Türkiye’nin dört bir yanından farklı iş kollarında çalışan işçiler; artan geçim sıkıntısı ve yoksulluğun gölgesinde gerçekleşen NATO zirvesine ve silahlanmaya ayrılan devasa bütçelere tepki gösterdi.
İzmir’de Dokuz Eylül Hastanesi işçisi: NATO ile yapılan görüşmelerden halka, işçi sınıfına uygun bir karar çıkacağına inanmıyorum. Memleketin neleri neleri peşkeş çekilirken bir nebze duymamaya çalışıyorum.
İzmir’de Ege Üniversitesi Hastanesi işçisi: İnsanların geçim sıkıntısını ve yoksulluğu en yoğun yaşadığı zamanlarda barış elçisi olarak gösterilmeye çalışılan NATO böyle bir ortamda bile milyarlarca dolar savaş hazırlığı için bütçe ayırmakta.
Birleşik Metal-İş Sendikası İş Yeri Baştemsilcisi Mehmet Karaman: Bugün dünyanın dört bir yanında savaş politikaları ve silahlanma yarışı hız kazanırken bunun faturası işçi sınıfına çıkarılıyor. Silahlanmaya milyonlarca dolar ayrılırken işçiye ücret artışında “kaynak yok” deniliyor.
Birleşik Metal-İş İş Yeri Temsilcisi Ozan Çayhan: NATO üyesi tüm ülkelerin savunma bütçeleri zaten devasa miktarlardayken 2.5 kat daha da arttı ve silahlanma konularında kimi tehlikeli anlaşmalara imza attılar. Emekçilerden ve halktan elde edilen kaynaklar; emekliden, eğitim ve sağlık sisteminden, toplumsal ihtiyaç ve kalkınma bütçelerinden esirgendi.
Kayseri’de Tes-İş üyesi bir işçi: İşçilerin çoğunluğu NATO zirvesi için harcanan paranın kendi cebinden gittiğini her fırsatta söylüyor. Sağ görüşlü olduğunu ifade eden bir işçi, “ABD’nin başını çektiği bir yapılanmadan bizim ülkemize hayır gelmez. Çünkü Trump’ın kendisi zaten savaş tüccarı” diyor. Başka bir işçi de “Trump tekrardan İran’ı vur emrini bizim ülkemizde verdi. Umarım İran bir füze de bize sallamaz” diyerek kaygısını belirtiyor.
Kayseri’de bir mobilya işçisi: Genel olarak NATO karşıtlığı yok. Ama Trump düşmanlığı olduğunu söyleyebilirim. Harcanan paranın 12 milyara yakın olduğunu bilmeyen işçiler var.
Kayseri’de tekstil işçisi bir kadın: Bir işçi arkadaşımın kızı boks yapıyor. Maç için harcırah yatması gerekiyor ama yatmamış. Zirveden kaynaklı aksadı bilgisine ulaşmışlar. Bütçe arıyor kızını müsabakaya göndermek için.
Kayseri’de bir metal işçisi: F35’ler konusunda Erdoğan ‘söz verdi’ diyor. Trump ‘bakacağız’ diyor diye düşünüyorum. Harcanan bütçeyi reis cezalardan çıkartır.
Kayseri’de bir tekstil işçisi: “NATO’ya para harcamak yerine maaşlara zam yapılsaydı” tekstil işçileri için en yaygın söylem.
İstanbul’da Gaziosmanpaşa Hastanesi temizlik işçisi: Trump’ın neden Türkiye’ye geldiğini biliyoruz. AKP bizden alamadığı desteği ABD’den bekliyor. Güç gösterisi yapıyor. Bence güçlü değil, son seçimleri hep kaybetti ama güçlü görünmeye ihtiyacı var.
İstanbul’da Sultangazi Belediyesi emekli temizlik işçisi: Ben emekliyim, Trump için Ankara’da yapılanlar çok zoruma gidiyor. Biz her gün parkta oturuyoruz bir su alamıyoruz bazen ama Trump’a özel halılar seriliyor. Erdoğan da el sıkışıyor, neredeyse önünde eğilecek.
Ankara’da Plazma Lazer’de çalışan 17 yaşında bir çocuk işçi: Ankara’da yapılan NATO zirvesi kapsamında alınan önlemler iktidarı ancak bu kadar rezil edebilirdi. Bir yıldır şikayet edilen asfalt sorununu NATO geliyor diye bir gecede yaptılar.
Ankara’da bir metal işçisi: Demek ki istense Ankara çok daha güzel bir şehir olabilirmiş ama istenmiyor. Neden? Çok çünkü kimse bize para harcamak istemiyor.
Ankara’da bir belediye işçisi: Aslında Türkiye’nin savunma sanayisi var, daha dik durulabilir. Neden Amerika karşısında küçük görünüyor, o zaman anlamıyorum… Bir yandan yapıp bir yandan yok etmiş oluyorlar böyle. Amerika bir çıkarı olmasa Erdoğan’a büyük lider demez. Filistin’de kan akıtıyorlar, bunların dünyada sattığı silahlar yüzünden çocuklar ağır bombardıman altında öldürülüyor.