Ana içeriğe geç

Son dakika | CHP'nin butlan yönetiminden 3 il başkanı hakkında ihraç talebi

CHP Genel Merkezi'nde butlan sözcüsü Müslim Sarı açıklama yapıyor. Sarı, "3 il başkanımız ve 3 eski il başkanımız disiplin sürecini başlattık" dedi.

Son dakika | CHP'nin butlan yönetiminden 3 il başkanı hakkında ihraç talebi
Halk TV
16

Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararıyla CHP'ye atanan Kılıçdaroğlu'nun beşinci kez topladığı MYK'nın ardından butlan sözcüsü Müslim Sarı açıklamalarda bulunuyor.

Mahkemenin verdiği butlan kararının arından Cumhuriyet Halk Partisi'ne atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun beşinci kez topladığı Merkez Yönetim Kurulu (MYK) görüşmeleri sona erdi. Gözlerin çevrildiği CHP Genel Merkezi'nde butlan sözcüsü Müslim Sarı, kameralar karşısına geçti.

Butlan sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamaları şu şekilde:

Özellikle ülkenin gündemiyle ilgili konularda biraz ağırlığımız dış politikayla ilgili gelişmeler ekseninde gelişti bugün. Bildiğiniz üzere önümüzdeki günlerde bir NATO zirvesi var ve son zamanların en önemli NATO zirvesi. Özellikle Avrupa'nın yeni güvenlik şemsiyesi çerçevesinde ya da yeni güvenlik mimarisi çerçevesinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'yle beraber, yani Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni yönetimiyle beraber gelişen bazı önemli noktalar, Avrupa güvenliğiyle ilgili tartışmaların önemli şekilde domine ettiği bir dönemde ve bu NATO zirvesi de son derece önemli bir hale geldi. Bu zirvenin Türkiye'de yapılması da son derece önemli. Dolayısıyla biz bu güvenlik ekseninde, özellikle NATO, NATO zirvesi ekseninde bazı değerlendirmeler yapma şansı bulduk.

Bugün üzerinde en çok durduğumuz konulardan biri de Fransa'yla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında 8 Haziran'da gerçekleştirilen anlaşma oldu. Bildiğiniz üzere Fransa öteden beri bu bölgede, özellikle Doğu Akdeniz'de kendi Levant olarak tanımladıkları bölgelerde bir stratejik avantaj elde edebilmek için, bir jeopolitik avantaj elde edebilmek için hamlelerde bulunuyor. Özellikle yine bu Lübnan, Suriye, geleneksel olarak Fransa'nın etkisi altında bulunmuş olan bu bölgelerde Fransa son dönemlerde bir zorluk yaşadığı için, özellikle buradaki etkisini kaybetme durumuyla karşı karşıya kaldığı için durumu burada dengelemek üzere Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin aleyhine olabilecek birtakım hamleler yapıyor.

Bu hamlelerden biri 8 Haziran'da yapılan anlaşma. 8 Haziran'da yapılan anlaşmayla Fransa askerlerinin adada, yani Kıbrıs adasında konuşlandırılması ve üs kullandırma yetkisinin Fransa'ya verildiğini görüyoruz. Bu açık bir biçimde hem 1960'taki kurucu anlaşmaya aykırı bir durumdur hem de Türkiye'nin çevreleme, Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de çevreleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Fransa bir yandan bölgede, özellikle Yunanistan ve Lefkoşa hattında kurulan ittifakı derinleştirmek üzere buraya katkı sunarak bir yandan Türkiye'nin bu bölgedeki gücünü, yetkisini, etkisini azaltmak üzere bir manevra içerisine girmiş bulunmaktadır. Bu aynı zamanda tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından ilan edilen münhasır ekonomik bölge ve bu münhasır ekonomik bölgede özellikle Total başta olmak üzere Fransız şirketlerinin aramayla ilgili fiili durumlarına bir güvenlik kalkanı oluşturmak için de kullanılıyor.

Bu açık bir biçimde yapılan 1960'taki anlaşmaya aykırıdır ve Türkiye'nin milli çıkarlarına aykırıdır. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de ve bu bölgede ciddi şekilde çevrelemek ve sınırlandırmak üzere ele alınmış bir girişimdir. Biz bu girişime şiddetle karşı çıkıyoruz. Hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin yetkili makamlarının bu konuyla ilgili açıklamalar yaptığını da görüyoruz ama bu açıklamaların biraz daha yüksek sesle ve Türkiye'nin milli çıkarlarını daha fazla vurgulayacak şekilde dile getirilmesi gerektiğinin altını özellikle çizmiş bulunuyoruz.

Onun dışında biliyorsunuz gündemde bir erken seçim tartışmaları var. Bu erken seçim tartışmalarına ilişkin hem Sayın Bahçeli'nin hem Cumhurbaşkanının danışmanının açıklamaları var. Bununla ilgili değerlendirmeler de yaptık. Dolayısıyla bir erken seçimin de AKP'nin aslında gündemine gelmiş olduğunu görüyoruz. 'Bir erken seçim hiçbir şekilde yoktur' biçimindeki tartışmalardan, 'ya aslında bir erken seçim olabilir ama bunun tarihi şöyle olmalıdır' biçimindeki tartışmalara doğru AKP'nin düşüncesinin evrildiğini görüyoruz. Ancak genel seçime bir ay kala yapılacak bir seçimi de biz erken seçim olarak kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bunun bir erken seçim olmadığı da çok açıktır. Ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, seçimlere bir ay kala yapılan bir erken seçime parlamento desteği açısından destek vermeyeceğimizi de açıkça ilan ediyoruz.

Tabii bu arada Tayyip Erdoğan'ın da, Cumhurbaşkanının da aday olup olmadığı tartışmaları ayrı bir konu. Yani Sayın Cumhurbaşkanı burada bir aday olacak mı, olmayacak mı? Tabii bu tartışmalar hep onun aday olacağı varsayımı üzerine gidiyor ama bu konuyla ilgili netleşmiş bir tavır da yok. Bizim bu konuyla ilgili politik düşüncemiz nettir.

Onun dışında iktisadi bazı değerlendirmeler de oldu. Ve biraz daha parti içine dönük, yaşadığımız sürece dönük bazı değerlendirmeler yapma şansımız oldu. Bazı konuları soru-cevaba bırakarak, ki soracağınıza eminim, yani bugün yaşadığımız süreçlerle ilgili sorularınız da olacaktır, onları zaman almamak üzere biraz soru-cevaba bırakarak aldığımız bazı kararları sizinle paylaşmak istiyorum.

Şimdi bildiğiniz üzere, biz göreve geldiğimiz andan itibaren bir yandan arınma süreciyle ilgili, bir yandan da partinin kurumsal kimliğini zedeleyici iş, eylem ve davranışlarda bulunan arkadaşlarımızla ilgili, partinin hiyerarşisini hatırlatan, partinin disiplin süreçlerini dikkate alan, bunları öne çıkartan ya da bununla ilgili iş ve eylemleri gerçekleştireceğimizi, bunları not ettiğimizi ve günü ve zamanı geldiğinde de bununla ilgili değerlendirmeler yapacağımızı söylemiştik. Bu çerçevede biz bugünkü MYK toplantısında, örgütlerimizle ilgili birtakım değerlendirmeler yapıp bazı kararlar aldık. Bu kararları sizinle paylaşmak istiyorum.

Üç il başkanımız ve üç eski il başkanımız, önceki dönem il başkanımızın özellikle 'mutlak butlan davası' süreci içinde yer alan iddianamelerde bulunması sebebiyle ve bugün içine düştüğümüz bu mutlak butlan krizinin bir parçası olması sebebiyle, kendileriyle ilgili bir disiplin sürecini başlatmış oluyoruz. Bu arkadaşlarımızı tedbirli bir biçimde Yüksek Disiplin Kuruluna sevk etmiş bulunuyoruz bugünkü MYK kararıyla.

Bu üç arkadaşımız mevcut il başkanı. Bunlardan biri Erzurum İl Başkanımız Serhat Can Eş. Kendisini disipline sevk ederek yönetimiyle beraber, il yönetimini yönetimiyle beraber fesih kararı almış bulunuyoruz. Yerine de Mahmut Edebali diye bir arkadaşımızı il başkanı olarak atamış bulunuyoruz.

Yine aynı şekilde iddianamelerin, yani bu sürecin, mutlak butlan sürecinin başlamasına kendi dilekçesiyle biraz neden olan Bursa İl Başkanımız Nihat Yeşiltaş'ı yine tedbirli bir şekilde disipline sevk ediyoruz. Yönetimiyle beraber fesih kararı aldık Bursa'yla ilgili olarak. Onun yerine de önceki il başkanlarımızdan Turgut Özkan'ı il başkanı olarak atamış bulunuyoruz.

Yine Bitlis İl Başkanımız, iddianamede ismi geçen arkadaşımız Metin Güzelkaya, onu da yönetimiyle beraber feshederek tedbirli disiplin uygulamasına konu ettik ama onun yerine henüz bir atama yapmadık. Yani Bitlis İl Başkanlığımızla ilgili bir değerlendirmeyi henüz yapıyoruz.

Onun dışında üç eski il başkanımız, şu an il başkanı olmamakla beraber yine bu iddianamede, halk arasında 'mutlak butlan davası' olarak daha çok kamuoyunda bilinen, davaya konu olmuş, iddianameye konu olmuş arkadaşlarımızı yine disipline sevk etmiş bulunuyoruz. Bu arkadaşlarımızdan biri önceki dönem Mardin İl Başkanımız

Ayrıntılar geliyor...

Kaynağa Git

İlgili Haberler