Ana içeriğe geç

İmamoğlu'ndan Fatoş Pınar Türker çağrısı: "Adalet Bakanlığı'nın bilip susması çok vahim"

İmamoğlu, Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in dile getirdiği çıplak arama ve savcı tarafından tehdit edildiği iddialarına değinerek, “SEGBİS kayıtları incelenerek gerçek ortaya çıkarılabilir, iddialar üzeri örtülmemeli” dedi

İmamoğlu'ndan Fatoş Pınar Türker çağrısı: "Adalet Bakanlığı'nın bilip susması çok vahim"
Gazete Oksijen
16

Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davası 50’nci gününde devam ediyor. 9 Mart’ta başlayan duruşma sürecinin dördüncü ayına girilirken, mahkeme heyetinin bu hafta yapılacak tutukluluk incelemesi öncesinde İmamoğlu duruşmada söz aldı. İmamoğlu, uzun süredir devam eden yargılama sürecinin olağan dışı ilerlediğini savunarak, tutuklu sanıkların durumuna dikkat çekti ve sağlık sorunu bulunanlar ile kadın sanıkların durumunun ayrıca değerlendirilmesini talep etti.

İmamoğlu ayrıca, İBB iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in geçen hafta dile getirdiği çıplak arama ve savcı tarafından tehdit edildiği iddialarına atıf yaparak, söz konusu iddiaların ciddiyetle soruşturulması gerektiğini söyledi. İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaklaşımını olumlu bulduğunu belirten İmamoğlu, “Aynı hassasiyeti Adalet Bakanlığı’ndan da bekliyorum. Bir savcının bir anneyi çocuğuyla tehdit ettiği iddia ediliyor. SEGBİS kayıtları incelenerek gerçek ortaya çıkarılabilir” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, iddiaların üzerinin kapatılmaması gerektiğini belirterek hızlı bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

İmamoğlu'nun konuşmasının tam metni şöyle:

"İyi haftalar, inşallah hayırlı bir çalışma haftası olur, sorgu süreci olur. 9 Mart'ta başlayan duruşma maratonumuzda, 3 ayı geride bıraktık Sayın Başkan. 4. aydan gün aldık. Bu haftanın duruşma bitiminde de tutuklu incelemesi olacak ifade ettiğiniz gibi. Gerçekten burada hepimize "asrın yolsuzluğu" diye yutturulmaya çalışılan bir süreçte neler yaşadığımız kamuoyunun önünde oluyor. Sizin de bunu yaşadığınıza ve bu absürt durumun farkına vardığınıza inanmak istiyorum. Bu vesileyle, perşembe günü heyetçe yapacağınız değerlendirmenin, karar verme sürecinin, sizin vicdanlarınızın en doğru şekilde sürece katkı sunmasını temenni ediyorum. Özellikle sağlık sorunu olan arkadaşlarımızı ve kadın arkadaşlarımızı bu vicdan değerlendirmenizin en üst basamağında tutmanızı ve tabii ki burada savunma yapmış dostlarımızın durumunu da bu vesileyle en üst seviyede değerlendirmenizi umuyorum. Çünkü sizin de ifade ettiğiniz ve bazen herkesin yüzüne yansıyan yorgunluğu gördüğümüz üzere, normal bir yargılama süreci içinde değiliz. Şunu da ifade edeyim bir hatırlatma olarak: Artık 100 günü geçen bir süreç yaşıyoruz. Yani günler, haftalar değil, ayları yaşamış bir şekilde geçmişe dair savunmasını yapmış arkadaşlarımız var burada ve tutsak. Bunların da bir fırsat elde etmesini bu hafta önemsiyorum. Her ne kadar sizin bu konuda net bir tavrınız olsa da hani o net tavrınızı aşan bir süreç yaşadığımızı size hatırlatmayı ve bu talebi bir beyan olarak size sunmak istedim Sayın Başkan, Sayın Heyet.

Tabii şunu söyleyeyim, ilginç bir durumu burada beyan etmek istiyorum. Belki şöyle düşünebilirsiniz, "Bizi ilgilendirmiyor bu konu" diye düşünebilirsiniz ama bir parçasıyla burada ifade veren arkadaşlarımızın da içinde olduğu şekliyle ilgilendirebilir düşüncesiyle iletmek isterim. Sayın Başkan, Sayın Heyet; Onur Gülüm Çeşme'de gözaltına alındı, tutuklandı. Arzu Can, bir asistan bu. 3 tane şoför; Çağatay, İlkay, Doğukan... Bunlar… Burada tutuklu yönetici arkadaşlarımız var, bugün Taner Bey mesela sizin huzurunuzda savunma verecek. Bunlar 13. ayını doldurdu Sayın Başkan. 13 aydır iddianameyi bırakın, ortada herhangi gezen bir şey de yok. Yani bu insanlar 13 aydır tutuklu ve tek bir kelime bunlarla ilgili konuşulmadı. Çok trajik bir durum. Burada hem kamuoyunun huzurunda hem bizi dinleyen herkesin huzurunda amam size de beyan ediyorum, belki yapacağınız bir husus vardır. Tekrar ifade ediyorum. Yani 3 tane şoför, 1 asistan ve bir dönem kurumumuzda müdürlük yapmış bir insan, 13 aydır tutuklu. Bakın; belediye başkanı şu bu basında yer buluyor ama bunlar bu dosyayla da ilişkili midir, değil midir? Bu vahim bir durum yani.

Kuşkusuz bu salonda hepimiz Pınar Türker Hanım'ın ifadeleriyle de tüylerimiz ürpererek dinlediğimiz olayları yaşadık; ülke olarak yaşadık. İstanbul Emniyeti'nin aksi açıklamasına rağmen, AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlı ifadesini önemsiyorum, Abdülhamit Gül'ün. Buna karşılık İçişleri Bakanlığı'nın da hassas bir şekilde bu süreci ele almasını yine önemsiyorum. Açıkçası teşekkür de ediyorum İçişleri Bakanlığı'nın bu tutumuna. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanlığı'ndan da beklediğimizi ifade edeyim. Burada sadece emniyetteki utanç verici insan onuruna aykırı işlem anlatılmadı; bir savcının, bir anneyi çocuklarıyla tehdit ettiği de anlatıldı. Bunu bir iddia olarak görebilirler. İddianın ispatı çok kolay, SEGBİS kaydında bu görüşme izlenir, gerçekler ortaya çıkar. Çok kolay, çok hızlı sonuç alınacak bir soruşturma bu. Bu anlamda Adalet Bakanlığı'nın bunu bildiği halde susmasını da gerçekten çok vahim bir durum olarak görüyorum. Yani bu iş faili meçhul değil, faili belli. Bu dönem, bir dönem birlikte çalıştığı bir insanın yaptığı bir olay. Bu konuda da Adalet Bakanlığı'nın da tutumunu hızlıca değiştirmesini ve bu hususta bir işlem başlatmasını önemsiyorum. Zira yürekleri sızlatan, sizin de bu anlamda bu duyguyu yaşadığınızı hissediyorum. Böyle bir olay ki bütün Türkiye bunu konuştu, yazıldı, çizildi. Üstü örtülecek bir olay değil. İfade ettiğim gibi, lütfen vicdanınızla güçlü bir haftayı kapatın. Bu, Türkiye için, milletin vicdanı için de kıymetli. Ve yine az önce ifade ettiğim gibi, zindanda unutulanlarla ilgili de sizin yapabileceğiniz bir şey varsa bunu da dikkatinize sunuyorum. Teşekkür ederim."

Kaynağa Git

İlgili Haberler