Ana içeriğe geç

'Arka bahçe' hayalleri halk barikatına çarpıyor: Sermayeye geçit, ABD'ye biat yok

ABD, kirli ittifaklar ve tehditle Latin Amerika’da hegemonyasını restore etmeye çalışırken emperyalist kuşatmaya direniş hattı büyüyor. Bolivya, Şili ve Arjantin’de sağ iktidarların neoliberal dayatmaları halkın öfkesine çarparken sol hükümetler, Washington’ın müdahalelerine karşı teyakkuzda.

'Arka bahçe' hayalleri halk barikatına çarpıyor: Sermayeye geçit, ABD'ye biat yok
Birgün
16

Dış Haberler

ABD'nin askeri ve ekonomik tehditlerle sağcı yönetimleri palazlandırma hamleleri, Latin Amerika'daki antiemperyalist damarın isyanıyla sarsılıyor. Birbiri ardına iktidara gelen sağ hükümetlerin neoliberal dayatmalarına karşı sokakları terk etmeyen halklar ve müdahaleciliğe karşı savunma hattını güçlendiren sol yönetimler, kıtanın kaderini Washington koridorlarından çıkarıp kendi ellerine alıyor.

Bolivya'da yerli topraklarını sermayeye teslim etme girişimleri ve kemer sıkma politikalarına karşı haftalardır süren halk isyanı, sadece 6 ay önce göreve başlayan sağcı Devlet Başkanı Rodrigo Paz hükümetini sarsmaya devam ediyor. Yerli liderlerin ardından Bolivya İşçi Merkezi (Central Obrera Boliviana-COB) öncülüğündeki sendikaları da, önceki gün yaptıkları ortak açıklamayla hükümetle herhangi bir müzakereye girmeyeceğini kaydetti.

BOLİVYA'DA PAZ HÜKÜMETİ ÇÖZÜLÜYOR

Protestoları kriminalize etmek için harekete geçen hükümetin El Alto'daki Mahalle Konseyleri Federasyonu (Fejuve) lideri Justino Apaza'nın "terörizm" ve "suç örgütü kurma" suçlamasıyla tutuklaması üzerine işçiler, Santa Cruz bölgesindeki bir petrol tesisini işgal etti.

Protestolar hükümette istifaları birbiri ardına getirirken Bolivyalı gazeteci Ollie Vargas, gösterileri "darbe girişimi" olarak tanımlayan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın sıkıyönetim ilan etmesi için Paz hükümetine baskı yaptığını aktardı. Vargas, ordu kaynaklarına dayandırdığı haberinde kabinenin bu konuda ikiye bölündüğünü söyledi.

NEOLİBERAL DAYATMAYA İSYAN ŞİLİ'YE SIÇRADI

Bolivya'daki isyan ateşi, aralık ayındaki seçimi ABD Başkanı Donald Trump'ın açıktan desteğiyle kazanan aşırı sağcı Jose Antonio Kast'ın iktidara geldiği Şili'ye de sıçradı. Başta başkent Santiago olmak üzere öğrenciler ve işçi sendikalarının çağrısıyla on binler, ülke çapında Kast hükümetinin kemer sıkma politikalarına karşı meydanlara çıktı.

Hükümetin kemer sıkma politikalarını protesto eden öğrenciler, "Kast hükümetini uyararak ileriki dönemde daha geniş çaplı eylemler düzenleyeceklerini" açıkladı. Gösterilere sert müdahalede bulunan polis ve protestocular arasında yaşanan çatışmalarda 25 kişi yaralandı.

Eski diktatör Augusto Pinochet hayranlığıyla bilinen kast, 11 Mart'ta göreve başlamasının ardından bakanlık bütçelerinde yaklaşık yüzde 3'lük kesintiyi öngören "kapsamlı kemer sıkma planının" uygulanması talimatını vermişti. Kast, şirketlere vergi kesintilerini içeren mega reform paketleri açıklarken öğrenciler, öğretmenler ve sendikalar, sosyal kesintilerden en çok eğitim sisteminin etkilendiğini söylüyor.

AŞIRI SAĞCI ADAYA DOĞRUDAN DESTEK

Şili'deki protestolara destek veren Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun da ülkesi, Amerikan müdahaleciliğinin baskısı altında. Kolombiya'da geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu Trump hayranlığını gizlemeyen aşırı sağcı Abelardo de la Espriella önde tamamlarken Petro'nun desteklediği solcu aday Ivan Cepeda ikinci sırada yer aldı. Ancak Petro, seçim sistemine son günlerde müdahale edildiğini ve yüz binlerce yeni seçmenin sisteme eklendiğini öne sürerek sonuçları tanımadığını açıkladı.

