Eski albümleri karıştırırken babanızın, dedenizin, annenizin 20’li yaşlardaki fotoğraflarına denk geldiğinizde kendinizi garip bir kıyaslamanın içinde bulmuş olabilirsiniz. Günümüzde 20 yaşında bir genç henüz lise yıllarından yeni çıkmış gibi dururken, 1970'lerde veya 1980'lerde aynı yaştaki bir genç, 35-40 yaşlarında bir yetişkin izlenimi veriyor.
Peki, bu durum sadece bir göz yanılması mı, yoksa biyolojik ve sosyolojik bir gerçeklik mi? Bilim insanları ve sosyologlar bu sorunun cevabını araştırdı.
Biyolojik yaşın düşüşü: “Epigenetik saat” farkı
Güney Kaliforniya Üniversitesinden demograf Eileen Crimmins ve ekibinin yaptığı geniş kapsamlı bir araştırmada, 1988-1994 yılları arasındaki insan grubu ile 2007-2010 arasındaki insan grubunun biyolojik yaşları karşılaştırıldı.
Kan basıncı, akciğer kapasitesi, toplam kolesterol ve metabolik değerlerin incelendiği çalışmada, yeni nesillerin aynı takvim yaşındakilere kıyasla biyolojik olarak daha “genç” olduğu ortaya çıktı. Sağlık imkanlarının artması, çocukluk çağında geçirilen ağır hastalıkların azalması ve beslenme kalitesi, hücresel düzeydeki yaşlanmayı doğrudan yavaşlattı.
Sigara kullanımı ve güneş faktörü
Günümüzde cilt bakım rutinleri ve güneş kremleri hayatın bir parçası olsa da, geçmiş kuşaklar için durum çok farklıydı.
20. yüzyılın ortalarında sigara kullanımı tavan yapmış durumdaydı. Sigara dumanı; ciltteki kolajen ve elastin liflerini yıkarak erken kırışıklıklara, sarkmalara ve ciltte matlaşmaya yol açar.
Güneşin ultraviyole (UV) ışınları, erken yaşlanmanın bir numaralı sebebidir. Eski nesiller güneş koruyucu kullanmadan, günün en dik saatlerinde açık havada saatler geçirmekteydi.
Ağır iş gücü ve yaşam stresi
Geçmiş dönemlerde fiziksel beden gücüne dayalı çalışma oranı çok daha yüksekti. Masa başı işlerin az olduğu, tarım ve sanayi sektörünün baskın olduğu yıllarda bedenler çok daha erken yıpranıyordu. Ayrıca ağır yaşam koşulları ve geçim kaygısı, hücre içi kromozomların uçlarında bulunan "telomer" yapılarını kısaltır. Hücresel düzeyde yaşanan bu stres, dış görünüme erken yaşlanma olarak yansır.
“Yetişkinlik” yaşının erkene çekilmesi
Yaşlı görünmenin tek sebebi biyoloji değil; sosyolojik beklentiler de bu algıyı güçlendiriyor.
1970'lerde 20 yaşına gelen bir genç, çoğunlukla evli, çocuk sahibi ve düzenli bir işte çalışan konumundaydı. Toplumun yüklediği bu rol, bireylerin giyim tarzından duruşuna kadar her şeyi olgunlaştırmasını gerektiriyordu.
Günümüzde eğitim süresinin uzaması ve ekonomik bağımsızlığın daha ileri yaşlara kaymasıyla birlikte psikolojik ergenlik ve gençlik dönemi 20'li yaşların sonuna kadar uzadı.
Görsel algı tuzakları: Gelişigüzel zihinsel kodlama
Psikolojide "retroaktif moda yanılsaması" olarak adlandırılan bir durum da mevcut. Babanızın 20 yaşındayken giydiği ceket, kullandığı bıyık modeli veya saç kesimi, günümüzde zihnimizde “yaşlı insan tarzı” olarak kodlanmıştır. Çünkü o kuşak yaşlandıkça da gençliğinde alıştığı tarzı korumaya devam etmiştir. O dönemin en modern saç/sakal stili, bugün bize dedelerimizi hatırlattığı için 20 yaşındaki o genci zihnimizde otomatik olarak yaşlandırırız.