Ana içeriğe geç

Dışişleri Bakanı Fidan, gazetemize konuştu: Türkiye NATO’da artık daha güçlü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nın sorularını cevapladı. ABD-İran nükleer mutabakatının perde arkasına, İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarından Ankara'da düzenlenecek tarihi NATO Zirvesi'ne kadar kritik gündem maddelerine ilişkin çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

Dışişleri Bakanı Fidan, gazetemize konuştu: Türkiye NATO’da artık daha güçlü
Türkiye Gazetesi
16

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye Gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nın sorularını cevapladı. ABD-İran nükleer mutabakatının perde arkasına, İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarından Ankara'da düzenlenecek tarihi NATO Zirvesi'ne kadar kritik gündem maddelerine ilişkin çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

SEVİL NURİYEVA/ MOSKOVA - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte 16-17 Haziran tarihleri arasında Moskova’daydık. Fidan’ın temaslarını anbean takip ettik. Çok önemli görüşmeler oldu. Özetlemem gerekirse Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ziyareti kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edildi.

Hemen paralelinde mevkidaşı Sergey Lavrov’la görüşmelerde bulundu ve ortak basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, ayrıca Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Shoigu’yla görüştü, devamında Devlet Başkanı Danışmanları Igor Levitin ve Vladimir Medinskiy’i kabul etti. Rus istihbarat kurumlarının yetkilileriyle de bir araya gelen Fidan, Rosneft Başkanı Igor Seçin ile yaptığı görüşmenin ardından bu ülkede faaliyet gösteren Türk iş adamlarıyla da bir toplantı yaptı.

Bu kadar yoğun bir programın arasında Bakan Fidan, bize de vakit ayırdı ve temasları ile ilgili sorularımızı cevaplandırdı. Fidan, Rusya ile olan ilişkilerden Gazze’ye, NATO zirvesinden Orta Asya politikasına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Bakan Fidan’ın sorularımıza verdiği cevaplar:

RUSYA İLE SIKINTI YOK

"Bütün bu görüşmelerde şunu gördük: İkili ilişkilerde ve bölgesel konularda beraber çalışmak konusunda hiçbir sıkıntı yok. İkili ilişkilerde büyük şikâyetlere neden olan meseleler yok. Her iki ülke de mümkün olan her alanda iş birliği yapmak istiyor. İş adamlarımızın da nabzını tuttuk. Onların da izlenimi aynı. Karşılıklı ziyaretler devam ediyor.

HER KONUYU GÖRÜŞÜYORUZ

Görüşmelerin içeriğine baktığımızda son derece zor ve derin konuları ele alabiliyoruz. Her iki taraf da görüşlerini aktarıyor. Ruslarla çok özel bir ilişki geliştirdik, çok ciddi sıkıntılı alanlarımız olduğunda bile iş birliği yapmasını, güven oluşturmasını bildik. Her iki liderin de vizyonu ortada: Belli ilkeler çerçevesinde ülkelerinin iyiliğini savunuyorlar. Yapıcı bir tutum takınmaya hazırlar.
Rusya’da gerçekleştirdiğim temaslarda, Rus yetkililerin Ukrayna konusundaki görüşlerinin değişmediğini müşahede ettim. “Donetsk konusu hallolmadan değişme şansı yok” diyorlar.

Geldiğimiz noktada, teknik ekiplerin karşılıklı olarak çalışması gereken hususlar var. Nükleer dosyada iki tane önemli husus vardı. Prensipte anlaşıldı ancak detayların ele alınması gerekiyor. Birincisi, zenginleştirilmiş uranyuma ne olacak? İkincisi, bundan sonraki zenginleştirme moratoryumu nasıl işletilecek? Örneğin, 400 kiloluk zenginleştirilmiş uranyumun İran’da seyreltilmesi konusunda bir prensip anlayışı var. Ama bunun seyreltilmesini kim yapacak, kim kontrol edecek, nasıl “verify” edilecek, bunların görüşülmesi gerekiyor. Bunlar görüşülecek.

Savaş şartlarındaki güvenlik tedbirleri ve ABD’ye yönelik güven eksikliğinden ötürü İran’ın cevapları veya önerilerinin ABD tarafına ulaşması bazen zaman alıyordu. ABD tarafının bir saatte cevap verdiği bir konuya İranlılar bazen bir haftada ancak cevap verebiliyorlardı. Tabii bu arada zaman zaman karşılıklı saldırılar yaşandı. Ayrıca İsrail’in Lübnan’ı işgali, süreci geciktirdi. İki tarafı da doğrudan görüşmeye teşvik etmeye gayret gösterdim.

İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan savaş Gazze konusunun geri planda kalmasına neden oldu. Bu mesele çözülünce bölge ülkelerinin Gazze konusuna daha fazla odaklanması mümkün olacaktır. İsrail Gazzelileri hedef almaya devam ediyor. İkinci aşamaya geçilebilmesi için çalışmalar devam ediyor, bir çerçeve metin üzerinde anlaşılması için çabalar sürüyor. MİT’le beraber bu sürecin içinde yer alıyoruz.

Hazırlıklar yoğun şekilde devam ediyor. En önemli konu, ABD ile Avrupalıların NATO’ya bakışındaki nüanslar ne şekilde tezahür edecek? Çok önemli konular var ve bunların ABD Başkanı’nın bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanması mümkün değil. Pek çok Avrupa ülkesi, toplantının Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ev sahipliğinde Türkiye’de yapılacak olmasının Başkan Trump’un Zirve’ye katılmasını mümkün kılan en önemli faktör olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanımız olmasa, Türkiye olmasa, Trump gelmeyecekti ve zaten buraya önem vermediğini fiilî olarak deklare etmiş olacaktı. Çok önemli meseleler bizi bekliyor. Bu konular bakımından Ankara Zirvesi büyük bir fırsat teşkil ediyor.

Herkes, bütün Avrupalı liderler şuna güveniyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkler bu süreci yönetirler. NATO’nun içerisinde kabaca üç grup var. ABD başlı başına bir kutup. Avrupa Birliği bir kutup, bir de bunun dışında kalan ülkeler. Birleşik Krallık, ilk iki kampa da çok yakın. Bunun dışında kalan ülkelerden de tek başına görüş oluşturma, âdeta bir kutup olma niteliği taşıyan ülke, Türkiye. Zirve’nin küresel açıdan böylesi önemli bir dönemde Türkiye’nin ev sahipliği yapması, Türkiye’nin uluslararası rolü ve NATO’daki konumunun pekişmesi açısından önemli. 2024 yılında bu Zirve’yi düzenlemeye talip olduğumuzda bu kritik dönemi öngörmüştük, esasen.

Bakan Fidan, İsrail’in saldırgan tavrının bütün dünyanın sorunu hâline geldiğini ifade ederek “Bu tek başına Türkiye’nin sorunu değildir. İsrail bölgede yıkım olsun istiyor. Bazı ülkeleri işgal etmek, terör uygulamak istiyor. Bunun küresel düzeyde güvenlik bakımından, ayrıca ekonomik alanda yansımaları var. İsrail’in giderek daha fazla diplomatik tepkiyle karşılaştığını görmekteyiz. Bu diplomatik tepkinin sonuç vermesini ve bölgemizdeki tüm ülkelerin barış, istikrar ve refah içinde yaşamasını ümit ediyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Güney Kafkasya’da 3+3 Mekanizması’nın işletilmesi konusunda mutabık kalındığını belirterek şunları kaydetti:

Türkiye, Rusya, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki iş birliğinin derinleştirilebilmesi bakımından çok önemli bir mekanizma bu. Biz bölge ülkeleri olarak şunu görebilmeliyiz: Rekabet ve tahakküm arayışları yerine iş birliğini ön plana çıkarmamız lazım.

Bu anlayışın Orta Doğu’daki son gelişmeler bağlamında belli bir noktaya gelmekte olduğunu görüyoruz. Aynı bakış açısıyla Güney Kafkasya ve Orta Asya’da ekonomilerimizi güçlendirebilir, istikrarı artırabiliriz. Tahakküm kurma arayışlarına son verilmesi lazım. Barış, huzur ve istikrar hepimizin lehine olacaktır. Anlayışımızı değiştirmemiz lazım. 3+3 formülü, Kafkaslarda önemli bir iş birliğinin hayata geçirilmesine hizmet edecektir. Tabii ki engeller var. Bazı ülkelerin karşılıklı güvensizliği ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Öte yandan ortak bir arayış da söz konusu. Geçen hafta toplantımız vardı: Azerbaycan-Türkiye-Gürcistan toplantısı. Özellikle bağlantısallık konusunda bir şeyler yapılabiliyor. Orta Koridor’un Türkiye’ye bağlanması, bu konular görüşüldü. Önemli adımlar atılabileceğine inanmaktayız.

Paşinyan Hükûmeti çok önemli adımlar attı. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın iradesiyle doğrudan ticaret ve uçuşlar dâhil olmak üzere birçok önemli adım daha atıldı. Yeni dönemde yapılması gerekenler de ortada. Biz o şartlar ortaya çıktığında normalleşmeye hazırız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler