Fetullah Gülen örgütlenmesi, 2000’li yılların başında Muhsin Yazıcıoğlu için “samimi ve müspet” bir cemaatti. O dönem Yazıcıoğlu, Zaman gazetesinde Ekrem Dumanlı’yı ziyaret ederken “başbakan” gibi kapıda karşılanıyordu. O günlere yakından tanık olan bir isim Aydınlık’a, “Gazetedeki spor şefine kadar bütün yöneticiler aşağı iner, Yazıcıoğlu’nu kapıda karşılardı.” diye anlattı. Zaman gazetesinde, Dumanlı ile uzun görüşmeler yapıyorlardı. Ona cemaat çevresinde “Bizim Muhsin” deniliyordu. Ne zaman ki ABD’nin planlarına karşı tavır aldı, o zaman Gladyo’nun hedefi oldu. Şehit Yazıcıoğlu’nun devlet içinde milli kuvvetler diyebileceğimiz vatansever unsurlarla samimi ilişkileri vardı. Vefatından iki yıl önce Yazıcıoğlu’na çok güvendiği isimler, “Dikkat edin hedeftesiniz.” uyarısında bulundu. BBP içinden bir gruba, Ankara’da suikast önleme ve makam aracı ileri sürüş eğitimi verildi.
BİR YILDA DÖRT ŞÜPHELİ TRAFİK KAZASI
Muhsin Yazıcıoğlu, 2007’den 2008’e bir yıl içinde dört şüpheli trafik kazası geçirdi. İlk kaza 13 Mayıs 2007 tarihinde, Ankara’dan Sivas’a giderken Yozgat yakınlarında oldu. Dönemin gazetelerinde çıkan haberlere göre bir minibüsün sıkıştırdığı araç, şarampole yuvarlanmış ve hurdaya dönmüştü. Ancak araçta Muhsin Yazıcıoğlu değil eşi Gülefer Yazıcıoğlu vardı.
Sekiz gün sonra 21 Mayıs 2007’de bu kez Ordu’dan Ankara’ya dönmekte olan Muhsin Yazıcıoğlu, Samsun’da kırmızı ışıkta geçen bir minibüsün çarpması sonucu ölümden döndü. Sonra bir kaza daha! Tarih 25 Ağustos 2007. Haberlere göre Yazıcıoğlu’nun makam otomobili, Sivas’ta bir traktörle çarpıştı.
ARAÇTAN ELİNDE SİLAHLA İNDİ
Hayatını kaybetmesinden önce geçirdiği son trafik kazası 7 Haziran 2008’de oldu. İstanbul’dan Ankara’ya giderken bir kamyon, Bolu Tüneli girişinde sinyal vermeden ani olarak direksiyonu Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu aracın önüne kırdı. Yazıcıoğlu, o anları, “Şoförümüz fren yapmasına rağmen mesafeyi koruyamadık ve sağ taraftan kamyonun altına girdik. Tavan delindi ve ön camlar kırıldı. Kamyon da hiç durmadı çekti gitti.” diye anlatmıştı. Aracı BBP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Cemal Eğin kullanıyordu. Eğin o günü şu sözlerle anlattı: “Katiller hep şanslarını denediler, İstanbul Sultanbeyli’de programı vardı. Uzayınca uçağını kaçırdı. O gece evimde kaldı. Sabah benim aracımla yola çıktık. Bolu Tüneli’nde bir kamyon direksiyonu önümüze kırdı.” Çoktan suikast uyarısı yapılmıştı. Kaza sonrası Eğin’in ilk işi silahını almak oldu. Eğin, kaza geçirdiği araçtan elinde silahla indi. Yazıcıoğlu ise ailesinin endişelenmesini istemiyordu. Bütün bu kazaların ardından ısrarla “kasıt yok” açıklamaları yaptı.
BOMBA YÜKLÜ PANELVAN
Hayatını kaybetmeden bir buçuk iki yıl önce Yazıcıoğlu’na, o dönem BBP Genel Merkezi’nin olduğu Tuna Caddesi’ndeki katlı otoparkta bomba yüklü panelvan tipi bir araç bulunduğu bilgisi ulaştırıldı. Yazıcıoğlu’nun yakınındaki bir isim, bu olayı şöyle anlattı: “Rahmetli yaşarken genel merkezimiz Tuna Caddesi’ndeydi. Bizim binanın 50 metre aşağısında bir katlı otopark vardı. Muhsin Başkan’a gelip, ‘Burada bomba yüklü panelvan tipi araç bulduk. Bu araç sizin için bekletiliyordu. Gerekli tedbirleri aldık.’ denildi. Belki de aracı koyanlarla bulanlar aynı ekiptendi. Bunun ‘Sizi biz koruyoruz!’ süsüyle bir tehdit olduğu ihtimalini çok sonra düşünebildik.” dedi.
