Dr. Hazar Vural, “Eğitim oranlarına bakıldığında, üniversitelerde mühendislik fakülteleri ve temel bilimlerde öğrencilerin çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Bu 1990’lar sonrası ortaya çıkan ve bugün de devam eden bir durumdur.” diyor. İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkan Yardımcısı olan Dr. Hazar Vural ile İran kadınları üzerine söyleşimizi sunuyoruz.
İRAN ‘YAKINDAKİ UZAK’ OLMAMALI
- İran kadınlarını ne kadar tanıyoruz?
İran “yakındaki uzak” olarak tabir edildi senelerce. Siyasi çalkantılar bir yana toplumsal uzaklık açısından tanıyamadık komşumuzu. Doğru bilinen yanlışlar ve topyekûn bir yaklaşım, bunun temel sebeplerinden olmuştur. İran kadını toplumun yarısı olarak kendi sesini bir yüzyıl önceden duyurmaya başlamış ve her ne kadar geçen yüzyılda siyasi kırılmalar yüksek olsa da Kaçarlardan Pehlevi’ye ve sonra İslam Cumhuriyeti’ne her dönemde seslerini duyurmak için çaba göstermişlerdir.
Şüphesiz bir kültürü anlamak için toplumsal kırılma noktaları, sonuçları bağlamında önemli etkenlerdir. İran medeniyeti onu oluşturan tüm tarihsel parçaları dikkate alındığında geçtiğimiz yüzyıl yaşanan kırılma noktalarında da görüldüğü üzere kadınlar, sokakta her zaman görünür olmuş ve bu seneye kadar gerçekleşen tüm toplumsal olaylarda erkeklerle birlikte önde yer almışlardır.
İLK EHLİYET RUHSATI 1940’DA VERİLMİŞ
- Toplumsal mücadele tarihleri içinde İranlı kadın nasıl yer aldı?
İran kadınlarının toplumsal mücadelede görünürlükleri 1905-06 Meşrutiyet dönemine kadar gitmektedir. Kadınların kamusal alana çıkmadan önce çıkarttıkları ilk gazetelere gelince Kaçar döneminin sonlarına, 1910’a dönen bir tarih karşımıza çıkıyor. Bunlar; “Danesh”, “Shokufe”, “Zaban-e Zanan” gazeteleridir. Bu gazetelerin önemi, kadınlarla ilgili konulara odaklanmalarıdır.
Öte yandan Kaçar döneminde hanedan ailesinde araç kullanan kadınlar olduğu bilinmektedir, kadınlara ilk ehliyet ruhsatı ise 1940’ta Reza Şah döneminde de çıkmıştır. İranlı kadınlar, İslam Cumhuriyeti döneminde de trafikte toplu taşıma araçları dahil kullanmaya devam etmişlerdir. Metro ve diğer toplu taşımalarda kadın-erkek ayrı girişler seçenek olarak sunulsa da bu bir arada kullanımı engellememiş ve pratikte bu durum da esnemiştir.
İran kadınını bölgedeki kadınlardan ayıran toplumsal/geleneksel ve istatistiksel birçok nokta mevcuttur. İran’da kadınlar 1963 senesinde, monarşi devam ederken “Beyaz Devrim” olarak adlandırılan reform sürecinde ilk kez oy kullanmış ve aynı zamanda seçilme hakkına da kavuşarak meclise girmişlerdir.
ÖĞRENCİLERİN ÇOĞU KADINLARDAN OLUŞUYOR
- İranlı kadının eğitim oranı hakkında neler söylersiniz?
Eğitim oranlarına bakıldığında, üniversitelerde mühendislik fakülteleri ve temel bilimlerde öğrencilerin çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Bu 1990’lar sonrası ortaya çıkan ve bugün de devam eden bir durumdur.
Kadınların okur yazarlığı, eğitim oranı ve yabancı dil bilme oranı da yüksektir. Üniversite ve lisansüstü eğitim için yurt dışına giden öğrenci sayısı da hayli yüksektir. Dünyaca tanınan İranlı kadın bilim insanlarına bakıldığında, 2014’te Fields Madalyası kazanan ilk kadın matematikçi Meryem Mirzahani, 2003 Nobel Barış Ödülü’nü kazanan hukukçu Şirin Ebadi ilk akla gelen isimlerdir.
Kadının iş gücüne katılım oranı üniversitelerdeki oran kadar yüksek değildir. Fakat özellikle şehirde kadının evdeki konumu, iş gücüne katılımı ve görünürlüğü yine yüksektir.
Sporda küresel anlamda da bir başarı ve görünürlük söz konusudur. Olimpiyatlardan başlayarak bir çok branşta altın ve gümüş madalya alan kadın sporcular vardır. Bu da tesadüf değildir. Lisanslı kadın sporcu sayısı ülke genelinde çok yüksektir.
İRAN BATI’YA DEĞİL DÜNYAYA DÖNÜK
- İranlı kadınlar bugün direnişin ayrılmaz parçası durumunda, ne dersiniz?
1979 İran İslam Devrimi öncesi İran’ın “Batıya dönük” olduğu hep söylenirdi. Fakat bugün daha doğru ifadesiyle, tüm ambargo ve yaptırımlara rağmen “dünyaya dönük” bir İran toplumundan bahsedebiliriz. Burada toplumsal anlamda bir süreklilik mevcuttur.
Son yüzyıla bakıldığında, farklı yönetim dönemleri, zaman zaman engel ve yasaklarla, zaman zaman reformlarla kadınları etkilemiş olsa da mücadele ve ilerleme hep devam etmiştir. Söz konusu siyasi kırılmalar kadın yaşamında, toplumsal anlamda da büyük bir etken yaratmış, fakat kadınlar kendi hikayelerini yazmaya devam etmişlerdir. Bu sebeple İran kadınları bölgeye kıyasla farklı ve kendine özgü bir gerçeklik içerisindedir.