devletiz!” diye bağıranlar kimlerdir kardeşim? Bunlar Türkiye’ye kurulmuş tuzakların taşeronlarıdır! Bizlerse bu tuzağa düşmeyenleriz, bu tuzağı bozanlarız; “Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır.” diyenleriz!

'DEVLET AKLI, İKTİDARIN HER YAPTIĞINA GİYDİRİLEN DOKUNULMAZLIK DEĞİLDİR'

Devlet aklı, iktidarın her yaptığına giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunmak değildir. Bize devlet aklı diye pazarladıkları şey, iktidar kurnazlığıdır. Devlet aklı; milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü, bağımsızlığı ve ortak geleceği koruma kabiliyetidir. Bu iktidarda böyle bir kabiliyet yoktur, böyle bir niyet yoktur, böyle bir akıl da yoktur! Bizler, Türk milletinin haysiyet ve itibarından başka bir mertebe tanımıyoruz!

'SARAYLARDA YEZİD OLMAKTANSA KERBELA'DA HÜSEYİN OLMAKLA ŞEREFLENDİK'

Biz her kim olursa olsun, hangi koltukta oturursa otursun doğruyu doğru, yanlışı yanlış bildik. Gücün etrafında pervane olanlara inat, hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık. Bu mübarek muharrem ayında diyorum ki: Saraylarda Yezid olmaktansa Kerbela'da Hüseyin olmakla şereflendik. O yüzden zilletle yaşamaktansa gerekirse izzetle ölmeyi şeref sayanlarız; çünkü biz kutlu bir Cumhuriyet mirasını baş üstünde taşıyanlarız. O mukaddes miras bize kişilere tapınmayı değil, ilkelere ölümüne bağlı kalmayı emrediyor! Ve zaman ve tarih, bu sarsılmaz duruşumuzu nasıl da haklı çıkarıyor?

'DEVLET VE MİLLET DÜŞMANINA, BEBEK KATİLİNE ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ YAPILIYOR'

Aziz vatandaşlarım, kardeşlerim; bugün Van’da ve Mersin’de mitingler yapılıyor, yarın İstanbul’da ve Diyarbakır’da da yapılacak. Peki, ne mitingi bunlar? “Devlet düşmanına, millet düşmanına, bebek katiline özgürlük” mitingleri! Milyonlarca insanın acısından sorumlu, elinde elli bin evladımızın kanı olan, şehitlerimizin sebebi olmuş o caniye özgürlük istiyorlar! Bu kimin himayesinde yapılıyor? Bu iktidarın göz yummasıyla, yol vermesiyle yapılıyor! Bunlar Türkiye’yi sahipsiz zannediyorlar.

ONLAR KİMİ RAZI ETMEYE ÇALIŞIYORLAR?

Ben Müsavat Dervişoğlu olarak sizin adınıza şunu soruyorum: Onlar kimi neye razı etmeye çalışıyorlar? Onlar bu milletin bir kesimini kendilerine biat ettirmek, öte kesimini o terör hükümlüsüne tebaa yapmak istiyorlar. Biz ise her bir vatandaşımızı Cumhuriyet’in hür, onurlu ve kanun önünde eşit ferdi olarak görüyoruz. Biz özgürlüğü katile eşitlemiyoruz, biz hukuku imtiyaz diye tanımlamıyoruz, biz demokrasiyi ayrışma bahanesi diye anlamıyoruz!

'KÜRT'Ü SİYASETLERİNE ALET ETMENİN HESABIYLA İLGİLENDİLER'

Yıllarca Kürt’ün derdiyle değil, Kürt’ü siyasetlerine alet etmenin hesabıyla ilgilendiler. Ona “Karnın tok mu, çocuğun okula gidiyor mu, işin gücün var mı?” diye sormadılar; çünkü Kürt’ün kendisini bu ülkenin yurttaşı diye görmesini istemediler. Çünkü onların derdi ne Kürt ne de Türk’tür; onların derdi kendi küçük iktidar mıntıkalarıdır, pazarlıklarıdır, aldıklarıdır, verdikleridir. Şunu biliniz ki milletin iradesi İmralı’da ve onun hamilerinde değil; bugün ve her daim burada, başkent Ankara’da, Tandoğan Meydanı’ndadır!

'SARAYLAR SENİNSE MEYDANLAR BİZİMDİR'

Ben 48 yıl önce de bu meydandaydım; yüreğim o gün nasıl çarpıyorsa bugün de öyle çarpıyor… O gün bu meydan nasıl Türk milletinin sesini dünyaya haykırdıysa bugün de haykırıyor: “Saraylar seninse meydanlar bizimdir!” Çünkü Cumhuriyet sarayların değil, meydanların eseridir… Bütün kaleler zapt edilemez, bütün ruhlar esir alınamaz! O ruh Cumhuriyet’i kuran ruhtur, o beden milli direnişin bedenidir ve o ruh, o beden işte bugün Tandoğan’dadır; cisimleşmiştir, alnı açık, başı diktir! 48 yıl önce 45 milyon adına yürümüştü, bugün 85 milyonla yürüyor ve nereye yürüyeceğini de çok iyi biliyor!

'TERÖRÜ VE TERÖRİSTİ KOLLAYANLARA, TÜRKİYE'Yİ BÖLMEK İSTEYENLERE BAYRAK AÇIYORUM'

İşte tam bu yüzden; ben Müsavat Dervişoğlu, bu onurlu yürüyüşün bir ferdi olarak, sizden biri, bir vatan evladı olarak bugün burada, bu meydandan Türk milleti adına bayrak açıyorum. Bu bayrak; boğazına çökülmüş, nefesi kesilmek istenen milletin namusudur, onurudur, nurudur! Terörü ve teröristi kollayanlara, “Terörsüz Türkiye” yalanıyla Türkiye’yi bölmek isteyenlere bayrak açıyorum! Ey bu vatanın ekmeğini yiyip de ona ihanet edenler, ey siyasi ikbali için devletin temeline dinamit koyanlar, size bayrak açıyorum! Kundaktaki çocuklara kurşun sıkan, on binlerce canımızın katili olan o caniye af kapısı aralayanlara bayrak açıyorum!

'YARGIYI SİYASETİN EMRİNE VERENLERE BAYRAK AÇIYORUM'

Gazi Meclis’in kutlu çatısı altında ihanetin komisyonculuğunu yürütenlere, kapalı kapılar ardındaki kirli tezgâhlara, “özgürlük” maskesi takmış sinsi bölücülüğe, teröristle devleti eşitleyip masaya oturtan çürümüş zihniyete bayrak açıyorum! Evladını toprağa verirken yüreği kan ağlayan ama her daim “Vatan sağ olsun.” diyen şehit analarının o kurumayan gözyaşları için, bu toprağa düşmüş on binlerce vatan evladının semaya yükselen ahı için bayrak açıyorum!

Cumhuriyet için açıyorum bu bayrağı; üniter yapımız için, Türk devletinin sarsılmaz vakarı için, hürriyet ve istiklal için bayrak açıyorum! Bu mübarek ve bereketli vatanda milleti aç bırakanlara, kepçeyle gasp edip kaşıkla lütfedenlere, talana, ranta ve rantiyeciye bayrak açıyorum! Yargıyı siyasetin emrine verenlere bayrak açıyorum! Tweet attığı için yargılananlar, haber yaptığı için tutuklananlar, muhalif denilip hapse atılanlar, siyasi haklarına ve hürriyetlerine ipotek koyulanlar için bayrak açıyorum! Kumarın, uyuşturucunun, fuhşun özendirildiği, mafyanın cesaretlendirildiği bu düzeni kuranlara bayrak açıyorum; can güvenliğimiz, mal güvenliğimiz, namus güvenliğimiz için bayrak açıyorum!

'ALLAH'TAN KORKMAYIP KULDAN KORKANLARA BAYRAK AÇIYORUM'

Gençlerimiz için… Hayallerini mülakat odalarında bırakan, umudunu yurt dışında aramak zorunda kalan pırlanta gibi gençlerimiz için bayrak açıyorum! Açlık grevindeki öğretmenler için, intihar eden polislerimiz için, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” dedi diye ordudan atılan genç teğmenlerimiz için bayrak açıyorum! Durmak bilmeyen kadın cinayetlerine, gözümüzün bebeği evlatlarımızın maruz kaldığı iğrenç istismarlara...

'ANAYASA'YI DEĞİŞTİRMEYİ TEKLİF EDENİ TARİHTEN SİLERİZ'

And şimdi yeni bir dönemin, büyük bir şahlanışın en başına geliyorum. Bilin ki bu meydan, mukaddes bir başlangıcın ilanıdır! Bizim Meclis’imiz devlet kuran Meclis’tir. Müdafaa-i Hukuk bir hatıra değil, Cumhuriyet’i var eden yüce bir ruhtur. Bugün Tandoğan’da yaptığımız da budur: Müdafaa-i Hukuk’tur, Müdafaa-i Millet’tir, Müdafaa-i Cumhuriyet’tir! Bizim anayasamız budur. Hiç kimse değiştiremeyecektir. Biz, onu bırakın değiştireni, değiştirmeyi teklif edeni tarihten sileriz

'HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ'

Bilsinler ki gasp edilen hakkımızı söke söke geri kazanacağız, emeğin karşılığını alacağız. Adaletin zengine ayrı fakire ayrı, iktidara ayrı muhalefete ayrı işlemediği o dürüst düzeni yeniden kuracağız. Evlatlarımızın yurt dışına değil, vatanımızın aydınlık ufkuna baktığı o kutlu geleceği inşa edeceğiz; Cumhuriyet’imizi geri alacağız.

Bilsinler ki gasp edilen hakkımızı söke söke geri kazanacağız, emeğin karşılığını alacağız. Adaletin zengine ayrı fakire ayrı, iktidara ayrı muhalefete ayrı işlemediği o dürüst düzeni yeniden kuracağız. Evlatlarımızın yurt dışına değil, vatanımızın aydınlık ufkuna baktığı o kutlu geleceği inşa edeceğiz; Cumhuriyet’imizi geri alacağız.

'BİZ, GAZİ MUSTAFA KEMAL'İN CANIYLA, KANIYLA KURUP BİZE BIRAKTIĞI EMANETİ MÜDAFAA EDİYORUZ'

Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası var, Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü var. Göz yumma güneşten, ne kadar nûru kararsa, Sönmez ebedî, her gecenin bir gündüzü var!”

Biz, Gazi Mustafa Kemal’in canıyla, kanıyla kurup bize bıraktığı emaneti müdafaa ediyoruz! Üniter devleti, milletin bölünmez bütünlüğünü müdafaa ediyoruz! Biz vatanı müdafaa ediyoruz, biz birinci vazifemizi yapıyoruz!

'ARTIK ŞAHSİ ÇEKİŞMELERİN VAKTİ DEĞİL'

İşte tam da bunun için sahte kavgaları, suni krizleri bir kenara bırakıp “Bütünleşik Muhalefet” diyoruz. Çünkü artık küçük hesapların, şahsi çekişmelerin, “Ben mi olayım, sen mi ol?” tartışmasının vakti değildir; mesele bu düzenden kurtulma meselesidir. Tek adamlığı terk edip Cumhuriyet’imizi yeniden kazanma meselesidir. Demokrasimize sahip çıkmak, milletin egemenliğini yeniden hâkim kılmak meselesidir.

'VAKİT İYİ'LERİN VAKTİDİR'

Vakit içimizdeki iyiliğin vaktidir, vakit iyilerin vaktidir, vakit vatan vaktidir! “Peki, o vakit ne zamandır?” diye soruyorsanız işte söylüyorum: Ya şimdi ya hiçbir zamandır!

'MÜHRÜ ÖNCE KALPLERE VE ZİHİNLERE SONRA DA TARİHE VURACAĞIZ'

Ayrışmayacağız, bölünmeyeceğiz; yılmayacağız, yıkılmayacağız! Tek yürek olup ihanete, haksızlığa, hukuksuzluğa “dur” diyeceğiz. Bir arada, birlikte, hep beraber yapacağız. Gizli odalarda değil; mahfillerde, masalarda, localarda değil; işte burada olduğu gibi meydanlarda buluşarak, sarsılmaz ilkeleri sahiplenerek milletin iradesini sandıkta birleştireceğiz! Mührü önce kalplere, önce zihinlere, sonra da tarihe vuracağız. Türkiye’nin her köşesinde, her sokağında, her hanesinde aynı kararlılıkla omuz omuza verip haykıracağız.

Haber Kaynağı : 12punto

Kaynağa Git

İlgili Haberler