Mayıs 2024'te kabul edilen Göç ve İltica Paktı, Avrupa Birliği'nin göç ve sığınma politikalarında kapsamlı değişiklikler öngörüyor. Yeni sistem; dış sınırların güçlendirilmesi, iltica süreçlerinin hızlandırılması ve üye ülkeler arasında sorumluluk paylaşımının artırılması esasına dayanıyor.
SINIRLARDA DAHA SIKI DENETİM
Yeni uygulamayla birlikte AB sınırlarından düzensiz yollarla giriş yapan kişiler zorunlu güvenlik ve kimlik kontrollerinden geçirilecek. Kayıt işlemlerinin ardından iltica başvuruları daha kısa sürelerde değerlendirilecek.
Yetkililer, koruma ihtiyacı bulunmadığı değerlendirilen, yanlış beyanda bulunan veya güvenlik riski taşıdığı düşünülen kişiler için sınır bölgelerinde hızlandırılmış prosedürlerin uygulanacağını belirtiyor.
19 mültecinin hayatını kaybettiği bot faciasında 12 kişi tutuklandı
ÜYE ÜLKELER ARASINDA DAYANIŞMA MEKANİZMASI
Pakt, göç baskısının yoğun olduğu ülkelere destek sağlanmasını amaçlayan yeni bir dayanışma sistemi de içeriyor. Üye devletler, kendi koşullarına göre mali destek, personel desteği veya farklı katkılar sunabilecek.
Ayrıca iltica başvurusu yapanların kabul koşullarında ortak standartlar uygulanması ve iş gücü piyasasına erişimlerinin kolaylaştırılması da düzenlemenin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.
TARTIŞMALAR SÜRÜYOR
Yeni göç kuralları, insan hakları örgütleri ve bazı Avrupa ülkelerinin eleştirilerine de konu oluyor. Eleştiriler, sınır kontrollerinin genişletilmesiyle göçmenlerin uzun süre kabul merkezlerinde tutulabileceği ve geri gönderme uygulamalarının insan hakları açısından riskler barındırabileceği yönünde yoğunlaşıyor.
ABD basını: Trump, Biden dönemi mültecilerini yeniden inceleyecek
Özellikle üçüncü ülkelerde kurulması planlanan geri gönderme merkezleri, paktın en fazla tartışılan maddeleri arasında gösteriliyor. Uzmanlar, bu uygulamanın denetim ve hak ihlalleri açısından soru işaretleri doğurabileceğini savunuyor.
2015 GÖÇ KRİZİNİN ARDINDAN HAZIRLANDI
Yeni düzenlemenin temelleri, Avrupa'nın 2015 yılında yaşadığı göç krizinin ardından atıldı. Üye ülkeler arasında yıllarca süren müzakerelerin ardından kabul edilen pakt, Dublin Sistemi'nin eksik kaldığı alanları gidermeyi ve AB genelinde daha ortak bir göç politikası oluşturmayı amaçlıyor.