MERVE YİĞİTCAN
Türkiye’den girişimcilik ekosistemi ve inovasyon yatırımları hızla büyürken, bu sürecin büyük şehirlerin sınırlarını aşarak Anadolu’ya yayılması için elini taşın altına koyan sivil toplum örgütleri ve özel sektör kuruluşlarının sayısı artıyor. Bu noktada CCN Group da, IC İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğinde ikincisini gerçekleştirdiği ‘MeShift Girişimcilik Programı’ ile eğitimde fırsat eşitliği sağlamak amacıyla harekete geçti. EKONOMİ’ye konuşan CCN Group Yönetim Kurulu Üyesi Berfin Çeçen Şenol, 7 bölgeden 110 üniversite ve yaklaşık 350 gencin katıldığı programın çıktılarını, hedeflerini ve Türkiye’nin makroekonomik tablosunda genç girişimcilerin karşılaştığı bariyerleri değerlendirdi.
Girişimcilik programlarının ve desteklerinin büyük çoğunluğunun İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yoğunlaştığını, buradaki üniversite öğrencilerinin imkanlara daha kolay eriştiğini belirten Çeçen Şenol, teknoloji girişimciliği dünyasının çok başka bir yere evrildiğini, bu alandaki programları incelerken, Anadolu’daki öğrencilerin bu nosyona erişmekte zorlandığını fark ettiklerini söyledi. Aile vakfı olan IC İbrahim Çeçen Vakfı ile birlikte Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’ni kuruluşundan bu yana desteklediklerini; sadece burs değil, kişisel gelişim programları da yürüttüklerini hatırlatan Çeçen Şenol, “Girişimcilik projesi fikri de tam olarak bu döngüden doğdu. Belli başlı şehirlerdeki olanakları, imkanı kısıtlı olan öğrencilere de ulaştırmak istedik. Odağımızı eğitimde fırsat eşitliği olarak belirledik” diye konuştu.
Final sahnesinde İstanbul yok
Bu yıl ikincisi düzenlenen programın rakamsal verilerini paylaşan Şenol, ilginin katlanarak arttığına dikkat çekti. İlk yıl 139 iş fikri ve 273 katılımcıyla başlayan sürecin, bu yıl 110 üniversiteden 350 gence ulaştığını belirten Şenol, şu bilgileri aktardı: “8 haftalık yoğun bir eğitim sürecinin ardından finale kalan 10 grubumuz oldu. Dikkat çekici olan şu ki, final sahnesinde İstanbul’dan hiç kimse yoktu. Ağrı, Çanakkale, İzmir ve Mersin gibi şehirlerden gelen öğrencilerimiz finale kalmayı başardı. Geçen yıl Ordu’dan katılan öğrencilerimiz birinci olmuştu. Bu tablo, projenin tam olarak amacına ulaştığını, Anadolu’daki cevherlerin doğru enstrümanlarla buluştuğunda nasıl öne çıkabildiğini net bir şekilde gösteriyor.”
Gençlerin ağırlıklı olarak sağlık, turizm, yaşlı bakımı, sağlıklı beslenme ve uzay bilimleri gibi alanlarda yenilikçi çözümler ürettiğini dile getiren Şenol, Anadolu’dan gelen projelerin en büyük gücünün ise ‘ihtiyaç analizini doğru yapmak’ olduğunu vurguladı. “Girişimcilik ihtiyaçtan doğar” diyen Çeçen Şenol, “Anadolu’daki öğrenciler kendi çevrelerindeki eksiklikleri ve sorunları çok daha net tahlil edebiliyorlar. İlk defa bir iş planı yapan, ilk defa sunum teknikleri eğitimi alan bu gençlerin 8 haftada çıkardığı fikirler ve bakış açıları hepimize büyük bir umut oldu” dedi. Projenin ticari bir hibe programı gibi olmadığının altını çizen Şenol, erken aşamadaki bu fikirlerin hemen ticari bir başarıya dönüşmesinin gerçekçi olmadığını kaydetti. Şenol, CCN Group olarak verdikleri sürdürülebilir desteği de şu şekilde aktardı: “Birincil hedefimiz hemen bir unicorn çıkarmak ya da ayakları yere basan büyük şirketler kurdurmak değil. Gençlere girişimcilik ruhunu aşılamak istiyoruz" diye konuştu.
Katılımcıların yüzde 60’ı kız öğrenci
Türkiye’deki kadın girişimci oranlarının istenilen seviyede olmamasını toplumsal rollere ve iş hayatının getirdiği bariyerlere bağlayan Şenol, MeShift programında ise gurur verici bir tabloyla karşılaştıklarını belirtti. Programa herhangi bir pozitif ayrımcılık veya cinsiyet kotası koymadıklarını vurgulayan Şenol, “Buna rağmen katılım oranlarında yüzde 60 ile kadın öğrencilerimiz daha önde yer aldı" dedi.
Gençlere, ‘benim ülkemde de bu işler yapılıyor’ dedirtmek istiyoruz
Türkiye’deki makroekonomik dalgalanmaların, yüksek enflasyonun ve sermayeye erişim zorluklarının gençlerde ciddi bir gelecek kaygısı yarattığını kabul eden Şenol, bu kaygının girişimciliğin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyledi. Girişimciliğin temelde cesaret işi olduğunu belirten Şenol, sözlerini şöyle tamamladı: “Gençlerdeki hayat kaygısı üretkenliğin önüne set çekebiliyor. Bu tarz programların en büyük misyonu da gençlere o motivasyonu ve umudu yeniden aşılamak, ‘Benim ülkemde de bu işler yapılıyor’ dedirtebilmektir. Dünyadaki yeni nesil üniversite programları yapay zeka ve kodlama alanında vizyoner adımlar atıyor. Bizim de eğitim sistemimizi bu doğrultuda güncelleyerek Anadolu’daki bu potansiyeli harekete geçirmemiz, kıymetli beyin gücümüzü ülkemizde tutmamız gerekiyor. Biz gençlerin sadece fikirlerine değil, doğrudan kendilerine yatırım yapıyoruz.”