Ana içeriğe geç

Hüseyin Çelik’ten adalet çağrısı: Susan insan hak iddiasında bulunamaz

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Demokrasi Platformu’nun “Adalet Hemen Şimdi” başlıklı konferansında yaptığı konuşmada, Türkiye’de adalet meselesinin ekmek ve su kadar temel bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi. Üniversitelerin ve medyanın gerçekleri dile getirmekten kaçınamayacağını belirten Çelik, “Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz. Üniversitenin, medyanın konuşmamak, gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksü yoktur” dedi.

Hüseyin Çelik’ten adalet çağrısı: Susan insan hak iddiasında bulunamaz
Karar
16

Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen Bahar Konferansları’nın ikincisi, “Adalet Hemen Şimdi” başlığıyla İstanbul Fatih’teki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevtap Yokuş, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski hukuk danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç ile KARAR yazarı - hukukçu Figen Çalıkuşu konuşmacı olarak katıldı.

Programın açış konuşmasını ise eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yaptı.

Çelik, konuşmasında sivil toplumun önemine, Türkiye’de adalet sorununa, yargı ve özgürlükler alanındaki gerilemeye, cezaevlerindeki doluluğa ve toplumun konuşma sorumluluğuna dikkat çekti.

“ADALET HALKIMIZIN EKMEĞİDİR”

Hüseyin Çelik, konuşmasının başında örgütlü toplumun demokratik hayat açısından önemini vurguladı.

“Medeni insanlar yönetilmelerine müsaade ederler ama güdülmelerine müsaade etmezler. Bunun için örgütlenirler” diyen Çelik, gerçek sivil toplum kuruluşlarının hükümetin güdümünde olmayan, kanunla kurulmayan ve gönüllülük esasına dayanan yapılar olduğunu söyledi.

Türkiye’de STK zannedilen çok sayıda yapının aslında kanunla kurulmuş meslek örgütleri olduğunu belirten Çelik, TOBB’dan TESK’e, barolardan odalara kadar birçok yapının Avrupa Birliği standartlarında sivil toplum kuruluşu kabul edilmediğini ifade etti.

Çelik, derneklerin, vakıfların ve demokratik inisiyatiflerin Türkiye gibi “demokrasi sancısı çeken” ülkeler için hayati önemde olduğunu belirterek, “Adalet halkımızın ekmeğidir, insanların ekmeğidir” dedi.

“TÜRKİYE ADALET ENDEKSİNDE ÇAKILMIŞ DURUMDA”

Hüseyin Çelik, Türkiye’nin uluslararası adalet ve özgürlük endekslerindeki yerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Dünya Adalet Raporu’na göre Türkiye’nin 143 ülke arasında 118’inci sırada yer aldığını belirten Çelik, 2015 yılında Türkiye’nin 80’inci sırada olduğunu hatırlattı.

Çelik, “10 yılda 38 basamak düşmüşüz. Adeta çakılmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

Bireysel özgürlükler açısından da Türkiye’nin 165 ülke içinde 144’üncü sırada bulunduğunu belirten Çelik, bu tabloyu “çok hazin” olarak nitelendirdi.

“CEZAEVLERİMİZDE 420 BİN İNSAN VAR”

Çelik, cezaevlerindeki doluluk oranına da dikkat çekti.

Türkiye’de cezaevi kapasitesinin yaklaşık 300 bin olduğunu söyleyen Çelik, buna karşılık cezaevlerinde 420 bin kişinin bulunduğunu ifade etti.

Son infaz düzenlemesiyle birlikte tablonun daha da ağırlaştığını belirten Çelik, adalet çığlığının, adalete duyulan özlemin ve mahkemelerdeki sorunların Türkiye’nin temel meselelerinden biri haline geldiğini söyledi.

Çelik, “Adalet çığlığı, adalete olan özlem, adalet eksikliği, adalet aksaklığı, mahkemelerdeki durum bizim şu anda ekmek kadar, su kadar temel meselemiz durumundadır. Mutlak surette bu problemi aşmak zorundayız” dedi.

“MESELELERİMİZİ KONUŞARAK HALLETMEK ZORUNDAYIZ”

Çelik, konuşmasında toplumsal sorunların konuşarak çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bazı kişilerin “Konuşuyorsunuz da ne faydası var” dediğini aktaran Çelik, buna karşılık “Bir kere konuşacağız, beş kere konuşacağız, on kere konuşacağız” yanıtını verdi.

Türkiye’nin kusurlu da olsa bir demokrasiye ve kâğıt üzerinde de olsa bir hukuk devleti iddiasına sahip olduğunu belirten Çelik, meselelerin konuşularak çözülmesi gerektiğini söyledi.

“ÜNİVERSİTENİN VE MEDYANIN SUSMA LÜKSÜ YOK”

Hüseyin Çelik’in konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm, toplumun suskunluğuna yönelik eleştirisi oldu.

Çelik, “Konuşmayla ilgili de bir problemimiz var. Susma hakkını kullanan bir toplum olamaz. Susan insan hak iddiasında bulunamaz” dedi.

Sıradan yurttaşların kendi aralarında konuşabileceğini ancak üniversitelerin ve medyanın daha büyük bir sorumluluğu olduğunu ifade eden Çelik, şu sözleri kullandı:

“Köylü Mehmet Ağa, köy kahvesinde karnından konuşabilir, itiraz edebilir, kendi arasında dedikodu yapabilir ama üniversitenin, medyanın konuşmamak, gerçekleri haykırmamak gibi bir lüksü yoktur.”

“TÜRKİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ”

Çelik, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun 2026 Küresel Haklar Endeksi’ne de değindi.

Bu endekse göre Türkiye’nin işçiler için dünyanın en kötü 10 ülkesinden biri olduğunu belirten Çelik, “Biz bunu hak ediyor muyuz?” diye sordu.

Yetkililerin bu eleştiriler karşısında Türkiye’nin çok iyi durumda olduğunu söylediğini ifade eden Çelik, Demokrasi Platformu olarak amaçlarının, çözüm noktasında etkili ve yetkili kişilerin yüzüne ayna tutmak olduğunu belirtti.

HAŞİM KILIÇ: TÜRKİYE YARGISI HİÇBİR DÖNEMDE BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ OLAMADI

Konferansta konuşan eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da Türkiye’de yargının tarihsel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıç, “Türkiye Cumhuriyeti yargısı, Cumhuriyet’in hiçbir döneminde bağımsız ve tarafsız olamadı” dedi.

İstiklal Mahkemeleri’nden 1961 ve 12 Eylül darbelerine kadar birçok dönemde sorunların merkezinde yargı kararlarının bulunduğunu söyleyen Kılıç, yargının bazı krizlerin çıkmasında ve büyümesinde etkili olduğunu ifade etti.

whatsapp-image-2026-06-07-at-22-12-17.jpeg

“SEÇİME YAKIN PARTİ KAPATMA DAVALARINA BAKMAZDIK”

Haşim Kılıç, siyasi parti kapatma davalarına ilişkin AYM’deki geçmiş uygulamalara da değindi.

Seçimlere yakın dönemde açılan kapatma davalarına bakmamayı bir gelenek haline getirdiklerini belirten Kılıç, bunun adil olmayacağını söyledi.

Kılıç, son parti kapatma davasının sonuçlandırılmamasını da bu çerçevede değerlendirdi ve “İyi ki ertelemişler” ifadesini kullandı.

O dönem Anayasa Mahkemesi’ne ve başkanına çok ağır eleştiriler yöneltildiğini hatırlatan Kılıç, bugün aynı çevrelerin söz konusu partiyle daha olumlu ilişkiler içinde olmasını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

AK PARTİ’NİN KAPATMA DAVASINI ANLATTI

Haşim Kılıç, 2007 yılında AK Parti hakkında açılan kapatma davasına da değindi.

Kılıç, başsavcının AYM’ye 487 delil sunduğunu, bu delillerin büyük bölümünün gazete kupürlerinden oluştuğunu söyledi.

“Başsavcının önümüze koyduğu 487 delilin 450 küsurunu bir çırpıda kenara attık ve sadece 30’a yakın delil kaldı” diyen Kılıç, yüzde 47 oy almış bir partinin gazete kupürleriyle kapatılmak istendiğini ifade etti.

Kılıç, partinin iyi ya da kötü olmasının kendisini ilgilendirmediğini, önemli olanın hukuk ilkeleri olduğunu belirtti.

ABDULLAH GÜL’ÜN ADAYLIĞI VE 367 KARARI

Kılıç, 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini de hatırlattı.

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinin ardından eşinin başörtülü olması nedeniyle bazı çevrelerin adaylığa sert şekilde karşı çıktığını belirten Kılıç, Köşk çevresinde insan zinciri oluşturularak tepki gösterildiğini anlattı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamanın Anayasa Mahkemesi’ne taşındığını hatırlatan Kılıç, bu karara ilişkin çok önemli bir muhalefet şerhi bulunduğunu söyledi.

Kılıç, AYM’nin kısa sürede görüş değiştirerek yapılan oylamayı içtüzük değişikliği gibi değerlendirdiğini ve iptal kararı verdiğini belirtti.

Bu sürecin ardından AK Parti’nin erken seçim kararı aldığını, seçimden daha büyük milletvekili sayısıyla çıktığını ve sonrasında cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi sürecinin başladığını anlattı.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI SÜRECİ

Haşim Kılıç, 2014’te Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonraki süreci de değerlendirdi.

Kılıç’a göre Erdoğan, cumhurbaşkanı olduktan sonra bir partinin lideri gibi hareket ederek fiili bir durum oluşturdu.

Kılıç, daha sonra Devlet Bahçeli’nin bu fiili durumu resmileştirme çağrısı yaptığını ve anayasa değişikliğiyle partili cumhurbaşkanlığına geçildiğini söyledi.

Bu sürecin ardından cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin geldiğini belirten Kılıç, bugünkü siyasi tablonun oluşmasında geçmişte din ve inanç özgürlüğü alanında yapılan yanlışların önemli payı olduğunu ifade etti.

“BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA FAHİŞ HATALAR YAPILDI”

Kılıç, 2010 öncesinde din ve inanç özgürlüğü alanında ciddi yanlışlar yapıldığını söyledi.

Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsüyle ilgili iki kanunu ve bir anayasa değişikliğini iptal ettiğini hatırlatan Kılıç, bu kararların büyük hatalar olduğunu savundu.

Kılıç, başörtüsü meselesinin bugünkü siyasi tabloyu ortaya çıkardığını belirterek, geçmişte yapılan fahiş hatalar için milletten özür dilenmesi gerektiğini söyledi.

“ADALET HEMEN ŞİMDİ” ÇAĞRISI

Konferansta yapılan konuşmalar, Türkiye’de adalet, yargı bağımsızlığı, sivil toplumun rolü, ifade özgürlüğü, parti kapatma davaları ve siyasal sistem tartışmalarını aynı başlık altında birleştirdi.

Hüseyin Çelik’in “Adalet halkımızın ekmeğidir” ve “medyanın, üniversitenin susma lüksü yoktur” sözleri konferansın ana mesajı olarak öne çıktı.

Haşim Kılıç’ın yargı ve siyasi parti kapatma davalarına ilişkin değerlendirmeleri ise Türkiye’de hukuk devleti tartışmalarının tarihsel arka planına dikkat çekti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler