Ana içeriğe geç

Yapay zeka devrimi: Eski ekonomi politikaları bu kez işe yaramayacak

Uzmanlar, yapay zekanın mavi yakalılar yerine beyaz yakalıları vurduğunu belirterek vergi tabanının çökebileceği konusunda hükümetleri uyarıyor

Yapay zeka devrimi: Eski ekonomi politikaları bu kez işe yaramayacak
Aydınlık
16

Dijital Planet araştırma programı başkanı Bhaskar Chakravorti tarafından kaleme alınan analize göre, SpaceX'in rekor değerlemeyle halka açılması ve Elon Musk'ın dünyanın ilk trilyoneri unvanını almasıyla küresel yapay zeka ekonomisi devasa bir finansal büyüklüğe ulaştı. Buna karşın ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verileri, ortalama bir Amerikan işçisinin Mayıs ayı itibarıyla son 1.5 yıllık ücret kazancını kaybettiğini ortaya koyuyor. Anthropic ve OpenAI gibi teknoloji laboratuvarları milyarlarca dolarlık yeni yatırımlara hazırlanırken; uzmanlar, hükümetlerin yapay zeka kaynaklı iş kayıpları ve derinleşen eşitsizlikle mücadele etmek için kullandığı "üretim çağından kalma" eski otomasyon politikalarının bu yeni devrimde tamamen başarısız olacağı uyarısında bulunuyor.

Dünya genelinde karar alıcılar ve hükümetler, yapay zekanın sosyal düzeni sarsma tehdidine karşı geleneksel yöntemlerle yanıt vermeye çalışıyor. Hindistan milyonlarca işçiyi yeniden eğitmek için ulusal bir mekanizma kurarken; Kanada gençlere yapay zeka okuryazarlığı vaat ediyor, Güney Kore mesleki dönüşüm programları sunuyor ve Çin yönetimi şirketlerin yapay zeka nedeniyle istihdamı azaltmasını mahkeme kararlarıyla engellemeye çalışıyor. ABD'de ise Kaliforniya Valisi Gavin Newsom beyaz yakalı çalışanların yeniden eğitilmesini önerirken, Kongre'de benzer içerikli iki partili yasa tasarıları tartışılıyor. Ancak uzmanlar, geçmişte imalat sanayindeki otomasyon dalgası için geliştirilen; işçileri yeniden eğitme, işsizlik sigortasıyla destekleme ve işverenleri istihdamı korumaya teşvik etme temelli bu klasik yaklaşımın yapay zeka çağında yetersiz kalacağını savunuyor.

YAPAY ZEKA ESKİ OTOMASYON EZBERLERİNİ TERSİNE ÇEVİRİYOR

Yapay zeka devrimini geçmişteki sanayi dalgalarından ayıran çok temel yapısal farklar bulunuyor. Dijital Planet tarafından yapılan araştırmalar, ABD'de önümüzdeki 5 yıl içinde 9.3 milyon işin doğrudan risk altında olduğunu, adaptasyonun hızlanması halinde bu sayının 19.5 milyona çıkabileceğini ve 757 milyar ile 1.5 trilyon dolar arasında bir gelirin tehlikeye gireceğini gösteriyor. Nitekim Challenger, Gray & Christmas verileri de 2025 yılı boyunca 1.2 milyondan fazla işten çıkarma yaşandığını ve bu temponun giderek hızlandığını kaydediyor. Bu işten çıkarmaların dönemsel değil, yapay zekayı merkeze alan kalıcı ve yapısal bir yeniden yapılanma olduğu vurgulanıyor.

Geçmişte tekstil makinelerinden kaynak robotlarına kadar tüm teknolojiler insanın fiziksel ve tekrarlayan görevlerini devralarak işçileri daha bilişsel, analitik ve yüksek ücretli rollere doğru yukarı taşımıştı. Yapay zeka ise bu yürüyen merdiveni tam tersi yönde çalıştırıyor. Yeni teknolojinin darbesi, üniversite eğitimi almış ve yüksek gelir beklentisi olan bilişsel, analitik bilgi işçilerini doğrudan hedef alıyor. Ayrıca, yapay zekanın işleri tamamen ortadan kaldırmak yerine insanı destekleyeceği (augment) yönündeki tesellilerin de gerçeği yansıtmadığı; en çok desteklenen işlerin aynı zamanda tamamen otomatikleştirilmeye en yatkın işler olduğu ifade ediliyor.

KAMU MALİYESİ VE VERGİ SİSTEMLERİ ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİNDE

Yapay zeka devriminin en az fark edilen ancak en büyük varoluşsal tehlikesi, devletlerin vergi ve sosyal güvenlik modellerini kırabilecek olmasıdır. Gelişmiş ülkelerde kamu gelirlerinin yaklaşık yarısı emeğin vergilendirilmesinden (maaş vergileri vb.) sağlanırken, kurumlar vergisinin payı sekizde birde kalıyor. Gelişmiş ekonomilerde emeğe uygulanan ortalama vergi oranı yüzde 35 iken, sermayenin vergilendirilmesi yasal boşluklarla birlikte yüzde 20'nin altına düşüyor.

Yapay zekanın getirdiği üretkenlik artışı, gelirleri geniş bir çalışan tabanından alıp algoritmaların ve sermayenin sahiplerine doğru kaydırdığı için, sosyal güvenlik ağlarını fonlayan asıl vergi tabanı hızla eriyor. Bu durum, işçilerin hem işlerini ve gelirlerini kaybettikleri hem de kamu yardımlarından mahrum kaldıkları amansız bir eşitsizlik sarmalını tetikliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler