Türkiye, zirvede ev sahibi olmasının yanı sıra savunma sanayii alanındaki gelişmişliği ile de öne çıkacak.
TRUMP VE RUTTE’DEN TÜRKİYE ÖVGÜLERİ
Bununla ilgili önemli sinyaller NATO Zirvesi öncesinde yapılan açıklamalar ile gündeme geldi.
ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte gibi isimler Türkiye’nin savunma sanayiinin gelişmişliğine övgülerde bulunan açıklamalar yaptı.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİİSİ DEVASA”
Trump, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu saygıdan dolayı NATO Zirvesi’ne katılacağını duyurduğu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye’nin devasa bir savunma sanayi tabanı var. ABD de dahil NATO ittifakının her yerinde faaliyet gösteren 3 bin şirketi var. Türkiye’nin askeri açıdan ne kadar büyük olduğunu bilmiyorlar. Erdoğan sayesinde çok güçlü bir ordusu var.”

RUTTE’DEN TÜRKİYE ÖVGÜSÜ
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de hafta içi Brüksel’de NATO karargahında yaptığı açıklamalarda, savunma sanayii üretiminin arttırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Yaklaşık 3 bin savunma sanayii şirketine sahip Türkiye de bu açıdan önemli bir ülke” diye konuştu.
Savunma sanayii üretiminin arttırılmasının en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkacağını vurgulayan Rutte, Ankara Zirvesi’nin ilk gününde düzenlenecek olan Savunma Sanayi Forumu’nda ağırlıklı olarak bu konuya odaklanılacağını söyledi.

“NATO TARİHİNİN EN KAPSAMLI SANAYİ ETKİNLİĞİ”
Rutte’nin de sözünü ettiği Savunma Sanayi Forumu, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen yan etkinliklerden biri.
Hatta Rutte, Nisan ayındaki Türkiye ziyaretinde de 7 Temmuz’da düzenlenecek olan NATO Savunma Sanayii Forumu için “NATO’nun tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği” olacağı yorumunda bulunmuştu.

TUSAŞ'TA NATO SAVUNMA SANAYİİ FORUMU
7 Temmuz’da Zirve’nin ilk gününün ardından Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından Kahramankazan’daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tesislerinde NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında üst düzey katılımlı bir resepsiyon düzenlenecek.
Resepsiyona, NATO ve müttefik ülkelerin askeri ve sivil üst düzey yetkilileri ile uluslararası savunma sanayii şirketlerinin yöneticileri de katılacak.

SAVUNMA SANAYİİ ÜRÜNLERİ SERGİLENECEK
Organizasyonda yerli savunma sanayii tarafından geliştirilen savunma sanayii ürünleri, NATO ülkelerinden yetkililerin incelemesine sunulacak.

HAVA PLATFORMLARI GÖSTERİ UÇUŞU YAPACAK
Programda milli hava platformları da gösteri uçuşu yapacak.
Katılımcılara savunma sanayiindeki teknolojik kabiliyetlerinin sergilenmesi hedefleniyor.

MİLLİ SAVUNMA SANAYİİ ÜRÜNLERİ
NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında 7 Temmuz akşamı düzenlenecek resepsiyonda sergilenecek Türk savunma sanayii ürünlerinden öne çıkanları derledik.
ALTAY
Türkiye’nin geliştirdiği 3. nesil ana muharebe tankı.
Gücünü 1500 beygirlik dizel motordan alan araç, saatte 70 km hıza çıkabilmektedir.
Tek depo yakıtla 500 kilometrelik bir harekat menzili sunmaktadır.
Tank komutanı, nişancı, doldurucu ve sürücü olmak üzere 4 kişilik bir ekiple operasyon icra etmektedir.
Tahmini muharebe ağırlığı 65 tondur.
Değişken süspansiyon altyapısı sayesinde zorlu arazi koşullarında üstün manevra kabiliyetine sahiptir.
120 mm 55 kalibre yivsiz-setsiz ana silah sistemine sahiptir. Bu sistem; 3103 kilogram ağırlığında olup, dakikada 6 atış yapabilir ve 3000 metreye kadar hedefleri yüksek isabetle vurabilir.
Ayrıca elektronik sistemleri sabote edebilecek elektromanyetik silahlara karşı koruma kalkanı bulunmaktadır.
Silah olarak 12,7 mm ağır makineli tüfeğin yanı sıra Aselsan Sarp veya Stamp sistemlerini kullanmaktadır.

KİRPİ
Adını kendini koruma yeteneğiyle bilinen kirpi hayvanından almaktadır.
Bu araç, mayına karşı dayanıklı zırhlı personel taşıyıcı (MRAP) sınıfındadır.
Aracın başlıca kullanıcısı Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.
Kendi segmentindeki küresel rakiplerine kıyasla en zorlu ve çetin hava koşullarında dahi yüksek performans göstermektedir.

COBRA II
Türk savunma sanayiinin mayına karşı korumalı zırhlı aracıdır.
Cobra II riskli bölgelerde yüksek beka kabiliyeti sağlamaktadır.
Mürettebata mayın, el yapımı patlayıcı (EYP) ve balistik tehditlere karşı üstün koruma sunmaktadır.
Gövde tabanındaki özel mayın kalkanı sayesinde, aracın modüler yapısından ve bakım kolaylığından ödün vermeden yüksek güvenlik sağlar.
Alçak ağırlık merkezi sayesinde hem asfalt yollarda hem de arazide benzersiz bir yol tutuşu ve üstün hareket kabiliyeti sunar.
Benzerlerine kıyasla daha düşük bir silüete sahip olduğu için düşman tarafından fark edilme riski azdır.
Modüler yapısı ve geniş iç hacmi farklı silah ve görev donanımlarının entegrasyonuna izin verir.
İhtiyaca göre 3 veya 5 kapılı olarak tasarlanıp 11 personele kadar taşıma kapasitesi sunabilir.

EJDER YALÇIN
Güvenlik güçlerinin hem kırsal hem de kentsel operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretilmiş 4x4 zırhlı muharebe aracıdır.
Her türlü arazi ve çevre koşulunda dinamik, atik ve güvenli bir sürüş sunar.
Modüler bir yapıda olup bakımı ve idamesi kolaydır.
Kinetik enerjili mermilere, roketlere, EYP ve mayın patlamalarına karşı üstün koruma sağlar.
Sınıfının en geniş iç hacmine sahip aracı olan Ejder Yalçın, 4 tonluk faydalı yük kapasitesine sahiptir.
Bu kapasite farklı silah sistemlerinin kolayca entegre edilmesini sağlar.

ZIRHLI AMFİBİ HÜCUM ARACI (ZAHA)
FNSS tarafından yerli imkanlarla geliştirilen ZAHA, havuzlu çıkarma gemilerindeki birliklerin zorlu deniz şartlarında karaya güvenle taşınması amacıyla tasarlanmıştır.
Proje kapsamında toplamda 27 adet aracın kullanıma sunulması planlanmaktadır.
Bu araçların 23'ü personel, 2'si komuta ve 2'si de kurtarma aracı olarak yapılandırılacaktır.
Deniz Kuvvetleri'nin harekat konseptine göre şekillendirilen araç; personel kapasitesi, zırh koruması ve hem denizde hem karada gösterdiği performansla benzerlerinden üstündür.
Çıkarma esnasında birliklerin kıyıya güvenli şekilde çıkartılmasını sağlar.
Karaya ulaştıktan sonra ise bir zırhlı muharebe aracı ya da zırhlı personel taşıyıcı gibi görev yapabilir.

ALPAN
Özgün ve millî imkânlarla tasarlanan ALPAN, KBRN (Kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) çözümlü insansız kara aracıdır.
KBRN sensörü, HAVELSAN ve TÜBİTAK-SAGE iş birliğiyle ortaklaşa geliştirilen MAM CDET sistemidir
Personel riskini asgariye indirmek amacıyla üretilen bu otonom platform, tehlikeli görev sahalarında keşif ve tespit faaliyetlerini yürütmek üzere optimize edilmiştir.
Üzerindeki özel sensörlerle operasyon bölgelerindeki tehlikeli sızıntıları tespit edebilir.

