İstanbul Erkek Liseli Yönetici ve İş İnsanları Platformu (İELYİP) ile Sarı Siyah ’65 Dayanışma ve Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen konferansa katılmak üzere Türkiye’ye gelen eski Almanya Dışişleri Bakanı ile Türkiye- Almanya ilişkilerini, Türkiye’nin NATO’daki rolünü ve Avrupa Birliği üyelik sürecini konuştuk:
Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması’nın üçüncü toplantısı 12 yıl aradan sonra 18 Mayıs›ta Berlin›de gerçekleşti. Türkiye- Almanya ilişkilerini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde durumun karmaşık olduğunu düşünüyorum. Ancak ikili düzeyde ilişkilerimiz oldukça iyi. Almanya’daki güçlü Türk azınlık sayesinde, Türkler iyi kabul görüyor. Dolayısıyla Türkiye, Almanya’nın günlük yaşamının bir parçası ve ilişkiler iyi. Ekonomi ve ticari ilişkiler iyi bir seviyede.
“Trump’a güvenemeyiz”
Peki ya savunma?
Savunma konusunda zor bir dönemden geçiyoruz. Almanya’da dramatik bir değişim yaşanıyor. Sadece Almanya’da değil, Avrupa’daki manzaraya, Ukrayna’daki ve Ortadoğu’daki savaşa bakarsak, her yerde dramatik bir değişim var. Biz Almanya ve Türkiye olarak NATO müttefikleriyiz. Peki NATO’nun bir geleceği olacak mı? İşte bu büyük bir soru işareti. Donald Trump’a güvenemeyiz. Tüm Avrupa için artık yeni bir sayfa açıldı. Aslında sadece yeni bir sayfa da değil, yeni bir kitap açıldı. Bu nedenle örneğin, Trump NATO’nun başına bir çorap örerse, Türkiye ve Almanya’nın güçlerini birleştirmeleri çok daha büyük önem taşır.
“Avrupa, Türk iş dünyası için kilit pazar”
Peki bu yeni kitapta Türkiye, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde nasıl bir rol oynayabilir?
Ortak tarihimize baktığımızda, Türkiye her zaman için önemli bir rol oynamıştır ve önemli bir rol oynayacaktır. Türkiye’nin jeopolitik durumuna bakarsanız, Ege’de, Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de, Orta Asya’daki Kafkasya bölgesinde kilit bir oyuncu olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca Türkiye İran’ın komşusudur ve Ortadoğu’da da önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca Türkiye, mülteci meselesinde kilit bir aktördür. Yani Türkiye’nin çok önemli olduğu birçok konu var. Öte yandan, bence Avrupa, Türk iş dünyası için kilit bir pazar. AB ile Türkiye arasındaki ilişki de kilit bir faktördür. Türkiye, NATO’da da kilit bir rol oynuyor.
“İmkansızı talep etmekten vazgeçmeliyiz”
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Avrupa Birliği ile Ankara’nın stratejik ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Avrupa, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmaktan ziyade stratejik bir ortak olarak görmek istiyor gibi… Sizin görüşünüz nedir?
Bence (Türkiye’nin AB üyeliğine başvurduğu dönemdeki) genel tablo tamamen değişti. Artık eski zamanlarda yaşamıyoruz. Şu anda AB’nin Türkiye ve Batı Balkan ülkeleriyle müzakereleri devam ediyor.
Aynı şekilde AB’ye üye olmak isteyen Ukrayna ile de önümüzde çok zor bir dönem var. Bu yüzden, imkansızı talep etmekten vazgeçip ilişkilerimizi geliştirmek için mantıklı davranmalıyız.

“Trump NATO’da kalmaya istekli değil”
Sizce Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım süreci imkansız mı?
Bu karmaşık bir süreç olacak, özellikle de Türkiye’deki iç gelişmelere baktığımızda, Türk demokrasisinin geleceği de kilit bir unsur. Bu yüzden bence bir numaralı öncelik ilişkilerimizi iyileştirmek olmalı. Bu, her iki taraf için de yeni güvenlik koşulları altında bir numaralı öncelik olmalı.
Donald Trump’ın Transatlantik müttefikleriyle işbirliği içinde NATO’da yer almaya yönelik isteksizliğinden söz ettiniz. Peki bu tür bir süreçte, Türkiye’nin NATO içinde daha büyük bir rol oynayabileceğini düşünüyor musunuz?
