İzmir – Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Örgütü, Kültürpark içerisinde yer alan Ahşap Sahne’de “Türkiye’nin emperyalizmin karargâhı yapılmasına ve NATO zirvesine karşı ne yapmalı?” başlıklı panel düzenledi. Panelin moderatörlüğünü EMEP İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar üstlenirken, konuşmacı olarak Yücel Demirer ile Levent Tüzel katıldı.
Panele TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, Ege Bölge Sorumlusu İbrahim İpek, Digel Tekstil direnişçileri, DİSK Gıda-İş Genel Sekreteri Ufuktan Öden, DİSK İletişim-İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu, Eğitim Sen 1 No’lu Şube yöneticisi Oktay Karakuzu, Eğitim Sen 4 No’lu Şube Başkanı İsmail Akyol, Eğitim Sen 5 No’lu Şube yöneticisi Ali Özatlı, BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin, SES 1 No’lu Şube Başkanı Hava Akcan, SES 2 No’lu Şube Başkanı Başak Edge Gürkan, çok sayıda üniversite öğrencisi, işçi, emekçi ve yurttaş katıldı.
“Zirvede yeni maden sahalarının paylaşımına kadar pek çok başlık tartışılacak”
Yücel Demirer, konuşmasına NATO karşıtlığının güncel nedenleri üzerinde durarak başladı. Dünyanın yeni bir savaşlar döneminden geçtiğini söyleyen Demirer, İngiltere dış istihbarat servisi MI6’nın yeni başkanının “Şu anda barış ile savaş arasında bir alanda çalışıyoruz” sözlerini hatırlatarak, “Bunu söyleyen herhangi biri değil. Kapitalist dünyanın tarihsel liderlerinden birinin istihbarat örgütünün başındaki insan söylüyor. Hepimizin şu anda barışla savaş arasında bir noktadan geçtiğini ifade ediyor” dedi.
Venezuela, Küba, Ukrayna, İran ve Gazze’de yaşanan gelişmelere işaret eden Demirer, temmuz ayında Ankara’da yapılacak NATO toplantısının da bu süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“NATO’nun her genel kurulu, her toplantısı hayırsız gelişmelere vesile olmuştur” diyen Demirer, enerji koridorlarından kritik teknolojilere, tedarik zincirlerinden yeni maden sahalarının paylaşımına kadar pek çok başlığın zirvede tartışılacağını söyledi.
“Ankara’daki zirve Erdoğan’a meşruiyet zemini sunacak”
Ankara’daki toplantının Türkiye açısından taşıdığı anlamlara da değinen Demirer, zirvenin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından uluslararası alanda “hâlâ dünya liderleri arasındayım” görüntüsü vermek için kullanılacağını söyledi.
Türkiye’nin NATO’nun ilgisini daha fazla Ortadoğu’ya yöneltmeye çalışacağını ifade eden Demirer, “Türkiye’nin temmuzun ilk haftasında Ankara’da yapılacak toplantıda, ‘NATO çevresindeki ülkelerde güvenlik olmazsa NATO’da da güvenlik olmaz’ söylemi altında NATO’nun ilgisini biraz daha Ortadoğu’ya kaydırmaya çalışacağı ve bu süreçte kendisini öne çıkarmaya çalışacağı yönünde bir beklenti oluşuyor” dedi.
Toplantının iktidara uluslararası destek görüntüsü sağlayacağını belirten Demirer, “Trump’ın Erdoğan’a ‘Ankara’ya senin için geliyorum’ dediği yönünde haberler çıktı. NATO bu toplantıyı Ankara’da yaparak, hepimizin boğazını sıkan Erdoğan rejimine de bir anlamda hayat öpücüğü vermiş oluyor” diye konuştu.
“NATO, sosyalist blok çöktükten sonra da büyümeye devam etti”
NATO’nun kendisini savunma ve dayanışma örgütü olarak göstermeye çalıştığını ancak gerçekte bir savaş aygıtı olduğunu vurgulayan Demirer, Yugoslavya, Irak, Afganistan, Somali ve Libya örneklerini hatırlattı.
“NATO’nun yalnızca son 20-25 yıl içerisinde Yugoslavya’da, Irak’ta, Afganistan’da, Somali’de ve Libya’da yaptıkları ortadadır” diyen Demirer, bu müdahalelerin emperyalist merkezlerin çıkarlarına uygun siyasal düzenlemeler yaratmayı hedeflediğini söyledi.
NATO’nun kuruluş gerekçesinin anti-komünizm olduğunu hatırlatan Demirer, sosyalist blokun dağılmasının ardından örgütün tasfiye edilmediğine dikkat çekerek, “1999’da Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti; 2004’te Estonya, Letonya ve Litvanya NATO’ya katıldı. NATO, kendisini var eden gerekçeler ortadan kalkmasına rağmen büyümeye devam etti” dedi.
Gürcistan ve Ukrayna örneklerine de değinen Demirer, NATO’nun emperyalist paylaşım mücadelelerinde kritik rol oynadığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda NATO’nun bir güvence mekanizması değil, emperyalist çıkarların aracı olduğunu vurgulayan Demirer, “Bize yarın NATO’ya kendi güvenliğimiz için ihtiyacımız olduğunu söyleyenlere; NATO’nun bir güvence mekanizması olmadığını, NATO’nun kapitalist emperyalizm içindeki hesaplaşmaların ve paylaşım mücadelelerinin bir aracı olduğunu, saldırı politikalarının taşıyıcısı olduğunu hatırlatmamız gerekiyor” dedi.