KAPLAN MT (Orta Ağırlık Sınıfı Tank)
Tasarım mimarisi; üst düzey balistik koruma, sınıfının en iyisi mayın koruma sistemleri ve yüksek ateş gücünü bir araya getirir.
Bu kombinasyon muharebe sahasında üstün bir beka kabiliyeti sağlamaktadır.
Araç, FNSS’nin paletli araç tasarımındaki deneyim ve üstünlüğünün yansımalarını taşımaktadır.
KAPLAN MT’nin geliştirilmesi sırasındaki tüm iyileştirmeleri barındırmaktadır.
Nişancı, sürücü ve komutan dahil olmak üzere toplam 3 mürettebat ile görev icra etmektedir.
Asfalt veya engebeli arazi koşullarında yüksek hızda hareket etme kabiliyetine sahiptir.
Her türlü iklim koşuluna dayanıklı şekilde görev yapmaktadır. Açık mimarili elektronik altyapısı sayesinde 360 derece durumsal farkındalık kameraları ve Muharebe Sahası Yönetim Sistemi gibi donanımlarla kolayca entegre olur.
Saatte 70 kilometrenin üzerinde hıza ulaşabilen tank, yakıt ikmali yapmadan 450 kilometreyi aşan operasyonel menzile çıkabilir.

ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICI (ZPT)
Hafif zırhları ve yüksek manevra kabiliyetleri nedeniyle muharebe sahalarında çok kullanılmasını sağlamıştır.
Gövdeleri yüksek sertlikte çelik, magnezyum alaşımlı alüminyum ya da standart prosedür 4140 çeliğinden üretilebilir.
El yapımı patlayıcılar ve mayınlara karşı dayanıklılıkları iyidir.
Mayın ve EYP patlamalarının etkisini azaltmak amacıyla tasarlanman "V" şekilli gövde yapıları olabilir.
V şekilli gövdeler zırhlı araçlara alt patlayıcı hasarına karşı büyük avantaj sağlar.
Ejder Yalçın, Otokar Kobra ve Kirpi gibi zırhlı araçlar bu gövde mimarisine sahip araçlara örnektir.

PARS 6x6
"PARS IV 6x6 Mayına Karşı Korumalı Araç", özel operasyonlara yönelik ateş kabiliyeti ve ileri teknoloji görev donanımlarıyla mevcut araçların ötesinde tasarlanmıştır.
Modüler bir zırh yapısına sahip araç, entegre EYP kiti ve sökülebilir RPG ağı sayesinde pasif koruma unsurlarını tamamlar.
Süpersonik seslere duyarlı akustik uyarı sistemi, aktif karıştırma/köreltme mekanizmaları, 360 derecelik sis havanları ve KBRN koruması gibi aktif savunma sistemlerini barındırır.
İhtiyaca halinde kullanıcı tarafından silahı kolayca değiştirilebilen kulelerde 3 ayrı silah tipi kullanılabilir.

SAMUR (SEYYAR YÜZÜCÜ HÜCUM KÖPRÜSÜ)
TSK unsurlarının nehir ve akarsuları güvenle aşmasını sağlayan bu sistem için "transformer" benzetmesi yapılmaktadır.
TSK envanterindeki eski köprücülük teçhizatının çok ağır ve hantal olması, nakliye ve kurulumda zorluklara yol açıyordu. Bu nedenlerden dolayı yeni nesil köprülerin bir an önce silahlı kuvvetlere kazandırılması için yapılan çalışmalar sonucunda ortaya Türk savunma sanayisinin kara araçları alanındaki ilk özgün tasarım ve geliştirme projesi çıktı.
Samur, TSK'nın taktik harekat ihtiyaçlarına uygun olarak sulu açıklıklardan süratle ve emniyetle geçişi sağlayacak bir nakliye takımı ve köprü sistemi olarak tasarlandı. Suda hafif, karada dayanıklı olması için özel malzemeler seçildi ve özel teknikler uygulandı.
Binlerce parçadan oluşan karmaşık bir sistem olmasına rağmen, kullanıcı dostu arayüzü sayesinde kolayca yönetilebiliyor. Suda ise bir "joystick" ile idare edilebiliyor ve 360 derece her yöne hareket ettiriliyor.
Milli imkanlarla tasarlanan 12 adet Samur'un bir araya gelmesiyle yaklaşık 25 dakikada 150 metre uzunluğunda bir köprü oluşturuluyor. Sınıfındaki en hızlı hücum köprülerinden biri olan bu sistemde, araçlar 5-6 dakika gibi kısa sürede ayrılıp kendi başlarına karşı kıyıya çıkabiliyor.

HÜRKUŞ
Hürkuş'un yeni versiyonu Hürkuş Hava Yer Entegrasyon Uçağı (HYEU) olarak adlandırılmıştır.
Bu uçağın, Hava Kuvvetleri Komutanlığının eğitim faaliyetlerinde kullanılması planlanıyor.
Düşük kullanım maliyeti ve gelişmiş aviyonik sistemleri ile önemli avantajlar sağlayacağı öngörülüyor.
Mevcut gelişmiş özelliklerine ek olarak yeni entegrasyonlar da aşamalı olarak gerçekleştirilecektir.
Bu kapsamda elektro-optik / infrared (EO/IR) kamera, oto pilot, lazer güdümlü ve güdümsüz eğitim mühimmatları uçağa eklenebilecektir.

ATAK
T129 ATAK, ATAK programı çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri için özel olarak tasarlandı. Türkiye'nin coğrafi ve iklim koşullarına tam uyumlu olan araç, TUSAŞ ve AgustaWestland ortak üretimi taarruz ve taktik keşif helikopteridir.
T-129, AgustaWestland üretimi Agusta A129 Mangusta helikopterinin gövdesi temel alınarak geliştirildi. Gövdenin çeşitli aksamları değiştirilmiş, özgün silah ve yerli yazılım sistemleri entegre edilmiştir. İlk prototip yaklaşık yarım saat havada kaldıktan ve çeşitli manevra testlerini tamamladıktan sonra başarıyla yere indi.
T129 ATAK Helikopteri yakın hava desteği görevleri ve çok amaçlı görevler için iki tip olarak tasarlandı. Yakın hava desteği görevleri için dizayn edilen T129 A modeli öne çıkmaktadır.
Bu model, 76 adete kadar 70 mm güdümsüz roket ve 500 adet mühimmat kapasiteli 20 mm top ile donatıldı. Çok amaçlı görevlere uygun olan T129 B helikopterine ise en modern elektronik harp gereçleri entegre edildi. Aynı anda 8 adet güdümlü anti-tank füzesi UMTAS, 12 adet güdümlü CİRİT, 2 adet STINGER ve 500 adet top mermisi ile görev yapabiliyor.

KIZILELMA
Kızılelma, Baykar tarafından tasarım ve geliştirme çalışmaları yürütülen bir platformdur.
Turbofan motorlu ve stealth (düşük radar görünürlüğü) özelliklere sahip insansız savaş uçağıdır.
Bayraktar Kızılelma'nın gövdesi, stealth teknolojisine uygun olarak tasarlanmaktadır. Böylece uçağın radarda oldukça düşük bir iz bırakması planlanmaktadır.
Dikey kuyruklar ve önde bulunan yatay kontrol yüzeyleri (kanart) tasarıma dahil edilmiştir.
Bu aerodinamik yapı sayesinde Kızılelma'nın çok yüksek bir manevra kabiliyetine kavuşması hedeflenmektedir.

BAYRAKTAR TB2
Baykar tarafından geliştirilerek kullanıma sunulan taktik sınıf bir İHA sistemidir.
Kullanıcıya tüm çözümleri bir arada sunan bütünleşik ve ağ tabanlı bir sistem mimarisine sahiptir.
Sistem; Bayraktar TB2 platformu, Yer Kontrol İstasyonu ve Yer Veri Terminalinden oluşur.
Ayrıca Uzak Görüntü Terminali, İleri Üs ve Jeneratör ile Römork modülleri de sistemi tamamlar.
Baykar’ın teknolojik kabiliyetleri sayesinde sistemdeki tüm unsurlar yerli ve milli olarak üretilmektedir.

