Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) genelindeki şirketlerin borçluluk oranlarına ilişkin güncel verileri yayımladı. Avrupa’da genellikle kamu borçları gündemi meşgul ederken, Eurostat'ın son çalışması dikkatleri özel sektörün ve şirketlerin borçluluk seviyelerine çevirdi.
Yayımlanan verilere göre, AB genelinde şirket borçlarının milli gelire (gayri safi yurt içi hasılaya) ortalama oranı yüzde 70,1 seviyesinde gerçekleşti. Öte yandan, raporda yer alan 7 ülkenin, Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen yüzde 85'lik kritik eşiği aştığı görüldü. Ancak ilk bakışta şaşırtıcı olan bu yüksek borç oranlarının arkasında, şirketlerin mali krizlerinden ziyade küresel finansal yapılanmalar ve sektörel dinamikler yatıyor.
KRİTİK EŞİĞİ AŞAN 7 ÜLKE VE BORÇ ORANLARI
Eurostat verilerine göre, şirket borçlarının milli gelire oranla en yüksek gerçekleştiği ve yüzde 85'lik sınırın üzerine çıkan ülkelerin başında açık ara farkla Lüksemburg geliyor. Lüksemburg'da şirket borçlarının milli gelire oranı yüzde 251,1 gibi yüksek bir seviyede bulunuyor.
Lüksemburg’u sırasıyla yüzde 115,4 ile Danimarka, yüzde 108,6 ile İsveç ve yüzde 107,3 ile Kıbrıs izliyor. Listenin diğer sıralarında ise yüzde 106,3 oranla Hollanda, yüzde 91,6 ile Fransa ve son olarak yüzde 90,6 borçluluk oranıyla Belçika yer alıyor.
ZİRVEDEKİ ÜLKELERDE TABLO NEDEN FARKLI?
Listenin en üst sıralarında yer alan ülkelerin büyük çoğunluğundaki yüksek borç seviyeleri, yerel işletmelerin ekonomik darboğazda olmasından kaynaklanmıyor.
KÜRESEL FİNANS MERKEZLERİ FAKTÖRÜ: Lüksemburg, Kıbrıs, Hollanda ve Belçika gibi ülkeler Avrupa'nın en önemli finans merkezleri arasında yer alıyor.
GRUP İÇİ FİNANSMAN: Bu ülkelerde faaliyet gösteren çok uluslu küresel şirketler, dünya genelindeki yatırımlarını ve grup içi fon transferlerini bu merkezlerdeki iştirakleri üzerinden yürütüyor. Dolayısıyla istatistiklere yansıyan devasa borç tutarları, aslında yerel piyasanın değil, küresel şirketlerin bu ülkeler üzerinden çevirdiği finansman operasyonlarının bir sonucunu oluşturuyor.
FRANSA DOĞRUDAN BORÇLANMA İLE AYRIŞIYOR
Listenin 6. sırasında yer alan Fransa ise diğer finans merkezlerinden net bir şekilde ayrışıyor. Fransa'daki yüzde 91,6'lık yüksek oran istatistiksel bir durumdan değil, doğrudan Fransız şirketlerinin yüksek miktarda borçlanmış olmasından kaynaklanıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Fransa Merkez Bankası, ülkedeki şirketlerin borçluluk düzeyinin Euro Bölgesi ortalamasının belirgin şekilde üzerinde seyrettiğini ve artan finansman maliyetlerinin şirketler üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğunu kaydetti. Bu durum, Fransa'yı reel şirket borçluluğu açısından Avrupa'nın en büyük ve en dikkat çeken ekonomisi haline getiriyor.
İSVEÇ VE DANİMARKA'DAKİ BORÇLULUĞUN NEDENLERİ
Kuzey Avrupa ülkelerinden İsveç ve Danimarka da kritik eşiğin oldukça üzerinde yer alıyor, ancak her iki ülkenin de yüksek borçluluk gerekçeleri farklılık gösteriyor:
İSVEÇ’TE TİCARİ GAYRİMENKUL KIRILGANLIĞI: İsveç'teki yüzde 108,6'lık şirket borçlarının çok büyük bir bölümü ticari gayrimenkul sektöründe yoğunlaşıyor. Faiz oranlarının düşük seyrettiği dönemde yoğun şekilde borçlanan inşaat ve emlak şirketleri, küresel faiz artışlarının ardından mali açıdan oldukça kırılgan bir yapıya büründü.
DANİMARKA’DA DEV ŞİRKETLERİN TAHVİL İHRAÇLARI: Danimarka’da yüzde 115,4 olan yüksek borçluluğun arkasında ülkenin küresel ölçekteki dev markaları yer alıyor. Novo Nordisk, DSV, Carlsberg ve Ørsted gibi küresel ligde faaliyet gösteren büyük Danimarkalı şirketlerin uluslararası tahvil piyasalarından yüksek miktarda finansman sağlaması, ülkenin genel borç oranını yukarıya taşıyor.
İTALYA VE YUNANİSTAN TERS KÖŞE YAPTI
Raporun en şaşırtıcı çıktılarından biri ise İtalya ve Yunanistan cephesinde yaşandı. Kamu borcu denildiğinde Avrupa'nın zirvesinde yer alan bu iki ülke, şirket borçluluğunda beklenenin aksine oldukça güvenli bir bölgede yer aldı.
Şirket borçlarının milli gelire oranı İtalya'da yüzde 55,1, Yunanistan'da ise yüzde 58,6 olarak ölçüldü. Her iki ülke de bu oranlarla yüzde 70,1 olan AB ortalamasının oldukça altında kaldı. Bu veriler, İtalya ve Yunanistan'daki borç yükünün özel sektörden ziyade neredeyse tamamen kamu kesimi üzerinde biriktiğini net bir şekilde ortaya koydu.