Ana içeriğe geç

‘Baba’ filminin çekildiği Sicilya köyü 50 yıldır aynı sahneyi yaşıyor

Francis Ford Coppola’nın sinema tarihine geçen filmi “The Godfather”, yalnızca Hollywood’u değil, Sicilya’daki küçücük Savoca köyünü de sonsuza kadar değiştirdi. Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone’nin Apollonia ile evlendiği sahnelerin çekildiği köy, bugün hâlâ film tutkunlarının akınına uğruyor. Ancak bu ilgi, köye hem ün hem de ağır bir turizm baskısı getirmiş durumda.

‘Baba’ filminin çekildiği Sicilya köyü 50 yıldır aynı sahneyi yaşıyor
Hürriyet
16

1971 yazında Savoca’ya gelen film ekibi, o dönem köyde yaşayanlar için neredeyse başka bir dünyadan gelmiş gibiydi. Bugün 76 yaşında olan Enza Trimarchi, o yıllarda 22 yaşında genç bir terziydi. Coppola’nın ekibinden biri kendisine figüran olmak isteyip istemediğini sorduğunda, bunun hayatının ve köyünün kaderini değiştirecek bir an olduğunu bilmiyordu.

Trimarchi, Michael Corleone ile Apollonia Vitelli’nin düğün sahnesinde yer aldı. O günlerde Savoca’da hayat oldukça zordu. Köyde musluk suyu yoktu, halk sarnıçlarda biriken yağmur suyunu içiyordu. Televizyon bile yoktu. Bu nedenle Hollywood’dan gelen ekip ve genç Al Pacino, köy halkı için büyük bir olaydı.

Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti. Nüfusu 100 kişinin altına düşen Savoca, hâlâ “Baba” filmiyle anılıyor. Filmde Michael Corleone’nin Sicilya sürgününe dair kullanılan mekânlar arasında en çok ziyaret edilen yerlerden biri haline gelen köy, özellikle nisan-ekim ayları arasında turistlerle dolup taşıyor.

FİLM KÖYÜ DEĞİŞTİRDİ
Savoca, narenciye ve zeytinliklerle çevrili, taş sokakları ve Orta Çağ’dan kalma dokusuyla küçük bir Sicilya köyü. Ancak bugün bu sessiz görüntünün arkasında büyük bir sinema mirası var. Köyde artık “Il Padrino” adını taşıyan konaklama yerleri, hediyelik eşya dükkânları ve film temalı turlar bulunuyor.

Turistlerin en çok ilgi gösterdiği rota, düğün sahnesinde kullanılan kiliseden ana meydana uzanan yol. Ziyaretçiler burada filmdeki düğün yürüyüşünü yeniden canlandırıyor, fotoğraf çektiriyor ve Michael Corleone’nin Apollonia’nın babasından evlilik izni istediği Bar Vitelli’ye uğruyor.

15’inci yüzyıldan kalma bir binada yer alan Bar Vitelli, köyün en önemli turistik durağına dönüşmüş durumda. Yoğun sezonda kalabalık nedeniyle bara girişin zaman zaman sınırlandığı bile oluyor. Barın sahipleri üst katta butik otel de açtı.

Köy halkına göre Savoca filmden önce de az sayıda ziyaretçi ağırlıyordu. Ancak bu ziyaretler genellikle yakın sahil bölgelerinden gelenlerle sınırlıydı ve ekonomik açıdan büyük bir anlam taşımıyordu. Asıl değişim, yaklaşık 20 yıl önce kruvaziyer turlarının bölgeye daha fazla turist getirmesiyle başladı.

Filmde figüran olarak yer alan Vincenzo Pasquale, bugün 72 yaşında. 18 yaşındayken Bar Vitelli’nin sahibinin oğullarından birini canlandırmıştı. Pasquale’ye göre turist ilgisi zamanla azalmak yerine daha da büyüdü. Özellikle bazı günlerde dar sokaklar o kadar kalabalık oluyor ki köylüler araçlarıyla geçebilmek için korna çalmak zorunda kalıyor. Bu da kimi turistlerle gerilim yaşanmasına yol açıyor.

Savoca için “Baba” filmi büyük bir şans oldu. Ancak bu şans, köyün günlük hayatını da değiştirdi. Sessiz taş sokaklar artık film sahnesi arayan ziyaretçilerle doluyor. Köy, bir yandan sinema tarihinin parçası olmanın gururunu yaşarken, diğer yandan mafya imajının romantikleştirilmesinden ve yoğun turizmden kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

HOLLYWOOD KÖYE İNDİ
Film çekimleri 1971 yazında yalnızca birkaç hafta sürdü. Ancak bu kısa dönem, köylülerin hafızasında hâlâ çok canlı. Yerel tarihçi Salvatore Coglitore’ye göre o günlerde Savoca’da yaşananlar, köylüler için “UFO’lar inmiş” gibi bir etki yarattı.

Çekimlerden önce köy yolları bozuktu, yeterli sokak lambası yoktu. Düğün sahnesi için meydana konulacak sandalye bile bulunamadı; kilise, kendi sandalyelerini ödünç vermek zorunda kaldı. Film ekibinin gelişi, köyde neredeyse büyük bir seferberliğe dönüştü.

O dönem Bar Vitelli bugünkü adıyla bilinmiyordu. Barı işleten Maria D’Arrigo, çekimlerden sonra oyuncuları ve ekibi sık sık ağırlıyordu. Yerel anlatımlara göre D’Arrigo, misafirlerine taze peynir, salam, zeytinyağlı patlıcan ve domates, ev şarabı ikram ediyor; bunun karşılığında para almak istemiyordu. Coppola’nın çekimler sonunda kendisine açık çek teklif ettiği, onun ise bunu köyü için yaptığını söyleyerek çeki yırttığı anlatılıyor.