BAYRAKTAR TB3
Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen bir silahlı insansız hava aracı sistemidir.
Özellikle TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilerden kolayca kalkış ve iniş yapabilme kabiliyetine sahiptir.
Keşif, gözetleme ve istihbarat görevlerini başarıyla yerine getirir.
Bunun yanı sıra kanatları altında taşıdığı yerli akıllı mühimmatlarla doğrudan operasyon icra etme kabiliyetine sahiptir.

AKINCI TİHA
Baykar tarafından üretilen Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) modelidir.
Bayraktar TB2'den daha uzun bir gövdeye ve daha geniş kanat yapısına sahiptir.
Kendine özgü bükümlü kanat yapısıyla 20 metrelik bir kanat açıklığı sunmaktadır.
Geniş gövde kapasitesi sayesinde çok sayıda milli akıllı mühimmatı taşıyabilmektedir.

AKSUNGUR
Yüksek Faydalı Yük Kapasiteli AKSUNGUR İHA Sistemi, Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı bir platformdur.
Kesintisiz şekilde gündüz ve gece istihbarat, gözetleme, keşif ve taarruz görevlerini icra edebilir.
Bu görevler için bünyesinde EO/IR, SAR ve SIGINT faydalı yükleri barındırır.
Ayrıca çeşitli havadan yere silahlarla operasyon yapabilme yeteneğine sahiptir.
AKSUNGUR, 40 bin ft’e kadar uzun süreli operasyonlara imkân veren iki adet çift turboşarjlı dizel motora sahiptir.

GÖKBEY
Savunma Sanayii Başkanlığı ile Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) arasında imzalanan sözleşme kapsamında geliştirildi.
T625 GÖKBEY Helikopteri, yerli sanayinin önemli bir dönüm noktasıdır.
TEI tarafından milli imkanlarla geliştirilen ve üretilen TS1400 Turboşaft Motoru kullanılmıştır.
Bu motorla gerçekleştirilen ilk test uçuşunu başarılı şekilde tamamlamıştır.
Geniş bir görev yelpazesine sahip olmasından ötürü farklı alanlarda hizmet verecektir.
Taşıma, VIP, kargo, hava ambulans, arama kurtarma ve kıyı ötesi lojistik görevlerinde bulunabilecektir.

KAAN
Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 uçaklarının 2030’lu yıllardan itibaren kademeli olarak devreden çıkartılması düşünülüyor.
KAAN, bu uçakların yerini alabilecek, yurt içi imkân ve kabiliyetler ile tasarlanan yerli bir savaş uçağıdır.
Projenin amacı, bu uçağı geliştirebilecek insan gücü ve teknolojik altyapıyı ülkemizde oluşturmaktır.
Projede TUSAŞ ana yüklenici konumunda bulunmaktadır.
5’inci nesil çok rollü bir savaş uçağı olan KAAN, modern muharebe ihtiyaçlarını karşılar.
Hem hava-hava hem de hava-yer muharebelerinin gereksinimleri için üstün kabiliyetler sağlamaktadır.
Yüksek hayatta kalma kabiliyetine haiz, güçlü ve atik bir platformdur.
Sahip olduğu akıllı ve güçlü savaş sistemleri ile tam bir savaşçıdır.
İlk prototipinin üretim ve montaj faaliyetlerinin tamamlanmasının akabinde yer testlerine başlamıştır.
Test aşamasının tamamlanmasıyla birlikte KAAN, 21 Şubat 2024 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
İlk gökyüzü buluşmasında 13 dakika havada kalmayı başardı.
Bu tarihi uçuşta 8 bin feet irtifaya çıkan KAAN, 230 knot hıza ulaştı.

HÜRJET
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda TUSAŞ tarafından geliştirildi.
Türkiye'nin jet motorlu süpersonik (ses üstü) ilk uçağı olma özelliğini taşımaktadır.
Askeri pilot eğitimi ve hafif taarruz odağıyla üretilen HÜRJET, gelişim sürecindedir.
Geliştirme faaliyetleri kapsamında şimdiye kadar 43 başarılı test uçuşu gerçekleştirmiştir.

