Tesla'nın robotaksisi Cybercab'in teknik özellikleri paylaşıldı
Tesla'nın ABD Çevre Koruma Ajansı'na (EPA) sunduğu resmi belgeler, Cybercab'in ağırlığı, motor gücü, batarya kapasitesi ve menzili gibi önemli teknik özelliklerini gün yüzüne çıkardı.
EPA dosyalarına göre Cybercab, 1.412 kg ağırlığında olacak. Bu değer, en hafif Tesla Model 3'ten yaklaşık 317 kg daha düşük. Elektrikli araçların genellikle ağır olması göz önüne alındığında, Cybercab'ın ağırlığı dikkat çekici bir seviyede bulunuyor.
Belgeler ayrıca aracın azami yüklü ağırlığının 1.692 kg olduğunu gösteriyor. Bu da 280 kg yük taşıma kapasitesine işaret ediyor. İki kapılı bir robotaksi için bu kapasite yeterli görünüyor.
Tam Boyutta Gör
Tek motorlu ve önden çekişli yapı
Tesla Cybercab, önde konumlandırılmış tek bir kalıcı mıknatıslı elektrik motoruyla gelecek. Motorun gücü 219 beygir (163 kW) olarak açıklandı. Bu değer, aracın yüksek performans odaklı olmasa da günlük kullanım ve şehir içi taşımacılık için yeterli hızlanma sunacağını gösteriyor.
Tesla başlangıçta Cybercab'ın direksiyon ve pedal içermeyeceğini açıklamıştı. Ancak daha sonra test araçlarında bu ekipmanların yer aldığı görülmüştü.
48 kWh batarya ve 471 km menzil
Belgelerde yer alan verilere göre Cybercab, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen EPA test döngüsünde 673 km birleşik menzil elde etti. Ancak EPA, gerçek kullanım koşullarını daha iyi yansıtmak için bu sonuçlara düzeltme katsayısı uyguluyor. En yaygın kullanılan yüzde 70'lik düzeltme faktörü esas alındığında Cybercab'ın resmi EPA menzilinin 471 km seviyesinde olması bekleniyor. Bu değer, Tesla yöneticilerinin daha önce dile getirdiği "480 km'ye yakın" açıklamasıyla da örtüşüyor.
Fiyat ve çıkış tarihi hala belirsiz
EPA belgeleri Cybercab'ın teknik özelliklerine ışık tutsa da, aracın ne zaman seri üretime geçeceği ve hangi fiyat etiketiyle satışa sunulacağı henüz netlik kazanmış değil.
Tesla'nın son açıklamalarına göre Cybercab'ın 2027 yılı öncesinde piyasaya sürülmesi ve başlangıç fiyatının 30 bin doların altında olması hedefleniyor. Ancak aracın temelini oluşturan tam otonom sürüş teknolojisinin henüz geniş çaplı kullanıma hazır olmaması, bu takvimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.