CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Türkiye'deki riskli ve çok riskli yapı stokunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Avşar, yüksek riskli yapı stokunun ulusal güvenlik sorunu oluşturduğunu belirterek, yapı envanterinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar ve acil dönüşüm planına ilişkin sorular yöneltti.
Soru önergesinde, deprem riski yüksek bir coğrafyada bulunan Türkiye'de yapı stokunun envanterinin çıkarılmasının anayasal ve kamusal bir sorumluluk olduğunu belirten Avşar, buna karşın yapı stokunun hâlâ bütüncül biçimde ortaya konulamadığını ifade etti. Avşar, İstanbul başta olmak üzere birçok kentte "kendiliğinden yıkılabilecek" durumda olduğu belirtilen yüz binlerce yapı için acil bir dönüşüm planı bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.
"Riskli yapı stoku ulusal güvenlik meselesidir"
Anayasa ve ilgili mevzuata işaret eden Avşar, deprem riskine karşı önlem alınmasının, riskli yapıların belirlenerek güçlendirilmesi ya da yıkılmasının ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının devletin asli görevi olduğunu söyledi. Yapı stoku envanterinin hazırlanmasının da anayasal ve kamusal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
"Kamusal sorumluluk ortak yürütülmeli"
Mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle belirlenmesi, izlenmesi ve sürekli güncellenmesinin herhangi bir kurumun tercihine bırakılamayacağını belirten Avşar, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD başta olmak üzere yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının eşgüdüm içinde yürütmesi gereken temel bir kamusal görevdir" dedi.
"UDSEP hedefleri tamamlanmadı"
Avşar, 8 Eylül 2025'te aynı konuda verdiği soru önergelerinin yanıtsız kaldığını belirterek, AFAD'ın hazırladığı Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı'na (UDSEP 2012-2023) göre yapı stokunun envanterinin 2017 yılına kadar çıkarılması gerektiğini hatırlattı.
2026 yılı itibarıyla eski yönetmeliklere göre yapılan, mühendislik hizmeti almayan, denetimsiz değişikliklere uğrayan ya da imar aflarıyla kayıt altına alınan milyonlarca yapının gerçek durumunun bilinmediğini ifade eden Avşar, hangi yapıların ne düzeyde risk taşıdığına ilişkin ülke çapında güvenilir ve bütüncül bir veri tabanının bulunmadığını söyledi.
"86 milyonun yüzde 71'i deprem riski altındaki bölgelerde yaşıyor"
Türkiye'nin deprem gerçeğine dikkat çeken Avşar, nüfusun yüzde 71'inin deprem riski bulunan bölgelerde yaşadığını belirtti. Bakan Kurum'un açıklamalarını hatırlatan Avşar, Türkiye'de 6 milyon bağımsız birimin risk altında olduğunu, bunların 2 milyonunun acil dönüşüm beklediğini ifade etti.
İstanbul'da ise 7,5 milyon konut ve iş yerinin 1,5 milyonunun mühendislik hizmeti almamış ve zemin koşulları nedeniyle ileri derecede risk taşıdığını belirten Avşar, bunların 600 bininin her an çökebilecek durumda olduğunun resmi makamlarca dile getirildiğini aktardı.
"Yapı stokunun gerçek durumunu bilmiyoruz"
Avşar, meslek odaları ve uzmanların, birçok yapının hangi deprem yönetmeliğine göre inşa edildiği, kullanılan malzemenin niteliği, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediği, güçlendirme görüp görmediği ve olası bir depremde nasıl performans göstereceğinin kesin olarak bilinmediği yönündeki değerlendirmelerini hatırlattı.
"Çözüm bilimsel verilere dayalı kamu yönetimi"
Depreme dirençli kentlerin yalnızca yeni binalar yapılarak oluşturulamayacağını belirten Avşar, mevcut yapı stokunu tanıyan, riskleri sürekli izleyen ve bilimsel verilere dayanan bütüncül bir kamu yönetimine ihtiyaç olduğunu ifade ederek Bakan Kurum'un yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
"Ülkemizde kaç riskli bağımsız birim var?"
Halihazırda başta kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet alanları olmak üzere riskli ve çok riskli durumda olan toplam bağımsız birim sayısı kaçtır? Bu birimlerin bölge ve il bazında dağılımı nasıldır? Söz konusu birimlerin kaçında hala faaliyet sürdürülmektedir?
"Kendiliğinden yıkılabilecek yapılar için bir acil eylem planı var mı?"
Mevcut yapı stokunun bilimsel yöntemlerle ortaya konulması, izlenmesi ve sürekli güncellenmesi herhangi bir kurumun tercihine bırakılabilecek teknik bir faaliyet olmadığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD başta olmak üzere yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının eşgüdüm içinde yürütmesi gereken temel bir kamusal görev olduğu gerçeğinden hareketle bu hususta ne tür çalışmalar yapılmaktadır? Türkiye genelinde 2 milyon ve İstanbul'da 600 bin olduğu resmi makamlarca belirtilen "kendiliğinden yıkılabilecek" durumda olan riskli bağımsız birimlere ilişkin planlı bir çalışma bulunmakta mıdır? Bu hususta bir acil eylem planı var mıdır?
"UDSEP hedefleri ne ölçüde gerçekleşti?"
Deprem riskini azaltmak ve depreme karşı dirençli bir toplum oluşturmak amacıyla hazırlanan Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı'nın hedeflerine ne ölçüde ulaşıldı? Ülke genelinde güvenilir ve bütüncül bir yapı envanteri oluşturuldu mu? Bu konuda kamuoyuna ortak bir açıklama yapılacak mı?
"Yapı envanterine ilişkin bir rapor var mı?"
Meslek örgütleri ve uzmanların yapı stokunun gerçek durumuna ilişkin değerlendirmeleri hakkında Bakanlığın görüşü nedir? Bu alanda hangi tedbirler alınmaktadır ya da alınacaktır?
"Kurumsal bir yapı oluşturulacak mı?"
Mevcut yapı stokunu bilimsel yöntemlerle izleyen ve riskleri karar alma süreçlerine yansıtan, ilgili kurumlarla ortak çalışan kalıcı bir kurumsal yapı oluşturulmasına yönelik çalışma bulunmakta mıdır?
"1999 depremi öncesi yapı sayısı nedir?"
17 Ağustos 1999 Depremi öncesinde inşa edilen ve halen kullanılan konut ve hizmet alanlarının sayısı kaçtır? Bu yapıların risk durumuna ilişkin tespitler nelerdir?
"İstanbul depreme hazır mı?"
Muhtemel Marmara depremine yönelik bir acil eylem planı bulunmakta mıdır? Tahliye koridorları, kaçış planları, toplanma alanları, arama kurtarma ve eğitim çalışmalarına ilişkin hazırlıklar hangi aşamadadır?
"2027 bütçesinde ek kaynak ayrılacak mı?"
2027 yılı bütçesinde riskli ve çok riskli yapı stokunun dönüştürülmesine yönelik Bakanlık ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı bütçelerinin artırılması planlanmakta mıdır? Bu kapsamda uluslararası finansman kaynaklarına yönelik girişimler bulunmakta mıdır?
"Deprem Kanunu hazırlanacak mı?"
Mevcut mevzuatın Türkiye'nin deprem gerçeği karşısında yeterli olup olmadığına ilişkin değerlendirme nedir? Tüm paydaşların yer aldığı, görev ve sorumlulukların belirlendiği, kaynak planlamasını da içeren bütüncül bir Deprem Kanunu hazırlanmasına yönelik çalışma yürütülmekte midir?