“NATO emperyalistlerin kirli işlerini yapmak için kuruldu”
Panelde konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ise ABD ve İsrail’in Ortadoğu politikalarına dikkat çekti.
“İsrail siyonizminin, Netanyahu yönetimindeki İsrail’in bölgede; Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da ve çevre ülkelerde gerçekleştirdiği saldırılar ve katliamların arkasında çok açık biçimde Amerika yönetimi var. Onun Ortadoğu planı var” diyen Tüzel, Erdoğan hükümetinin de tüm söylemlerine rağmen aynı ittifak sisteminin içinde yer aldığını söyledi.
Türkiye’de NATO zirvesinin yaratacağı sonuçların yeterince tartışılmadığını belirten Tüzel, Avrupa ve Latin Amerika’daki savaş karşıtı eylemleri örnek göstererek, “Gönül istiyor ki bugün böyle geçiyor olsa da yarın öbür gün bu meydan, bu fuar alanı, binlerce ve on binlerce İzmirli ile dolsun; hep birlikte Trump’ı, Netanyahu’yu, Erdoğan’ı, bütün bu tertipleri düzenleyen dünyanın efendilerini ve ülkemizdeki temsilcilerini protesto edelim” dedi.
“NATO’nun dönemi bitmez, çünkü emperyalistlerin ona ihtiyacı var”
Deniz Gezmişlerden Nazım Hikmet’e uzanan anti-emperyalist mücadele geleneğine vurgu yapan Tüzel, NATO’nun savunma örgütü değil saldırı örgütü olduğunu söyledi.
“NATO’dan söz ediyoruz. Yugoslavya’nın parçalanmasından Bosna Hersek’e, Libya’dan Afganistan’a, Irak’tan günümüze kadar birçok ülkedeki işgalleri, darbeleri ve katliamları örgütleyen; yalnızca dışarıda değil, ülkemiz içerisinde de çeşitli operasyonlarda parmağı bulunan bir yapı olduğunu çok iyi biliyoruz” diyen Tüzel, NATO’nun emperyalist sistem açısından vazgeçilmez bir araç olduğunu ifade etti.
Ukrayna savaşına da değinen Tüzel, NATO’nun genişleme politikalarının savaşların önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.
“82 milyar dolar emekçiden kesilip savaşa aktarılıyor”
NATO’nun üye ülkelere askerî harcamaları artırma baskısı yaptığını belirten Tüzel, “Ülkemiz açısından bakıldığında 82 milyar dolar az para değil. Bu para bizim cebimizden çıkıyor. Bu ülke halkının birikimleri ve kaynakları; işçiden, emekçiden esirgenen kaynaklar bu alanlara aktarılıyor” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamalarına değinen Tüzel, Türkiye’nin Ukrayna ve Ortadoğu başlıklarında NATO’dan gelen beklentileri karşılamaya hazır olduğu mesajı verdiğini söyledi.
“NATO zirvesiyle işçilerin ekmek mücadelesi doğrudan bağlantılı”
Türkiye’de yaşanan siyasal gelişmeleri de değerlendiren Tüzel, Kürt sorunu, CHP’ye yönelik müdahaleler ve emek mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
“Bir yerde temel hak, ekmek davası yürüten işçi kardeşlerimiz; Ankara’da, İstanbul’da kafası yarılan özel öğretmenlerimiz, madenciler; Ankara’da, Edirne’de, Eskişehir’de yürüyenler… Bütün bu davalar, bütün bu mücadeleler, bu NATO zirvesiyle aslında doğrudan bağlantılı” diyen Tüzel, zirvenin mevcut düzenin sürdürülmesi amacıyla toplandığını savundu.
Türkiye’deki temel saflaşmanın emekçiler ile emperyalist güçler ve onların yerli iş birlikçileri arasında yaşandığını söyleyen Tüzel, “Bir tarafta Trump, Netanyahu ve emperyalist aktörler; diğer tarafta ise demokratik, halkçı ve eşitliğe dayalı bir düzen kurma mücadelesi veren emekçi güçler var” dedi.
NATO ve Savaşa Hayır Koordinasyonu’nun çalışmalarını büyütme çağrısı yapan Tüzel, “Savaş karşıtı, aynı zamanda bu saray oligarşisine, bu soyguncu, yağmacı, antidemokratik ve faşizan bir yönetimi ülkeye dayatanlara karşı da çalışmalarımızı hızlandırmak durumundayız” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını ABD emperyalizminin gerileyen konumuna dikkat çekerek tamamlayan Tüzel, “Trump neden ‘Amerika’yı yeniden büyük yapmak’ istiyor? Çünkü Amerika kaybedenler listesinde. Amerika eskisi gibi dünya efendisi değil, rakipleri var. Şimdi kaybedenler listesinde Erdoğan da var aslında. O da artık bu yönetimin sonuna geldi. Tek tek bulduğu yol ve yöntem, rızasını ve onayını alamadığı bizleri sindirmek” dedi.