Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Holguín'in Kıbrıs sorununa ilişkin hazırladığı öne sürülen planın ayrıntıları gündeme geldi. İddiaya göre plan; Maraş ve Güzelyurt'un statüsünden Avrupa Birliği üyeliğine, federal yapıdan Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarına kadar birçok başlık içeriyor.
İDDİAYA GÖRE MARAŞ VE GÜZELYURT RUM TARAFINA BIRAKILACAK
İddialara göre planda, yerleşime kapalı Maraş ile Güzelyurt'un Rum tarafına bırakılması öngörülüyor. Buna karşılık Türk tarafının Avrupa Birliği'ne katılması, ambargoların kaldırılması ve federal bir meclis oluşturulması gibi öneriler yer alıyor.
"HEDEF, 5+1 TOPLANTISINA ZEMİN HAZIRLAMAK"
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, söz konusu planın BM Genel Sekreteri António Guterres'in görev süresinin sona ermeden önce yapılması planlanan 5+1 formatındaki toplantıya sunulmasının amaçlandığını söyledi:
"Biliyorsunuz António Guterres'in bu yılın sonunda görev süresi doluyor ve yaz sonunda 5+1 denilen garantörlük mekanizmasının toplantısı var. ABD, İngiltere, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye'nin yer aldığı toplantıya sunulmak üzere BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisinin böyle bir plan üzerinde çalıştığı ifade ediliyor. Plan; Maraş'ın verilmesini, ardından vatandaşlık statüsü ve AB vatandaşlığının sağlanmasını, federasyon kurulmasını ve sonrasında NATO üyeliğini öngörüyor."

"TÜRKİYE GARANTÖRLÜK HAKLARIYLA MASADA OLACAK"
Dr. Sinan Demirtürk ise olası müzakerelerde Türkiye'nin garantör ülke sıfatıyla masadaki konumunu koruyacağını belirtti:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası toplumla ya da herhangi bir ülkeyle kurabileceği ilişkilerini Türkiye üzerinden tanzim etmiş oluyor. Bu anlamıyla ikili görüşmelerin başlaması halinde Cenevre'de, İsviçre'de ya da başka bir ülkede Türkiye Cumhuriyeti garantörlük haklarını kullanmak suretiyle masada olan taraflardan birisi olacak."
DOĞU AKDENİZ'DEKİ DOĞALGAZ DA PLANDA YER ALIYOR İDDİASI
Rum basınında yer alan iddialara göre planın önemli başlıklarından biri de Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarının ortak kullanımı. Ancak Milli Savunma Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye'nin tutumunu net ifadelerle ortaya koydu. Bakanlık açıklamasında, "Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan ve adadaki mevcut hassas dengeyi bozmayı amaçlayan hiçbir girişim Türkiye açısından kabul edilemez." denildi.

"GÜNEY KIBRIS'TA İSRAİL YATIRIMLARI TARTIŞILIYOR"
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, Güney Kıbrıs'taki yabancı yatırımlara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu:
"Limasol'un Trozena isimli köyünde yaklaşık 40 yıl önce terk edilmiş bir yerleşim alanının yüzde 60'ını İsrailli bir iş insanının satın aldığı yönünde Rum kaynaklarında bilgiler yer alıyor. Yaklaşık 15 bin İsraillinin bölgeye göç ettiği ifade ediliyor. Kuzey Kıbrıs'ta ise mayıs ayında yabancılara mülk satışının yasaklandığı, tapu yerine kullanım belgesi verildiği açıklandı. Güney Kıbrıs açısından da bu sürecin nasıl değerlendirileceği önemli bir soru olarak öne çıkıyor."