Milli Mücadele'nin en kritik döneminde Ankara'ya gelen ABD donanmasına bağlı heyet, 1 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal Paşa ile Ankara Garı'ndaki karargâhta bir araya geldi. Ön görüşmeyi ABD'nin Ankara temsilcisi Lewis Heck gerçekleştirirken, heyet daha sonra Paşa ile kapsamlı bir görüşme yaptı. Görüşme sırasında yapılan siyasi ve kişisel gözlemler istihbarat raporuna dönüştürülerek ABD'ye gönderildi.
Askeri tarihçi Prof. Dr. Esat Arslan'ın 1995 yılında Amerikan askeri arşivlerinde ulaştığı belgede, Mustafa Kemal Paşa'nın ilk izlenimine geniş yer veriliyor. Raporda, elinde mercan tesbih bulunduğu, ilk anda soğuk ve mesafeli bir tavır sergilediği, saçlarının "bir kolej öğrencisi gibi geriye tarandığı" ve keskin bakışlarıyla dikkat çektiği ifade ediliyor.
Amerikalı gözlemciler ayrıca Mustafa Kemal Paşa'nın güçlü analiz yeteneğine, olaylara geniş perspektiften yaklaşmasına ve karşısındaki kişide yoğun bir odaklanma hissi oluşturduğuna vurgu yapıyor. Raporda yer alan "Leb demeden leblebiyi anlayabilen canlı görüntüsü vardı" ifadesi ise belgenin en dikkat çeken değerlendirmeleri arasında gösterildi.
Amerikalılar hem dinlediklerini hem gördüklerini not ediyorlardı. O notlar istihbarat raporu haline getirilip ABD’ye gönderildi.

Musa Kesler Hürriyet'teki yazısında, Askeri tarihçi Prof. Dr. Esat Arslan’ın 1995 yılında Amerikan askeri arşivlerinde bulduğu belgede ABD heyetinin 40 yaşındaki Mustafa Kemal Paşa’ya dair dikkat çeken gözlemlerini aktardı:
"1921’in yaz aylarında Ankara’ya bir heyet gönderdiler. Heyet ABD donanmasından seçilmişti. İstihbaratçıydılar. Sadece siyasi değil ‘şahsi’ gözlemler de yapacaklardı. Milli Mücadele’nin lideri Mustafa Kemal Paşa, onları 1 Temmuz 1921’de Ankara Garı’ndaki iki katlı, mütevazı taş binada bekliyordu.
SOĞUK VE MESAFELİ
Mustafa Kemal Paşa ile ön görüşmeyi ABD’nin Ankara temsilcisi Lewis Heck yaptı. Paşa gayet soğuk davranmıştı. Heck’e göre “Milliyetçilerle siyasi ilişki kurmadan hiçbir şey yapılamaz” mesajıydı bu. Zira ABD Ankara’ya mesafeliydi. Asıl heyet görüşmesi 16.00’da başladı. Mustafa Kemal tek başınaydı.
ELİNDE MERCAN TESBİH
“Ihlamur ağaçları altındaki küçük taş evin kapısından üst kattaki toplantı odasına kadar her türden sivil ve üniformalı görevliler sıralanmıştı. Mustafa Kemal Paşa yeşil örtülü toplantı masası, birçok sandalyesi, bir kanepe ve bir kitaplığı olan bir odada bekliyordu. Pembe ipek püsküllü ve aynı renkteki mercan tesbihini sinirli şekilde çevirir halde, kapının içinde ayakta karşıladı bizi... İlk bakışta oldukça sinirli beklemekte olduğu görülüyordu.
KOLEJ ÖĞRENCİSİ GİBİ
Türkiye’de dikilmediği belli olan kurşuni mavi renkte, çok zarif bol bir elbise giymişti. Üzerinde dik yakalı bir gömlek, yumuşak görünümlü bir yelekle bunları tamamlayan kavisli küçük bir kravatı vardı. Ne fesi ne de kalpağı vardı. Bir kolej öğrencisi gibi ince saçlar geriye doğru taranmıştı. İlk görüşte gençliği sizi etkilerdi. Çıkık elmacık kemikleri, hafif çukur yanaklar küçük kavisli bir buruna yerleşmiş bir görünüm veriyor. Yüzü iyi eğitim almış, üst düzey biri gibi anlamlı, garip bir biçimde mimiksizdi. Keskin anlamlı şakakları ile ilk bakışta göze çarpan dışa eğimli kaşları, O’nun başlıca özelliği idi. Leb demeden leblebiyi anlayabilen canlı görüntüsü entelektüelliğinin önündeydi. Burnunun üzerinde iki küçük beni vardı. Tartışılan konuyu onaylayıp onaylamadığını belirtecek biçimde kaşlarını aşağı yukarı hareket ettiriyordu.
BEYİNDE YOĞUNLAŞMA
Ağzının her iki yanındaki çukurların hafifçe geriye çekilip çekilmediğini fark edinceye kadar niyetlendiği şeyi anlayamazdınız. Çenesi küçük olmasına karşın, sivri ve kararlıydı. Onunla görüşürken beyninizde bir yoğunlaşma duygusuna kapılırsınız, arkasından soru ne kadar karmaşık ve çetin olursa olsun geniş çözümlü seçeneklerle konunun tam olarak anlaşılmasını sağlar ve geniş bir bakış açısına sahip olursunuz.”