Coppola’nın Savoca’da en sevdiği lezzetlerden biri granitaydı. Sicilya’ya özgü buzlu tatlıyı, şekerli kurabiyeyle birlikte defalarca yediği anlatılıyor. Trimarchi’ye göre Coppola sıcak havada serinlemek için bazen günde çok sayıda granita yiyordu.

Bu granitalar, köyün içme suyunu sağlayan aynı kuyudan gelen suyla yapılıyordu. Çekimler sırasında figüranlar, ekip, oyuncular ve köylüler aynı suyu içti. Trimarchi’nin anlattığına göre o kadar çok su tüketildi ki köyün sarnıçları bir süreliğine kurudu.

Köylülerin hafızasında kalan bir başka olay ise Al Pacino’yla ilgili. Pasquale, düğün sahnesinin çekimleri sırasında oyuncuların ağır dönem kostümleriyle Sicilya sıcağında zorlandığını anlatıyor. Bir ara Pacino, makyajı düzeltilirken serin bir şapelin içinde oturuyordu. Sahne için çağrıldığında ayağa kalkarken başını demir bir merdivene sertçe çarptı. Başından kan gelmesine rağmen neredeyse hiç tepki vermeden sessizce durduğu, ardından tedavi edildiği anlatılıyor.

O günlerde Al Pacino henüz bugünkü kadar ünlü değildi. Köylüler onu sessiz, içine kapanık ve genç bir oyuncu olarak hatırlıyor. Coppola ise daha konuşkan, şakacı ama işinde çok titiz biri olarak anlatılıyor. İtalyanca konuşmaya çalışması ve köylülerle kolay iletişim kurması, Savoca halkının hafızasında sıcak bir iz bırakmış.

BİR KÖYÜN KADERİ
Figüranlık, Savoca halkı için yalnızca unutulmaz bir anı değil, aynı zamanda önemli bir kazanç kapısıydı. Pasquale, annesi kendisini uyandırmasa bu fırsatı kaçıracağını söylüyor. O dönem 90 bin lire, yani yaklaşık 150 dolar kazanmıştı. Bugünkü kurla yaklaşık 7 bin TL’ye denk gelse de, dönemin koşullarında bu para köydeki birçok insanın yıllık gelirinden fazlaydı.

Trimarchi ise kısa rolü için 100 bin lire, o günün hesabıyla yaklaşık 165 dolar aldı. Bugünkü kurla yaklaşık 7 bin 700 TL’ye denk gelen bu tutar, onun için büyük bir paraydı. Ancak yıllar sonra asıl pişmanlığı para değil, Al Pacino’yla fotoğraf çektirememiş olması. O dönem Pacino’nun ileride dünyanın en büyük yıldızlarından biri olacağını bilmediğini, zaten fotoğraf makinesinin de olmadığını söylüyor.

Bugün Trimarchi zaman zaman tur operatörlerinin isteğiyle ziyaretçilerle buluşuyor, imza veriyor ve film anılarını anlatıyor. Ancak bu durumun yorucu olduğunu da belirtiyor. Köyde ve çevrede pek çok kişinin “Baba” sayesinde para kazandığını, kendisinin ise çoğu zaman bunu ücretsiz yaptığını söylüyor.

Yerel tarihçi Coglitore, filmde yer alan 40 Sicilyalı figüranı bulduğunu, arşiv fotoğraflarını topladığını ve bunları bir kitapta yayımlamaya hazırlandığını belirtiyor. Fotoğraflardan bazıları, sette gömleksiz şekilde konuşan Coppola’yı ya da geleneksel siyah Sicilya beresiyle Al Pacino’yu gösteriyor. Hatta köyde, filmde nedime olarak yer aldığı mezar taşına yazılmış bir kadın bile var. Bu da filmin köy halkının hayatına ne kadar derin işlendiğini gösteriyor.

Savoca, 2022’de Francis Ford Coppola’yı fahri hemşehri ilan etti. Bu karar, köyün filmle kurduğu bağı resmileştirdi. Çünkü “Baba” yalnızca birkaç sahnenin çekildiği bir yapım değil, Savoca’nın dünyaya açılan kapısı oldu.

Bugün köy, bir yandan sinema turizminin nimetlerinden yararlanıyor, diğer yandan bu mirasın gölgesinde yaşamaya çalışıyor. “Baba”nın mafya anlatısı, Sicilya’nın karmaşık tarihini romantikleştirdiği için eleştiriliyor. Ancak Savoca halkı için film aynı zamanda unutulmuş bir köyün dünya haritasına girmesi anlamına geliyor.

Pasquale ve Trimarchi, aradan geçen onca yıla rağmen o günleri hâlâ duygulanarak anlatıyor. Onlara göre film ekibi kibirli değildi, kameralar köylüleri korkutmadı ve Savoca’ya kendini dünyaya gösterme fırsatı verdi.

Kısacası “Baba”, Savoca’dan gelip geçmedi. Köyün taş sokaklarına, barına, kilisesine ve insanların hafızasına yerleşti. Bugün Savoca’ya gidenler yalnızca bir film mekânı görmüyor; Hollywood’un birkaç haftalık ziyaretinin yarım asırdır değiştirdiği bir köyün hikâyesine tanıklık ediyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler