Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da Riyad'da imzalanan demir yolu sektörü ve lojistik anlaşmaları, Tel Aviv yönetiminde büyük bir fiyasko olarak nitelendirildi. İsrail'in önde gelen yayın organlarından Yedioth Ahronoth gazetesinde yayımlanan analizde, inşa edilecek tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehrinin bile yer almadığı vurgulanırken, 'Erdoğan artık sadece haritaya geri dönmekle kalmadı, haritanın bizzat kendisi oldu' itirafı yapıldı.
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da Riyad'da imzalanan demir yolu sektörü ve lojistik anlaşmaları, Tel Aviv yönetimini rahatsız etti.
"ERDOĞAN HARİTAYA DÖNMEKLE KALMADI, HARİTANIN KENDİSİ OLDU"
İsrail'in önde gelen yayın organlarından Yedioth Ahronoth gazetesinde yayımlanan analizde, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da Riyad'da imzalanan anlaşmaların Tel Aviv için büyük bir fiyasko anlamına geldiği yazıldı.
Gazetenin köşe yazısında, "Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı" ifadelerine yer verildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kriz yönetimini öven analizde, İsrail ordusunun birden fazla cephede savaşla meşgul olduğu bir dönemde, Türkiye'nin bölgesel felaketleri jeopolitik bir kazanca dönüştürdüğü kaydedilirken, yazıda, "Erdoğan artık sadece haritaya geri dönmekle kalmadı, haritanın bizzat kendisi oldu. Türkiye'nin demir yolu ağından akacak olan milyarlar ve transit geçecek Suudi yükleri önümüzdeki on yılın bölgesel düzeninin temelleridir" denildi.
IMEC ÖLDÜ, TARİHİ HİCAZ DEMİR YOLU KÜLLERİNDEN DOĞUYOR
Eylül 2023'teki G20 Zirvesi'nde duyurulan ve İsrail'i Orta Doğu'nun merkez ticaret güzergahı haline getirmeyi amaçlayan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC), bölgedeki savaşlar ve artan istikrarsızlık nedeniyle işlevsiz hale gelirken, İsrail basınına göre Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yeni anlaşmalar, tarihi Hicaz Demir Yolu güzergahını yeniden canlandırarak Körfez'i Avrupa'ya bağlayacak alternatif bir koridorun temelini atacak.
Ynet Global tarafından da aktarılan detaylara göre, Hürmüz Boğazı'nın ABD-İran gerilimi nedeniyle kapanma noktasına gelmesi ve Bab el-Mandeb Boğazı'ndaki güvenlik krizleri, Asya ile Avrupa'yı bağlayacak kara alternatiflerini zorunlu kıldı. Bu doğrultuda canlandırılan 1908 tarihli tarihi Hicaz Demir Yolu vizyonu, artık hacıları değil, küresel tedarik zincirlerini taşımayı hedefliyor. Yaklaşık 5,5 milyar dolar yatırım maliyeti olan ve Asya Kalkınma Bankası'nın şimdiden 750 million dolar taahhüt ettiği bu dev proje, deniz yoluyla 30 günü aşan kargo nakliye süresini kara yoluyla iki haftanın altına indirecek.
Yeni lojistik koridoru, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Suudi Arabistan Ulaştırma ve Lojistik Bakanı Saleh Al-Jasser'in imzaladığı mutabakat zaptıyla resmiyet kazandı.
İstanbul'dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden geçerek Suudi Arabistan'ın Haditha Sınır Kapısı'na bağlanacak olan hat, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu'na kadar uzanmayı hedefliyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa liderliğindeki Şam yönetiminin de nisan ayında Ürdün ve Türkiye ile imzaladığı üç yıllık ulaştırma anlaşmalarıyla desteklediği vizyon, bölgeyi "Dört Deniz" projesiyle entegre bir lojistik merkezine dönüştürüyor.
İsrail basını, Halep ve Şam üzerinden Körfez'e bağlanacak bu koridor sayesinde Türkiye'nin İstanbul Boğazı'ndan Kızıldeniz'e kadar uzanan devasa bir jeopolitik nüfuz alanı elde ettiğini ve önümüzdeki dönemin bölgesel ticaretini tek başına şekillendireceğini ileri sürdü.