ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni (UCM) zayıflatmayı amaçlayan yeni bir diplomatik girişim başlattıklarını açıkladı. Rubio, mahkemenin ABD'nin askeri ve kolluk faaliyetlerine müdahale ettiğini ve bunun ülkenin egemenliğini tehdit ettiğini savundu.
Wall Street Journal'da yayımlanan görüş yazısında Rubio, ABD sınır devriyesi görevlileri ve seçilmiş yetkililerin "yabancı yargıçlar" tarafından yargılanma riskiyle karşı karşıya bırakıldığını öne sürdü. X platformunda paylaştığı videoda ise, ABD'nin kendi güvenliğini savunmasının "suç" olarak değerlendirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
CNN'in, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı haberine göre Washington, diğer ülkeleri UCM'den uzaklaşmaya teşvik etmeyi planlıyor. ABD'li bir yetkili, mahkemenin yetkisini reddetmeyen ancak ABD'den yardım alan ülkelerin yaptırımlar, vize iptalleri ve seyahat kısıtlamalarıyla karşılaşabileceğini belirtti.
Uluslararası hukuk uzmanları ise Rubio'nun açıklamalarına itiraz etti. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün eski İcra Direktörü Kenneth Roth, "Rubio, ABD askerlerinin olası savaş suçlarından cezasız kalmasını ulusal egemenlik söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan UCM, yalnızca Roma Statüsü'ne taraf ülkelerin topraklarında işlenen suçları soruşturabiliyor. ABD, mahkemeyi kuran Roma Statüsü'nü onaylamadı.
Trump yönetimi, ikinci döneminin başlarında UCM'nin İsrail ve ABD personeline yönelik soruşturmalarını gerekçe göstererek mahkeme yetkililerine yaptırım uygulamıştı. Başsavcı Karim Khan ile bazı hakimler bu yaptırımların hedefi olmuştu. Yönetim daha sonra Birleşmiş Milletler'in Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese ile bazı Filistinli insan hakları kuruluşlarını da yaptırım listesine eklemişti.
İnsan hakları kuruluşu DAWN'ın Savunuculuk Direktörü Raed Jarrar ise Rubio'nun girişiminin yalnızca UCM'yi değil, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan kurallara dayalı uluslararası düzeni de hedef aldığını savundu.