Muğla — Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin bilirkişi keşfini protestolar nedeniyle hakkında dava açılan Esra Işık’ın yargılanmasına devam edildi.
Akbelen Ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerinde bulunan toplam 679 parsellik tarım arazisinin, Yeniköy Termik Santrali’ne kömür sağlanması amacıyla 10 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmişti.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından kamulaştırma kapsamındaki parsellerin değer tespiti ve el koyma işlemleri için dava açılırken, 30 Mart’ta kamulaştırma kararı verilen alanlarda bilirkişi keşfi yapılmıştı. Keşif işlemlerine protestoların ardından İkizköylü Esra Işık, aynı gün gece saatlerinde gözaltına alınmış, 31 Mart’ta tutuklanmıştı.
Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “görevi yaptırmamak için direnme” ile suçlanan Işık, 11 Mayıs’ta yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla 42 gün sonra tahliye edilmişti. Esra Işık hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı daha sonra kaldırılmıştı.
Davanın üçüncü duruşması bugün görüldü. Duruşmada Işık ve avukatları hazır bulunurken, çok sayıda kişi de Işık'ı desteklemek için davayı takip etti. Mahkeme, eksiklerin giderilmesi için davayı 6 Temmuz’a erteledi.
"Acele kamulaştırma Akbelen'de uygulanırsa devamı gelecek"
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Esra Işık, “Akbelen demenin memleket demek" anlamına geldiğini ifade etti ve şöyle konuştu:
"Akbelen'in kazanması demek başka köylere, ezilen köylere, köylülere örnek olacak. Başkaları da umutlansın istemiyorlar ama biz umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bizler bu memleketin gerçek sahipleriyiz. Bugün bu dayanışma, bizim mücadelemizin hakkını yeniden ortaya koyuyor. Sadece İkizköylüler yok burada. Başka köylerden gelen onlarca insanımız var. Acele kamulaştırma kararı Akbelen'de uygulanırsa bunun devamı gelecek. Geçtiğimiz yaz şirketlerin yasası Meclis'ten geçirilmeye çalışılırken de söylemiştik, eğer bu yasa geçerse, bu şirketlerin yasası geçerse biz köylüler olarak mağdur olacağız, toprağımızdan olacağız, memleketimizden, yurdumuzdan olacağız, evsiz, barksız kalacağız demiştik. Aradan daha bir sene geçmeden evimiz, barkımız, her şeyimiz kamulaştırıldı.
“Patronlardan daha değerli değil mi bu ülkenin köylüleri?”
Sadece Akbelen'le sınırlı değil. Yatağan’ın Turgut Köyü'nde, başka başka yerlerde de biz köylülerin çığlıklarını duyuyoruz. Bizim çığlığımızı duyacaksınız. Köylülerin çığlığını, bu memleketin gerçek sahiplerinin, nasırlı elleriyle bu ülkeyi ayakta tutan köylüleri duyacaksınız. Bizler bu memleketin topraklarını savunmayı onurumuz olarak görüyoruz. Bu toprakları savunmak, haysiyetimizi savunmaktır. Bu toprakları savunmak, memleketimizi savunmak, onurumuzu savunmaktır. Bizler sonuna kadar onurumuzu da haysiyetimizi de evimizi, barkımızı, toprağımızı, memleketimizi savunmaya devam edeceğiz. Bizim tek bir derdimiz var, topraklarımız çöle dönmesin. Madenlere, patronlara, şirketlere peşkeş çekilmesin. Patronlardan daha değerli değil mi bu ülkenin köylüleri? Şirketlerin kasasına üç kuruş daha fazla konacak diye bizim mezarlarımızı tarumar mı edeceksiniz? Patronlar daha da zengin olacak diye köyleri yerinden, yurdundan, evinden edip de yoksullaştırmaktan, mülksüzleştirmekten utanmıyor musunuz?”