KADROLARA SUİKAST ÖNLEME EĞİTİMİ
2008 yılının başlarında, devletin içinden birileri Yazıcıoğlu’na, “Sizinle ilgili çok ciddi bilgiler geliyor. Suikast önleme eğitimi alın.” uyarısında bulundu. O günlerin yakın tanığı bir isim Aydınlık’a, “Çok güvendiği bir isim olmasa tedbir alma ihtiyacı duymazdı. Bu eğitimi almak için İstanbul’dan sekiz on kişi Ankara’ya gitti. Ayrıca Ankara’dan da bir grup eğitim aldı. CAT timlerinin (Karşı Atak Timi) verdiği eğitimde, suikast önlemenin yanı sıra makam aracı ileri sürüş taktikleri anlatıldı. Bir saldırı olduğunda çevresindekilere genel başkanı güvenli bir şekilde oradan kaçırma eğitimi verilmişti.” diye anlattı.
TELEFONUNU DEĞİŞTİRDİ
Muhsin Yazıcıoğlu’na telefonlarının dinlendiği yönünde de bilgiler geliyordu, “Telefon cihazınızı değiştirin. B..B.. marka cihaz kullanın.” denildi. Bu uyarıyı yapanlar, Yazıcıoğlu’na şunu da söylemişti: “Başınıza bir iş geldiğinde, telefonunuz kapalı olsa bile bu cihaz sinyal verecek!”
O yıllarda ardı arıdan gelen Rahip Santoro cinayeti, Danıştay saldırısı, Hrant Dink suikastı, Zirve Yayınevi katliamı gibi Gladyo eylemleri özellikle, tetikçilerinin BBP ile bağlantılı olduğu iddiası üzerinden medyanın gündemine geldi. Yazıcıoğlu, yakın çevresine, “Bizim tarlayı sürmüşler.” diyecekti. Sonra bunun önlemini de aldı. Alperen Ocakları’nın yönetim kadrolarına çok güvendiği isimleri yerleştirdi.
FETÖ’VARİ MANŞETLERE TEPKİ
12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda meşhur bombaların bulunmasıyla “Ergenekon Terör Örgütü” propagandası başlamış oldu. FETÖ’nün kontrolü altındaki gazeteler, ordunun gözbebeği subaylara ihbar mektuplarıyla atılan iftiraları, doğruymuş gibi haberlere taşıdı. O subaylar içerisinde Yazıcıoğlu’nun yakın temasta olduğu isimler de vardı. Zaman ve Taraf gazeteleri, daha iddianame bile yazılmamışken, manşetlerden “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü” adını koydu! Bu bardağı taşıran son damla oldu. Yazıcıoğlu’nun yakın çevresindeki bir isim, “O başlıkları gördüğünde, ‘Siz ne zaman yakaladınız, ne zaman sorguladınız, ne zaman örgüt kanaatine vardınız da gazetelerde ‘terör örgütü’ yazıyorsunuz!’ diye tepki göstermişti. Muhsin Başkan, cemaatin gerçek yüzünü görmüştü.” dedi.
ZAMAN GAZETESİNE SON ZİYARET
Muhsin Yazıcıoğlu, hayatını kaybettiği 25 Mart 2009’dan üç dört ay önce Zaman gazetesinde Ekrem Dumanlı’yı bir kere daha ziyaret etti. Muamele öncekilerden çok farklıydı. Güvenlik görevlisi Yazıcıoğlu ve beraberindekileri kapıda durdurdu. Kimlik istedi. Çevresindekilerle görevli arasında gerginlik çıktı. O gün Yazıcıoğlu, Dumanlı ile kısa ama çok gergin bir görüşme yaptı. Yazıcıoğlu o görüşmenin ardından çevresindekilere şu örneği anlatmıştı: “İkinci Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin’in çevresi Kesnizani Tarikatı tarafından sarılmıştı. ABD’ye karşı direniş olmadı. Bugün Türkiye’de cemaatten de benzer kokular geliyor.”
FETULLAH’IN MESAJI
Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişiyi taşıyan helikopter 25 Mart Çarşamba günü Çağlayancerit’ten havalandı. Şehitlerin naaşına 27 Mart Cuma günü ulaşılabildi. Fetullah Gülen beş gün sonra yayınladığı videoda, “Bundan sonra da aldanabilirsiniz. Ama kimseyi aldatmayın. Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz, bir perşembe akşamı vefat edersiniz, bir cuma günü cenazenize ulaşırlar. Tekrar ediyorum, aldansak da kimseyi aldatmayalım.” dedi.
Fetullah’ın bu mesajını Yazıcıoğlu’nun yakın çevresi Aydınlık’a şu sözlerle yorumladı: “Muhsin Yazıcıoğlu, cemaatin gerçek yüzünü görmüştü. Mücadeleye başlayacaktı. Burada hem ikrar var hem de tehdit. Diyor ki, ‘Aldansanız bile aldatmayın! Aldatmak büyük günahlardandır. Israrla hata yaparsan böyle kurban gidersin.’ Diğer yandan Muhsin Başkan üzerinden başka kişilere ayağınızı denk alın mesajı veriyor.”
YARIN: ‘TABUT HELİKOPTERE’ NASIL BİNDİRİLDİ?