Ana içeriğe geç

ABD’nin hedef aldığı İran’ın güneyinde hayatta kalma savaşı: Sıcaklık 50 derece, elektrik yok, su yok, iş yok.

ABD’nin son saldırı dalgası İran'ın güney eyaletlerini hedef alıyor. Saldırılar nedeniyle yaşanan elektrik kesintileri su kesintilerini de beraberinde getiriyor, 50 dereceye ulaşan sıcaklarda yüz binlerce İranlı sivil yaşam savaşı veriyor.

ABD’nin hedef aldığı İran’ın güneyinde hayatta kalma savaşı: Sıcaklık 50 derece, elektrik yok, su yok, iş yok.
Evrensel
16

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş, ateşkesin bozulmasıyla yine güneyde yoğunlaştı. Hürmüzgan, Huzistan, Sistan-Belucistan ve Buşehr gibi İran’ın tüm savaşlarda her zaman ana saldırı odağı olmuş güney eyaletleri, yine hedefte. Bu eyaletler Irak-İran savaşında da saldırıların merkezindeydi. Hürmüz Boğazı’nın stratejik kıyıları, adaları; petrol kaynağı olması, denizcilik ve ticaret rotalarıyla güney her zaman İran’ın “kalbi” niteliği taşıyor.

‘Elektrik kesilince suyumuz da kalmıyor’

Son günlerde ABD, İran’da orduevi yatakhanesi, kanser hastanelerinin yakınları, bir çevre koruma karakolu gibi çok çeşitli yerlere saldırı düzenledi. Köprüler, elektrik santralleri yok edildi. Tüm bunlar geçmiş saldırılara nazaran saldırıların şiddetlendiğini gösteriyor. ABD’nin son saldırı dalgasında, 27 Haziran’dan bu yana en az 55 İranlının hayatını kaybettiği açıklandı. Bunların arasında, vurulan köprülerde hayatını kaybeden tır şoförleri; evlerine dönerken ABD saldırılarından birinde hayatını kaybeden otizmli iki kardeş, Bender Abbas’ın Allah-Akbar Mahallesi’ne yönelik saldırıda annesinin kucağında hedef olan bir yaşındaki Miran da var.

Öte yandan güneydeki ABD saldırıları, hayatta kalanları da yaşayamaz hale getiriyor. Telefonla görüştüğümüz, Bender Abbas’ta yaşayan Amir Reza şunları söylüyor: “Sürekli patlama sesleriyle dehşete düşüyoruz. Elektrik ve su kesiliyor. İşsiziz ve yiyecek ekmeğimiz yok. Görünüşe göre kimse, güney halkının imdadına yetişmiyor.”

Hürmüzgan, Kirman ve Sistan-Belucistan gibi eyaletlerde günlük sıcaklıklar birçok bölgede 50 dereceye ulaşmış durumda. Yaz boyu ortalama sıcaklık 40 derecenin altına düşmüyor. Bu yüzden klima İran’ın güneyinde yaşayan halk için hayati bir yerde duruyor. ABD saldırıları nedeniyle bölge halkı saatlerce süren elektrik kesintileri, su kesintileri, internet kesintileri ile boğuşuyor. Reza şöyle anlatıyor: “Sabahları elektrik iki ila dört saat arası kesiliyor. Elektrik kesilince klima çalışmıyor, su pompası kapanıyor ve suyumuz da kalmıyor. Bu sıcağa saatlerce nasıl dayanalım!”

Birçok aile gıda maddelerini ve buzdolabına ihtiyaç duyan ilaçları saklamakta bile sorun yaşıyor. Sık sık yaşanan voltaj dalgalanmaları ev aletlerinin birçoğuna zarar veriyor. Kavurucu sıcak havada içecek su borularının hedef alınması da, Gazze’de yaşananların bir benzeri olarak Güney İran’da da önümüze çıkıyor. Örneğin geçen haftadan beri Kevser su iletim hattı kesilmiş durumda. Onarımdan sonra musluk suyunun tuzlu olması, halkın diğer sorunlarına eklendi. İran’da genellikle musluk suları içme suyu olarak kullanılır ve içmeye uygundur. Ancak şu an evinde su arıtma cihazı olmayan biri musluk suyunu kullanamıyor ve mutlaka su satın almak zorunda kalıyor. Yalnız bunlar da değil, şiddetli patlama dalgası her oluştuğunda, halk camların kırılmasından ve evlerinin zarar görmesinden endişe ediyor.

Güney neden İran’ın kalbi?

İran’ın güneyi; Zagros Dağlarının güney kesimini ve Basra Körfezi’nin kuzey kıyılarını kapsayan Fars, Kirman, Hürmüzgan, Buşehr ve Kohgiluye-Buyer Ahmed, Huzistan eyaletlerinden oluşuyor. Bazı kaynaklarda Sistan-Belucistan eyaleti de güneye dahil ediliyor. Güney, etnik açıdan oldukça zengin bir yapıya sahip. Farslar, Lor halkları (Bahtiyari, Buyer Ahmedi, Behméi, Memeseni, Kuhmere, Deşti, Tengestani, Liravi vb.), Türkler (Kaşkaylar, Nefer, Baharlu, İnanlu vb.), Beluçlar, Sistanlılar, Araplar ve Afro-İranlılar yıllardır güneyde birlikte yaşıyorlar.

Güneyin nüfusu 15 milyon civarında ve bu rakam ülkenin toplam nüfusunun yaklaşık yüzde 17-18’ine tekabül ediyor. Yani ABD, İran halkının yüzde 18’ini sistematik olarak yok etmeye çabalıyor.

Güneyin liman şehirlerinde halkın geçim kaynakları arasında balıkçılık öne çıkıyor. Yanı sıra gemilerdeki yüklerin yükleme ve boşaltması için de çok sayıda işçi çalışıyor. Ambarlar ve depolar ticaret ve transit bölge olması açısından da çok sayıda işçinin çalıştığı alanlar. Tersaneler, gemi onarım merkezleri, rafineriler ve birçok sanayi üretim merkezi güneyde.

Devletin güney eyaletlerindeki gelirleri ise vergi gelirleri, harçlar ve petrol-gaz kaynakları açısından değişiklik gösteriyor. Buşehr eyaleti bu sene yüzde 70’inden fazlası Güney Pars petrol ve gaz şirketleri ile Asaluye’den kaynaklanan gelirlerle, ülkede bütçesine en büyük katkıyı yayan eyalet oldu. Devrim Muhafızlarının kontrolünde olan petrol ve gaz gelirleri üzerinden tahmin yürütmek ise daha güç. Bu yüzden de güney hem stratejik hem İran işçi sınıfı açısından İran’ın kalbi ve bu bölgedeki saldırılar tüm İran’ı etkiliyor.

Balıkçılar kıyıya yaklaşamıyor

Örneğin Hingam Adası’nda halkın ana endişesi, saldırıların yanı sıra denizdeki faaliyetlerin durması. Bu adanın sakinlerinden biri İran Wire’a şunları söylüyor: “Birçok ailenin geçimi denizden sağlanıyor. Balıkçılık, yolcu tekneleri, turizm ve tekneler halkın geçim kaynağı. Şimdi pek çok kişi denize gitmeye cesaret edemiyor ve fiilen işsiz kaldılar. Savaşın ortasında kimse de turist olarak gelmiyor. Denizde ve iskelelerin çevresinde çatışmalar şiddetlendiğinde kimse hayatını tehlikeye atmak istemiyor. Ancak tekne hareket etmezse ailenin geliri de kesiliyor.”

Patronlara ‘ek ödeme’ işçilere ücretsiz zorunlu mesai

Resmi haber ajansı İlna’nın haberine göre, İran rejimi yetkilileri mevcut koşullarda hizmet kuruluşlarının faaliyetlerinin devam ettiğini vurgularken, İran’ın güneyindeki birçok işçi ise aylardır maaş alamıyor. İşçi Abdullah Muhtari, 20 Temmuz’da İlna ile yaptığı röportajda, savaş koşullarına, aşırı sıcağa ve ekonomik baskılara rağmen taşeron işçilerin durumunun göz ardı edilmesini eleştirerek, idari işlerin, kararların, menfaatlerin ve kaynakların “özel bir grubun” elinde olduğunu söylüyor. Muhtari’nin sözleri çarpıcı: “Taşeron, işçinin maaşının bir kısmı sözleşme yönetimi ve genel giderler adı altında kesiliyor. Bundan kazanç sağlıyor ve bir süre sonra aynı maaşı bile ödemeyerek işçiyi bir köle gibi kullanıyorlar. Bugün sokaklarda çalışıp hizmet veren o işçi henüz maaşını almadı, ancak yöneticilerin bordrolarını incelerseniz, savaş koşulları için ek ödeme talebinde bulunduklarını görürsünüz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler