Dünya El Nino alarmıyla karşı karşıya. Uzmanlar, küresel hava sistemlerini etkileyen bu doğa olayının daha da güçlendiğine dikkat çekerken, NASA’nın uzun yıllara yayılan gözlemlerinden elde edilen yeni veriler ise endişeleri daha da artırdı.
Bilim insanları, şimdiye kadar yeterince dikkat çekmeyen bazı etkilerin de ortaya çıkmaya başladığını belirtti. Peki uzmanları alarma geçiren bu yeni detaylar neler? En önemlisi ‘Süper El Nino’, önümüzdeki aylarda ülkemiz dahil olmak üzere Avrupa’da hava koşullarını nasıl etkileyecek?
İşte güncellenen verilerle yeni detaylar…
EL NİNO NEDİR VE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
El Nino, atmosfer ile okyanus arasındaki etkileşimlerden kaynaklanan ve doğal olarak oluşan El Nino-Güney Salınımı (ENSO) döngüsünün sıcak evresini ifade ediyor. Bu döngü genellikle iki ila yedi yıl arasında değişen periyotlarla El Nino ve La Nina evreleri arasında geçiş yapıyor.
‘SOFRALARIMIZA ULAŞAN BALIK VE DİĞER DENİZ ÜRÜNLERİNİN MİKTARI İLE FİYATLARI ETKİLENECEK’
NASA’nın yürüttüğü araştırmaların merkezinde fitoplanktonlar bulunuyor. Bitki benzeri mikroskobik organizmalar olan fitoplanktonlar, deniz ekosistemlerinin temel yapı taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu canlılar, okyanusların derinliklerinden yüzeye çıkan soğuk ve besin açısından zengin su akıntıları sayesinde yaşamlarını sürdürüyor. Demir, azot ve fosfor gibi hayati mineraller fitoplanktonların büyümesi ve çoğalması için kritik önem taşıyor.
Ancak deniz yüzeyindeki sıcaklıkların yükselmesi, bu besin maddelerinin yüzeye taşınmasını engelliyor. Bilim insanlarının ‘besin stresi’ olarak tanımladığı bu süreçte planktonlar ihtiyaç duydukları minerallere ulaşamıyor. Sonuç olarak plankton popülasyonları zayıflıyor, üreme oranları düşüyor ve denizlerdeki yaşam zincirinin ilk halkası zarar görüyor.
NASA’nın Washington’daki merkezinde görev yapan Okyanus Biyolojisi ve Biyokimyası Programı Bilimcisi Laura Lorenzoni, Daily Mail’e yaptığı açıklamada plankton topluluklarının önemine dikkat çekerek, deniz besin ağının temelinin bu organizmalar üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre planktonların zarar görmesi, küçük balıklardan büyük deniz memelilerine kadar uzanan tüm ekosistemi etkileyebilir.
Bu durum aynı zamanda dünya genelindeki balıkçılık faaliyetleri ve deniz ürünleri ekonomisi de bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Bilim insanları, denizlerdeki besin zincirinde yaşanabilecek bozulmaların sofralarımıza ulaşan balık ve diğer deniz ürünlerinin miktarı ile fiyatları üzerinde de etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
Imperial College London’dan aşırı hava olayları uzmanı Dr. Theodore Keeping, küresel sıcaklıkların hızla yükselmesi halinde 2026 yılının dünya tarihinde ölçülen en sıcak yıl olarak kayıtlara geçebileceği öngörüyor. Bu durum, sanayi öncesi döneme göre küresel sıcaklık artışının 1,5 derece sınırını aşarak yeni rekorların kırıldığı son yılların ardından, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uluslararası baskıyı daha da artırabilir.