ANKA III
2023 yılında ilk motor çalıştırmasını başarıyla tamamlamıştır.
ANKA III, 28 Aralık 2023 tarihinde gökyüzü ile ilk buluşmasını gerçekleştirmiştir.
Tamamen otonom olarak icra edilen bu ilk uçuş 1 saati aşkın sürmüştür.
Uçuş sırasında bütün sistem kontrollerinin yapılmasının ardından otomatik iniş gerçekleştirilmiştir.
Testlerine hızlı bir şekilde devam eden ANKA III Hava-Yer Görev Uçağı, mühimmatlı uçuş testlerine de başladı.
Bu kapsamda gerçekleştirilen 12. sortisinde TEBER-82 Güdüm kiti ile hedefi 12’den vurmuştur.
İkinci atış testinde ise TOLUN mühimmatı ile başarılı bir operasyon daha gerçekleştirmiştir.
Uçan kanat konfigürasyonunun sağladığı düşük radar görünürlüğü en büyük avantajıdır.
Turbofan motorun getirdiği yüksek hız ve dâhilî istasyonlardaki yüksek taşıma kapasitesi ile fark yaratmaktadır.
Geliştirme faaliyetleri kapsamında ANKA III’ün ikinci prototipi de test uçuşlarına başlamıştır.
İnsansız hava aracı teknolojilerindeki kabiliyetlerimizi daha ileriye taşıyacak özelliklere sahiptir.
Yaklaşık 7 ton kalkış ağırlığına sahip olan araç, 40 bin feet irtifada görev yapabilecektir.
Maksimum sürat olarak 0.7 Mach seviyesine ulaşabilecek ve 10 saat havada kalabilecektir.

BAYRAKTAR DİHA
Bayraktar Dikey İniş Kalkışlı İnsansız Hava Aracı Sistemi'dir.
Seri imalat ve ilk teslimatlarının 2022 yılı içerisinde yapılması hedeflenmiştir.
DİHA, dikey iniş kalkış özelliğiyle pist olmayan dar alanlarda operasyon kabiliyeti sağlar.
150 kilometreye kadar kesintisiz bir haberleşme menziline sahiptir.
Sensör füzyonu yardımlı tam otonom iniş, kalkış ve seyir özelliği de araçta yer alır.
Düşük yakıt tüketimli benzinli motoru, yüksek havada kalış süreleri sunmaktadır.
Kalkış ve inişini gövde üzerinde bulunan 4 adet elektrik motoruyla gerçekleştirir.
Havalandıktan sonra ise arkasındaki içten yanmalı benzinli motoruyla normal seyrine geçer.
Bu şekilde hibrit bir motor yapısına sahip olması ona büyük avantaj sağlar.
Herhangi bir saf elektrikli hava aracının ulaşamayacağı kadar uzun bir süre, yani 12 saate kadar havada kalabilir.
Kanat açıklığı 5 metredir.
Sadece 20'ye 20 metrelik küçük bir alan içerisinden dikey iniş kalkışını gerçekleştirebilmektedir.
9 bin feet bu uçak için standart operasyon irtifasıdır, ancak ihtiyaç halinde 15 bin feete kadar çıkabilir.
Yatay seyrini de ortalama 45-50 knot hız limitleri arasında gerçekleştirir.
Bu bir taktik gözlem İHA'sıdır ve uzun süre havada kalma odağıyla üretilmiştir.
Ayrıca denizdeki hareketli platformlara da iniş kalkış yapabilme yeteneği mevcuttur.

MİKRO UYDU FIRLATMA SİSTEMİ: MUFS
2012 yılında ülkemizin uzaya bağımsız olarak erişmesi konusunda stratejik adımlar atıldı.
2015 yılında ROKETSAN bünyesinde Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi kuruldu.
2017 yılında uzaya ilk kez bağımsız erişim sağlandı.
2018 yılındaki sonda roketi uçuş testleri de yüzde 100 başarı oranıyla gerçekleştirildi.
Bu testler sayesinde kademe ayırma ve atmosfer dışında kontrollü uçuş gibi pek hop kritik teknoloji kazanılmış oldu.
Proje kapsamında, uzay teknolojilerinin denenmesi için geliştirilen dört adet sonda roketinin denemeleri yapıldı.
Bu denemeler 29 Ekim 2020 tarihinde başarıyla tamamlandı.