Tunus'un en büyük işçi konfederasyonu olan Tunus Genel İşçi Sendikası’na (UGTT) bağlı Banka ve Finans Kuruluşları Genel Sendikası’nın çağrısıyla başlayan grev, 25 Haziran’a kadar devam edecek.
Banka ve Finans Kuruluşları Genel Sendikası, Tunus’taki banka, sigorta ve finans kuruluşlarında çalışanları temsil ediyor.
Grevin ilk gününde yüzlerce banka ve finans sektörü çalışanı, başkent Tunus’taki UGTT genel merkezi önünde bir araya geldi.
Göstericiler, "Bağımsız sendika, tüm emekçilerin temsilcisidir" ve "İşçiler birlik içinde sermayenin saldırılarına karşı" sloganları attı.
Gösteride konuşan Banka ve Finans Kuruluşları Genel Sendikası Genel Sekreteri Sami es-Salihi, grevin çalışanların onurunu ve ekonomik haklarını savunmayı amaçladığını söyledi.
Salihi, "Bu, onur grevidir. İnsanca yaşam ve 2025 yılı ücret artışlarını talep ediyoruz" dedi.
Çalışanların haklarını savunmak için mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Salihi, "Haklarımızı korumak için birlik içinde mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Salihi, grevin kendi başına bir amaç olmadığını vurgulayarak, "Biz işçi sınıfının ve orta sınıfın bir parçasıyız. Bu grevi haklarımızı ve kurumlarımızı savunmak için yapıyoruz. Grev bir amaç değil, diyalog masasına dönülmesini sağlamak için kullanılan yasal ve meşru bir protesto aracıdır" diye konuştu.
Sendika tarafından pazartesi günü yayımlanan açıklamada, işveren tarafıyla müzakerelerin yeniden başlatılması yönündeki girişimlerin sonuçsuz kaldığı belirtilmişti.
Öte yandan Tunus bankaları ve finans şirketlerini temsil eden Bankacılık ve Finans Konseyinden tapılan açıklamada ise grevin "gerekçesiz" olduğu belirtildi.
Konsey, ücret artışlarının halihazırda ödendiğini belirterek üç günlük sektör grevinin haklı bir nedene dayanmadığını ileri sürdü.
Açıklamada, grevin bireylerin, şirketlerin ve finans kuruluşlarının çıkarlarına zarar vereceği, mevcut koşullarda ise daha fazla çalışma, dayanışma ve işbirliğine ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Tunus Genel İşçi Sendikası, Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’de açıkladığı olağanüstü tedbirleri başlangıçta desteklemiş, ancak daha sonra özellikle ulusal diyalog çağrılarının karşılık bulmaması nedeniyle bu sürece yönelik eleştirilerini artırmıştı.