Geçen yıl Ekvador, Honduras ve Şili'de yaptığı gibi Trump, Kolombiya'da 21 Haziran'da yapılacak ikinci tur seçimlerde Espriella'ya açık destek verdi. Petro, Trump'ı iç işlerine müdahale etmekle suçlarken sol ittifak Tarihi Cephe'nin adayı Cepeda da Espriella'ya Washington'ın desteğini "bağımsızlığa ve demokrasiye risk" olarak tanımladı. Trump'ın açıklamalarına tepki gösteren merkez ve merkez soldaki rakipleri, ikinci turda Cepeda'ya desteğini açıkladı.

KADINLAR, İSYANI YENİ BOYUTA TAŞIYOR

Arjantin'de de Trump'ın milyarlarca dolarlık "kurtarma paketleriyle" iktidarını koruyan aşırı sağcı müttefiki Devlet Başkanı Javier Milei'ye yönelik öfke giderek büyüyor. İşçiler, öğrenciler ve emekliler her hafta Milei'nin radikal kemer sıkma politikalarını protesto ederken ülke "Ni Una Menos" (Bir kişi bile eksilmeyeceğiz) eyleminin 11'inci yılında kadın katliamlarına ve bütçe kesintilerine karşı öfkeyle çalkalanıyor.

Córdoba eyaletinde 14 yaşındaki Agostina Vega'nın cinsel saldırıya uğradıktan sonra vahşice katledilmesinin ardından düzenlenen protestolarda kadınlar, Agostina ile son yıllarda öldürülen veya kaybolan kadınların yüzlerinin basılı olduğu posterler taşıdı. Kadın örgütleri, hükümetin kadınlara ve LGBTİ+'lara yönelik şiddetle mücadele için oluşturulan kurumsal mekanizmaları zayıflattığını, bütçe kesintileriyle koruma ve destek ağlarını işlevsiz hale getirdiğini belirtti.

Toplumsal cinsiyete dayalı politikalara karşı kültürel bir savaş da başlatan Milei, iktidardaki iki buçuk yılında Kadın Bakanlığı’nı feshetti, ayrımcılık karşıtı kurumları kapattı, cinsiyet temelli şiddet mağdurlarına destek programlarını kaldırdı. Milei’nin geçen yıl “kadın cinayeti” kavramına da savaş açmasının ardından Adalet Bakanlığı, bu kategoriyi yasal mevzuattan kaldırma planlarını açıklamıştı. Bu yıl katledilen kadın sayısı 63 olarak açıklanırken kadın örgütleri, “kadın cinayeti” tanımındaki değişiklik nedeniyle bu sayının 100’ün üzerinde olduğunu söylüyor.

MEKSİKA-ABD GERİLİMİ ARTIYOR

Sandığa yönelik yabancı müdahalelere harekete geçen Meksika ile ABD arasında da gerilim tırmanıyor. Meksika’nın eski solcu Cumhurbaşkanı Andres Manuel Lopez Obrador, 2024’te görevi devrettiği halefi Clauida Sheinbaum’a destek vererek Washington’ı ülkenin solcu siyasetini zayıflatmak için müdahalecilikle suçladı.

Obrador’un açıklamaları, Sheinbaum’un Washington’a yönelik geçen günlerdeki meydan okumasının ardından geldi Sheinbaum, Meksika’ya yönelik “milyonlarca dolarlık sosyal medya operasyonlarının” arkasında ulusal ve uluslararası muhafazakâr çevrelerin bulunduğunu savunmuştu. ABD Adalet Bakanlığı’nın Sinaloa Valisi Rubén Rocha Moya’nın da aralarında bulunduğu 10 Meksikalı yetkiliyi hedef alan dosyasına sert tepki gösteren Sheinbaum, Washington’ın uyuşturucuyla mücadele gerekçesiyle Meksika’nın iç işlerine müdahale ettiğini söylemişti. Sheinbaum, geçmişte askeri ve siyasi baskılarla yürütülen müdahalelerin bugün yerini dijital dezenformasyon ve algı operasyonlarına bıraktığını belirtmişti.

Geçen hafta Meksika’da seçimlerde halkın iradesini değiştirmeyi amaçlayan her türlü yabancı müdahaleleri iptal gerekçesi sayacak bir yasa tasarısı Kongre’de onaylanmıştı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler