Raporda genellikle Türkiye’nin AB kriterlerine uyumu, reform sürecindeki ilerleme ya da gerilemeler ve temel haklara ilişkin gelişmeler yer alır. Ayrıca Türkiye–AB ilişkilerinin mevcut durumu ve iş birliği alanları da değerlendirilerek sürecin genel görünümü ortaya konur. Peki, yeni yayınlanan Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu nedir, raporda neler yazıyor?
AVRUPA PARLAMENTOSU TÜRKİYE RAPORU NEDİR?
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu'na ilişkin "Ülkemiz karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına dayanan, gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmeler içermektedir." ifadelerini kullandı.
Bakanlık, AP Genel Kurulunda bugün kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu'na ilişkin yazılı açıklama yaptı.
"(Rapor) Ülkemiz karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına ve yanlış bilgilere dayanan, gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmeler içermektedir." ifadesi kullanılan açıklamada, söz konusu raporun, bazı AP üyelerinin ideolojik ezberlerini yansıtacak şekilde kasıtlı bir siyasi gündem çerçevesinde hazırlandığı ve Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığı bir dönemde, mevcut olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı aktarıldı.
Açıklamada, terör örgütlerine ve Türkiye karşıtı çevrelere zemin sağlayan bu yaklaşımın, AP'nin Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik stratejik bir vizyon ortaya koymaktan ne denli uzak olduğunu bir kez daha gösterdiği belirtildi.
Raporda bağımsız Türk yargısı tarafından yürütülmekte olan hukuki süreçlerin çarpıtıltığı aktarılan açıklamada, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mesnetsiz ithamlarla hedef alınması kesin bir dille reddedildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Devletimizin egemenliğinin temel sacayaklarından biri olan Türk yargısı, hiçbir uluslararası kurumun, dış aktörün veya siyasi çevrenin müdahalesine açık değildir. Yargı süreçlerini siyasi saiklerle hedef alan ve yargı bağımsızlığı ilkesiyle de çelişen girişimlerin kabul edilmesi mümkün değildir.
AP'den beklentimiz, küresel sınamaların arttığı mevcut ortamda, aday ülke Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin ortak çıkarlar temelinde, yapıcı bir zeminde ilerletilmesine katkı sağlayacak bir yaklaşım benimsemesidir."