Bence bu cevaplanması gereken önemli bir soru, şu anda işlerin farklı yönlere doğru gittiği bir durumdayız. Donald Trump’ın gerçek niyetinin ne olduğunu kimse bilmiyor. Bir sonraki NATO zirvesinin nasıl sonuçlanacağını görelim. Ama bence Donald Trump NATO’da daha fazla kalmaya istekli değil. Bu NATO için, hepimiz için, Türkiye ve Avrupa için, özellikle de ülkem Almanya için büyük bir zorluktur. Donald Trump’ın ABD’yi NATO’dan ayırmasına hazırlıklı olmalıyız. Ve bu, Almanya için çok zor bir durum olacaktır. 1945’ten beri ABD’nin koruması altında yaşıyorduk. Ve birdenbire bu sona eriyor. Komşularımızda iki savaş var, Ukrayna ve İran, ve her ikisinin de sonu görünmüyor; bu nedenle Rusya ve Ortadoğu konusunda çok dikkatli olmalıyız.
ABD- İsrail ve İran arasındaki savaşı sonuçları itibarıyla nasıl görüyorsunuz?
İran’da rejim ayakta kalırsa, ki mutlaka ayakta kalacaktır, bu sadece Hürmüz Boğazı’nı kontrol edecekleri anlamına gelmiyor; aynı zamanda uluslararası deniz güvenliği ve dünya ekonomisi için de korkunç bir darbe olacaktır. İran nükleer teknolojisinin de kontrolünü elinde tutmaya devam edecek. Yani Tahran’daki rejim, savaştan önceki halinden daha güçlü olacak. Bu da, İran’ın nükleer bomba yolunda ilerlemesi durumunda, tüm bölge için çok tehlikeli olacağı anlamına geliyor; çünkü İran nükleer kapasiteye ulaşırsa, diğerleri de onu takip edecektir.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının yanlış bir hamle mi olduğunu düşünüyorsunuz?
Evet, yanlış bir hamleydi. Açıkçası, mevcut duruma bakarsanız, savaş başladığından beri İran’daki rejim daha da güçlendi. İran, bölgede kilit bir aktör.
ABD’nin NATO’dan çekilmesi durumunda, Almanya’nın Rusya’nın saldırganlığıyla başa çıkmak için kendi nükleer silahlarını geliştirme ihtimali var mı?
Hayır ama Fransa ve İngiltere ile birlikte bir Avrupa seçeneği arıyoruz; ancak kendi kendimize ulusal nükleer silahlanma söz konusu değil. Fransa’nın nükleer silahları var. Belki Almanya bu nükleer programın bir parçası olabilir. Sadece Almanya değil, başka Orta Avrupa ülkeleri de var. Örneğin Polonya, onlar da ABD’nin korumasına güveniyorlardı, keza Baltık ülkeleri de öyle.
Rusya’yı Almanya için gerçek bir tehdit olarak görüyor musunuz?
Putin Ukrayna’dan zaferle çıkarsa, bu durum Avrupa çok tehlikeli hale gelecektir çünkü Avrupa’da Amerikan koruması olmadan zayıf bir dönem yaşanacak ve bunun nasıl yönetilebileceği son derece karmaşık.
“Vize sorunlarının çözülebileceğine kesinlikle inanıyorum”
Almanya, Türkiye’de vize reddi yüzdesinin en yüksek olduğu ilk yedi Avrupa ülkesi arasında yer alıyor. Daha önceki yıllarda durum böyle değildi. Sizce vize konusunda neden böyle bir politika değişikliği oldu?
Hiçbir fikrim yok. Nedenleri ne, bilmiyorum. Ama genel olarak şunu söylememe izin verin: Vize meselesindeki gerginliği azaltmaya çalışmalıyız, çünkü Almanya’da ve bazı diğer Avrupa ülkelerinde güçlü bir Türk azınlık yaşıyor ve aramızda sağlam ekonomik bağlar var. Dolayısıyla Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında sürekli bir gidip gelme var. Bence bakanlıklar bu meseleleri net bir şekilde ele almalı ve sorunlu konular hakkında çok açık bir şekilde konuşmalıdır. Vize sorunlarının çözülebileceğine kesin olarak inanıyorum.