Ana içeriğe geç

Silivri önünde 449. gün: Çıplak arama işkencedir, nüfusun yüzde 40'ını kayyum yönetiyor!

Silivri'deki adalet buluşmasında Dilek Kaya İmamoğlu, çıplak arama iddialarını "işkence" olarak niteledi. CHP'li Suat Özçağdaş ise atanan kayyumlar nedeniyle nüfusun yüzde 40'ının seçilmişlerce yönetilemediğini belirtti.

Silivri önünde 449. gün: Çıplak arama işkencedir, nüfusun yüzde 40'ını kayyum yönetiyor!
Halk TV
16

Hak, hukuk ve adalet arayışı amacıyla Silivri Cezaevi önünde gerçekleştirilen Aile Dayanışma Ağı buluşmalarının 36'ncısı yapıldı. Buluşmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkan yardımcıları, yazar ve gazeteciler ile Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı Grubu'ndan Avrupa Parlamentosu Milletvekili Vladimir Bilic katıldı. Etkinlikte ayrıca, Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 55. yaş günü nedeniyle Trabzon Düşünce ve Kültür Platformu üyeleri tarafından getirilen 55 mektup paylaşıldı.

Kürsüde söz alan isimlerin açıklamalarının büyük bir bölümü, cezaevlerindeki koşullara, yargılama süreçlerine ve kayyum atamalarına ayrıldı.

"HİÇBİR SOMUT DELİL OLMADAN 449 GÜNDÜR TUTSAKLAR"

Kürsüye ilk çıkan isim olan Dilek Kaya İmamoğlu, tutukluluk sürelerine ve mahkeme süreçlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"19 Mart'tan bugüne tam 449 gün geçti. Günleri sayıyoruz çünkü 449 gündür sevdiklerimiz tutsak. Hiçbir somut delil olmadan, hiçbir suçu olmayan insanlar 449 gündür özgürlüklerinden mahrum. Millet adaletsizliği, hukuksuzluğu ve eşitsizliği görüyor. Şu çok iyi bilinmelidir; milletin değişim kararının, isteğinin önüne geçilemez, barikat kurulamaz. Tarih boyunca çok kereler denenmiş, her defasında başarısızlığa uğramıştır. Er ya da geç milletin dediği olur."

Milyonların oylarıyla seçilmiş Ekrem İmamoğlu'nun mahkemeye çıkış süreçlerine de değinen İmamoğlu, "İki kez beraat ettiği davada üçüncü kez yargılamanız yetmezmiş gibi duruşmaya katılmasını önlemek için kendinizce oyunlar kuruyorsunuz. Araç bozuldu gibi uydurma bahanelerle mahkeme salonunda bulunma hakkını gasp ediyorsunuz. En temel ihtiyaçlarından bile mahrum bırakıyorsunuz" dedi.

"ÇIPLAK ARAMA İŞKENCEDİR, SAVCININ TEHDİDİ SUÇTUR"

Dilek Kaya İmamoğlu, Silivri'deki fiziki koşullar ve tutuklu yakınlarının mahkeme koridorlarında karşılaştığı muamelelere dair iddialarını şu sözlerle aktardı:

"Mahkeme koridorlarında jandarma personeli eliyle yaratılan o fiziksel müdahale ortamını hepimiz görüyoruz. Kontrolsüz müdahalelerin, itilme kakılma çabasının karşısında dimdik duran o irade milyonların iradesidir. Sadece sanıklara değil, ailelerine de son bir haftadır aşırıya kaçan kontroller ve çok sert müdahalelerde bulunuluyor. Sevdiklerine uzaktan bir el sallamalarını, hatta onları görmelerini bile engellemek, buradaki annelerin, babaların, eşlerin sesini kısmaya çalışmak hangi vicdana, hangi adalete sığar?"

Kadın tutukluların yaşadıklarına özel bir parantez açan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Kadınları zayıf, dayanıksız, dirayetsiz gören kirli zihniyet, kadınlara bedenleri üzerinden saldırmaya, annelikleri üzerinden şantaj yapmaya çekinmiyor. Masumiyet karinesi gibi hukukun en temel değerlerini ayaklar altına alanlar, toplumumuzun en kutsal değerlerini yerle bir etmekten de çekinmiyorlar. Yıllarca bu ülkeye dürüstçe hizmet etmiş kadınlara yapılan bu fiziksel ve psikolojik baskı asla kabul edilemez. Çıplak arama bir işkencedir. Bir savcının, bir anneyi çocuklarını sosyal hizmetlere göndermekle tehdit etmesi suçtur. Toplum vicdanını ve adalet duygusunu yaralayan bu çağ dışı uygulamalar hakkında yargı derhal harekete geçmelidir."

"TÜRKİYE NÜFUSUNUN YÜZDE 40'I KAYYUMLARLA YÖNETİLİYOR"

Dilek Kaya İmamoğlu'nun ardından sözü CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş aldı. Kayyum atamalarına ilişkin istatistikleri paylaşan Özçağdaş, durumu şu şekilde özetledi:

"30 Ekim 2024'te Prof. Dr. Ahmet Özer'in tutuklanmasıyla başlayan kayyum süreci, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler başta olmak üzere Türkiye'deki demokrasiye yönelik saldırılar, bugün itibarıyla 25'i Cumhuriyet Halk Partili, 35 belediyenin; toplam nüfusun yüzde 40'ının kendi seçtiği kişiler tarafından yönetilemediği bir durumu ortaya koymuştur. Bu meselenin demokrasi ile ilgili tarafıdır. Ama bunun bir de insana dair olan tarafı var. Bu tutukluların her birisi çocuklarıyla, eşleriyle, anne babalarıyla, dostlarıyla beraber tutuklu."

Silivri önünde 449. gün: Çıplak arama işkencedir, nüfusun yüzde 40'ını kayyum yönetiyor! - Resim : 2

"UYUŞTURUCU KOKULARI ALTINDA, BÖCEKLERLE 96 SAAT..."

Gözaltı süreçlerindeki koşullara ve tecrit iddialarına detaylı biçimde değinen Özçağdaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Davet edildiklerinde kendi ayaklarıyla gidecek olan belediye başkanları, bürokratlar, iş insanları sabahın şafak saatlerinde çevik kuvvet ordusuyla kuşatılarak gözaltına alınıyor. Neredeyse istisnasız her birisi 96 saat boyunca tutuluyorlar. Uyuşturucu kokuları altında, böceklerle, farelerle, uykusuz geçirilen; çok sıkışık olduğu için tek bir tuvaleti olan, avukatlar sırayla alındığından uyumak mümkün olmayan yorgun bir şekilde bu savunmalarını yapmak zorunda kaldılar. Hastaneye her götürüldüklerinde kelepçe ile götürüldüler."

Silivri 9 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ndeki uygulamaları eleştiren Özçağdaş, "Mali suçlarla ilgili konulardan burada arkadaşlarımız. Tutukluların önemli bir kısmını tek kişilik hücrelerde geçiriyorlar. Hiçbir şekilde sosyalleşemiyorlar, ortak alana çıkarılmıyorlar. Birbirleriyle koridorda rastlaştıkları zaman bile kenarlara itilerek geçiriliyorlar. Yalnızca haftada bir kez, sadece bir kez, yürüyüş ve spor için tek başlarına sahaya ya da kapalı spor salonuna çıkıyorlar" dedi.

ADALET BAKANI VE BAŞSAVCILARA 'FATOŞ PINAR TÜRKER' ÇAĞRISI

Özçağdaş, mahkemede gündeme gelen 'çıplak arama' beyanları üzerinden Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Başsavcılara doğrudan sorular yöneltti:

"Geçtiğimiz günlerde 15 aydır cezaevinde tutuklu olan Fatoş Pınar Türker'in mahkeme salonunda anlattıklarını okurken insanlığımızdan, hukuktan utandım. Bir kadının gözaltında, cezaevinde devletin gözetimi altındayken onurunun, mahremiyetinin ve insanlık hakkının çiğnenmesi asla kabul edilemez. Çıplak arama bir güvenlik tedbiri değildir. Kişinin beden bütünlüğünü, mahremiyetini ve onurunu hedef alan ağır bir insan hakları ihlalidir, işkencedir. Anayasanın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi işkenceyi, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleyi mutlak biçimde yasaklar."

Özçağdaş sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

"Tam da senin alanınla ilgili bir soruya neden cevap vermiyorsun Sayın Adalet Bakanı? Ver cevabını. Disiplin soruşturması açtınız mı? Soruşturmacı görevlendirdiniz mi? Kısa sürede iddiaların gerçeği yansıtamadığını nasıl öğrendiniz, nasıl bildiniz? Buradan yandaş kanallara sesleniyorum. Yüreği yeten varsa Silivri'ye gelsin. Sadece bir Allah'ın günü buradaki mahkemeyi, Fatoş Pınar Türker'i, Elif Atayman'ı, buradaki tutuklu arkadaşlarımızı dinleyin."

Kaynağa Git

İlgili Haberler